2019 Seyahat Defterim & Diğer Şeyler

0
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

Dördüncü geleneksel yıl kapanışı ve seyahat defterime yazıma hoşgeldiniiiiz! 2019’u ve seyahatleri anlatmaya başlamadan önce bir itiraf: bu yazıyı yazmaya bir kaç defa oturdum ama daralıp yazamadan kalktım. Neden peki? 2019 son 10 yılda en az seyahate gittiğim ve en en az uçağa bindiğim sene olarak kayıtlara geçebilir de ondan! 🙂 2019 başlamadan kendimde tüm sene için sadece üç hedef belirleyip seyahatleri dışarısında bırakmıştım. İnsanlık için önemsiz benim için büyük bir bırakıştı. Bu yazıda sadece seyahatlerimi yazayım dersem 4-5 madde yazarım ve erkenden dağılırız. O nedenle ay ay bu sene neler oldu, neler öğrendim paylaşayım arada da seyahatlerden bahsedeyim isterim. Hazırsanız başlıyorum.

ps: 2016’da blogumu açmamdan itibaren yıl sonunda o senenin seyahatlerinin bir özetini yazıyorum. (bkz: 2016 seyahat defterim , 2017 seyahat defterim  ve 2018 seyahat defterim )

Ocak: İstanbul’dayım ve Yoga Eğitmenliği Eğitimi Başlıyor

2018’de canımız ve ailemizi en önemli üyesi Barley aramıza katılınca biliyorduk. Biz artık her yıl başı gecesini evde, bol bol yiyip içerek ve Barley ile geçirecektik. 2019’un ilk saniyelerine o zamanlar daha ufak (yaşça ufak.. asla fiziksel olarak ufak olmadı :D) olduğu için uyuklayan Barley’nin yanında girdik. Bütün gün yemek hazırladık, hepsini 15 dakikada yedik, kart oyunları oynadık (pişti oynamayı bu yaşımda öğrendim), bol bol prosecco içtik, ateş karşısında sessizce oturduk. Daha iyi bir yılbaşı kutlaması hayal edemezdim. Bu sene de 2020’ye giriş planımız tam olarak aynısı.

İşler güçler anlamında Ocak ayı hızlı başlamıştı. Hem kurumsal işimde, hem blog işlerimde, hem de özel girişimlerim – danışmanlık işlerimde bol çalışmalı yanar döner zamanlar geçiriyordum. 2019’da giriştiğim ek işleri anlatmaya ayrı bir yazı gerekebilir, o derece. Bu yoğunluk yetmezmiş gibi 2018’de üzerine çok düşünmeden aldığım bir kararla 200 Saatlik vinyasa odaklı yoga eğitmenlik eğitimine başladım. Amacım sadece kendim için yogayı daha derinden öğrenmek ve eğitim süresince bol bol yoga yapmaktı.

Ocak ayında ilk modülüne gittiğim yoga eğitmenliği eğitimi deneyimimi şu yazıdan okuyabilirsiniz. O zamanlar henüz bilmiyordum ama eğitim, ödevler, girmem gereken uzun ders saatleri, vermem gereken dersler, okumalar, belgeseller, kendi merakım derken bu iş çok büyüyecek ve zaman alacaktı!

Şubat: Asya 102 Yükleniyor – Filipinler, El Nido

Aylardan Şubat olunca 14 Şubat Sevgililer Günü’nü de içine alan 8 günlük bir Filipinler seyahati biletim, otel rezervasyonlarım ve planım vardı. Aslında Filipinler hakkını vererek gezmek isterseniz bir aya yakın zaman ayırılması gereken harikalıkta ve uzaklıkta bir ülke. Ancak evde bekleyen tüylü bir minnoş olunca biz 8 günde ve sadece El Nido’da karar kıldık.

Başkent Manila’da bir gece kaldıktan sonra ufacık pırpır uçaklarla El Nido’ya vardık ve merkezden bir tık uzak olan Corong Corong Plajı’ndaki balayı otelimize yerleştik. Uzun bir yolculuk oldu ama sonunda: tropik cennetteydik! Daha önce Japonya, Çin, Singapur ve Tayland seyahatlerim ile Asya 101 dersini vermiş içinde İspanyol ve Amerikan kültürü izleri olan Filipinler ile Asya 102 dersime hazırdım.

Yedi gün boyunca El Nido’daki hemen hemen tüm tekne turları, gezilecek yerler, plajlar, aktiviteleri deneyimledik. Hayatımızın en harika mangolarını yedik. En ilgili, pozitif, güler yüzlü yerel insanlarla tanıştım. TÜM GÖRDÜĞÜM ÜLKELER İÇİNDE en pozitif, ilgili ve arkadaş canlısı demek istiyorum. Gittiğim günlük tekne turların birinde insanlarla konuşmaktan bir kaç noktada foto çekmeyi unuttum o derece! Hem Filipinler’e hem de El Nido’ya yeniden gitmeyi çok isterim. Çok sevdim.

El Nido gezi rehberi yazım: Tropik Cennette Bir Hafta

Filipinler hakkında ilginç bilgiler yazım: Doğası Cennet, İnsanı Minnoş Filipinler Hakkında İlginç Bilgiler

Bir de Las Cabanas plajında zip-line yaparken ufak bir kaza ve Atıl’a dikiş atılma durumumuz oldu. Detayları – Bitmeyen Trajikomik Hikaye: Seyahatlerde Başımıza Gelen Türlü Sağlık Olayları yazımdan okuyabilirsiniz.

Mart, Nisan Mayıs: Sıfır Seyahat & Bol Çalışma

Filipinler dönüşü Atıl da ben de deli bir çalışma temposuna girdik. Üzerine benim yoga eğitmenliği eğitimi eklendi. Değil seyahat etmek iş harici nedenlerle köprüyü bile geçmez olmuştum. O dönem, içindeyken henüz farketmiyordum ama her şey çok üstüme üstüme gelmeye başlamıştı. 2019’a sadece 3 konuyu önceliklendireceğim diye mantıklı bir şekilde başlayıp, yıl ortası gelirken kendim 333 konu ile uğraşmaya zorluyordum.

Bir de üzerine sosyal medyada ve özellikle instagram’da herkesin sürekli mutlu, başarılı, gezme halinde olması, “en iyi hayatlarını” yaşaması ya da en azından bu şekilde görünmesi nedeniyle bir ben beceriksizim sanıyordum. Bu aylar yılın EN ÇOK YENİ ŞEY ÖĞRENDİĞİM ve en çok çalıştığım dönemi oldu. Ve beni sonraki dönemlere hazırladı ve bir kaç konuda gözümün açılmasını sağladı.

Bu ayları bir kaç kare ile anlatsam: i)udemy’de özellikle google analytics, seo, adwords üzerine ders dinlerken bilgisayarın üstüne düşüp uyuyakalmam ii)danışmanlık verdiğim bir online ticaret sitesi için bagajımı ve arabamı sürekli ürün doldurmam ve influencer kargo işleri ile boğuşmam iii)birlikte çalıştığım ve çok sevdiğim bir arkadaşımla haftada en az bir defa iş çıkışı nargile cafe’de buluşup dünyanın en altın varaklı, en seri-köz-getir, en ala-turca dekoru içirisinde iki uzaylı gibi kızarmış Çin usulü dondurma yememiz.. derdim.

Haziran: Bilmem Kaçıncı Amsterdam Seferi + Leiden

Aylardan Haziran gelince Atıl’ın Metallica konseri sevdası nedeniyle yolumuzu TABİİ Kİ DE BİLEREK & İSTEYEREK bi’ şekilde bu kaçıncı olduğunu hatırlamadığım defa Amsterdam’a düşürdük. Amsterdam ve Hollanda üzerine 25+ adet yazı içeriğim olduğu için tek tek link vermeden sizi karıştırıp favori yazınızı bulmak üzere şuraya alayım.Bu son gidişimde önceden denemediğim yeni ve harika yeme içme mekanları keşfettim. Bir de sakin bir Pazartesi günü trene atlayıp Leiden’e gidip gezdik. Leiden gezi notlarımı da üzerine tıklayıp okuyabilirsiniz.

Artık semtlerini, yollarını ve mekanlarının çoğunu ezberlediğimiz bu şehirde amaçsızca, yapılacaklar listeleri olmadan gezinmek çok büyük keyif. Her sene en azından bir defa Amsterdam’a gitmek bizim için ritüelimsi bir şey oldu diyebilirim. Kuzey yönünü, soğuk havaları, kocamaaan açık mavi gökyüzünü, soğuk görünümlü ama aslen sıcak Dutch’ları, bavullarca kitap alışverişi yapmayı ve iyi biraları çok seviyorum.

Bu arada Haziran sonunda Yoga eğitmenliği eğitimimimin ders/modül kısımları bitmişti. Geriye 5 günlük inziva, inzivada verilecek ders ve alacağım dersleri 30 adede tamamlamak kalmıştı!

Temmuz: İstanbul’dayız & Çalışıyoruz & Zamana Karşı Yarışıyoruz

Aslında senenin en çok izin kullanılması, en çok gezilip en az çalışılması gereken ayındaydık ve ikimiz de bolca çalışıyorduk. Ben bu ay çok tatlı ve butik bir markaya sosyal medya danışmanlığı verip 3 aylık iletişim takvimlerini hazırlıyordum. Her akşam iş çıkışı Barley’yi de yanıma alıp balkonda 2-3 saat çalışıyordum. Bir de yoga eğitmenliği eğitiminin en büyük şartı olan 30 ders alma talebini karşılamak için her fırsatta Yoga Şala Etiler’e gidip orta – ileri seviye derslere giriyordum.

Atıl ise udemy’de baya büyük ve önemli bir topluluk olan Code Stars ile ortak dersini kaydediyordu. Kurumsal bir işte çalışmasına karşın 30 küsür saatlik dersi bir kaç ayda hem Türkçe hem de İngilizce olarak (yani 60 saat!!) kaydetmek gibi bir çılgınlık yaptı. Hatta Temmuz’da doğan sevgilimin doğum gününü onun kayıt programına uymadığı için gerçek gününde kutlayamadık bile! Programına uyan bir gün son anda koştur koştur yediğimiz yemekle kutladık. Atıl’ın programlama ve siber güvenlik konulu udemy derslerini şuradan inceleyebilirsiniz. ps: an itibari ile onun dersleri ile Python yazılım dili öğreniyorum… aşırı keyifli! Benim gibi sıfır programlama bilginiz varsa ve öğrenmek istiyorsanız kişisel çıkarırım şu: herkes her dili öğrenir bunda sorun yok ama harika programlar, app’ler yazmak ciddi çalışma ve kendini adama işi.

Aşağıda da %100 zeynepcans yapımı doğum günü pastasını görebilirsiniz. evet güllaç. evet çok seviyor. evet seyahat bloguna güllaç fotosu koydum. hayır utanmıyorum. #thestreuggleisreal

Ağustos: Kendime Bir Ay İzin – Dijital Detoks

Aylardan Ağustos geldiğinde dijital detoks yazımın başlangıcında yazdığım gibi tam olarak şöyle hissediyordum: “Çok bunalmıştım. O kadar bunalmıştım ki artık kızmak, üzülmek, isyan etmek gibi tepkiler vermeyi bile bırakmıştım. Günler geçiyordu, hafta içi, hafta sonu hiç biri farketmiyordu. Hoop Pazartesi. Hooop Pazar. Günlüğüme hayatımı yazarken sıkılıyordum. Sabahları sürünerek kalkıyordum, işe gidip geliyordum, akşam evde diğer öğrenmek istediğim şeylere ve başka işlerime zaman ayırıyorum. Kaytarmıyordum, çalışıyordum. Ama asla mutlu, tatmin olmuş veya üretken hissetmiyordum. Zaman hızla akıyordu ve ben sadece izliyordum. Dehşetle.”

Evet koskoca Ağustos’u kendime “dijital izin” aldım. Dijital dünyada, olup bitene kulaklarımı ve gözlerimi kapatmak o kadar iyi geldi ki! Aylardır yazamadığım uzun uzun gezi rehberleri hazırdı, alıp alıp istiflediğim kitaplar okundu, online eğitimler yapıldı. Tuhaf bir şekilde daha az dışarı çıktım, daha az alışveriş yaptım ve birikimlerim bile arttı! Bu güzel ayın detaylarını yazıdan okuyabilirsiniz. Hatta bu aralar telefonda/internette geçirdiğiniz zamanlara üzülüp, ilham almak yerine darlanıyorsanız bir aylık detoks yapmanızı şiddetle öneririm. Ben her sene Ağustos ayını (çünkü Ağustos’un tamamını izin almak çok İtalyan!) dijital izin almayı planlıyorum.

2019’un bu ayında hayatım boyunca yanımda olacak çok değerli bir şey öğrendim: istediğim zaman her şeyi kapatıp çekilebileceğim harika bi’ yer var KENDİM!

Eylül: Fethiye’de 5 Günlük Yoga İnziva

Aylardan Eylül olunca yoga eğitiminin kapanışı olacak, sertifikaları alacağımız yoga inzivaya gitmek üzere Fethiye Babadağ’a doğru yola çıktım. Yalan yok çok büyük beklentilerim vardır. Uzun süredir kafamda dönüp duran arada cevapladığım ama cevapların doğruluğundan asla emin olamadığım sorulara cevaplar bulacaktım. Bak seeeen! 🙂

Uzun uzun anlatmadan hemen sonucu söyleyeyim: benim için süper keyifli bir 5 gün olmadı. İyi ki de olmadı. Çünkü bol bol düşündüm, yazdım, tadımı kaçıran şeyleri farkettim. Ve önümüzdeki bir kaç ay daha devam edecek kendimi sorgulama ve saçmaladığım yerleri görüp işaret etme farkındalığıma başladım. Bu dönemde ve sonrasında yazdıklarımı en yakın zamanda blog yazıları haline getiricem. Özellikle onaylanma isteği, insan ilişkileri ve başarı-başarısızlık konularında EPİK HATALI düşünce ve hislerimi farkedip aydım. Aşağıya bir tane örnek ekliyorum. <3

View this post on Instagram

💙Çok büyüttüğün konuların ne kadar küçük olduğunu deneyimlemek istersen uçurumun kenarına git. Otur ve manzaraya bak. Gözlerin ve vücudun yüksekliğe alışınca kenara iyice yaklaş ve yapabiliyorsan bacaklarını boşluğa sarkıt. Gözlerini kapat. Bu seçenek çok korkunçsa asırlık devasa bir ağacın altında dur. Etrafını dönerek kollarınla sarıl. Kokusunu içine çek ve belki de öp. Veya denizin ufuk çizgisi ile buluştuğu noktaya bak. Ne kadar sonsuz. Ötesi gözlerimizin görme yetisi dışında. Çimlerin yumuşacık kucağına yat ve ağaç dalları arasından gökyüzüne bak. 💙Demek istiyorum ki kendini doğanın, küre şeklinde dönüp duran bol sulu Dünya anamızın kollarına bırak. Hayatımızda her şey boka sarsa da bu güzel gezegen, Güneş’in ve kendi çevresinde dönecek. Gezegenin farklı yerlerinde güneş doğacak ve batacak. Harika pembe gökyüzü manzaraları oluşacak. Mevsimler (insanlık olarak içine etsek de) yavaşça birbiri içine geçip değişecek. Sonbahar denen o büyülü dönem yaşanacak. Ay dünya çevresinde dönecek ve evrelerini bizlere gösterecek. Okyanuslarımızda gel-gitler olacak. Ruh hallerimizde de tabii. 💙Zamanın başlangıcından beri Dünya döndü, Güneş ısıttı, Ay da farklı yüzlerini gösterdiler mi bilmiyoruz. Bilim der ki hiçten geldik. Büyük patladık. Fiziksel, gördüğümüz her şeyimizin %100’e* yakını boşluk. (canlı cansız tüm atomların ortalama boşluk oranı 99.99999996%) En gerçek deneyimimiz olan kendimiz de dahil. Hiç. Sürekli genişliyoruz. Ve çok çok çok çok uzun zaman sonra.. aklımızın almayacağı kadar uzun zaman sonra yeniden %100 hiç olmaya doğru ilerliyoruz. %100’e yakını hiç olan bizler %100 olasılıkla öleceğiz. 💙Doğa, okyanuslar, asırlık ağaçlar, dağlar, uçurumlar, Ay ve Güneş…onlar burada daha uzun süre kalacak. İçinde biz olmadan, her şey devam edecek. Ama bu düzen onlara da kalmayacak. Bizle aynı yöne hiçliğe doğru ilerleyecekler. Üzüldüğümüz, büyüttüğümüz her şey boş ve yok olacak. E o zaman yaşamak ve mutlu olmak için ne yapalım? 💙Neredeyse %100 olan o boşluğun içindeki %0.0001’den az doluluğu, anlamı bulup ona odaklanmak.O her neyse ona bakıp büyütmek. Yapılacak tek mantıklı şey bu. Adım adım, günden güne, saat başı,dakika başı kontrol ederek. Gerisi boş.Hiç. 💙

A post shared by Zeynep Cansoylu (@zeyneppcans) on

Duygusal kısmı bir kenara bırakırsam maddesel olarak yoga’nın ne kadar kar amaçlı bir sektör haline geldiğine ve biz acemi yoginileri nasıl hiç düşünemeden içine çektiğine dair aymaya başladım. 2019’un geri kalanı ve 2020 için planladığım kadar çok staj, eğitim, yoga işi yapmayacağımı çünkü gerek olmadığını harika çam ağaçlarının altında yatarken anladım. “Sadece ders vermek istiyorum ve saatleri abartmadan birazcık daha yoga öğrenmek. Tüm hafta sonlarımı günde 10’ar saatten kitlemek istemiyorum.” farkındalığına geldim. Kayıt olduğum tonlarca şeyi nazikçe bıraktım.

En kötü yoga dersi verecek yer bulamam ama ben bu işte yokum diyerekten kendi macerama atıldım. Şimdiden spoiler vereyim Ekim ayı ortasında haftan 2 gün ders vereceğim gönlüme ve mantığıma göre bir yoga işi buldum. Detayları merak edenleri Yoga Eğitmenliği Eğitimi Sonrası Durum Raporu yazıma beklerim.

Ekim: Berlin Seyahati ile Sahalara Dönüş

Aylardan Ekim olunca Atıl’ın Udemy işleri için Berlin’e gitmesi gerekti. Zamanın çoğunda Udemy ekibi ile takılacağı için içimden ve dışımdan “OMG OMG solo seyahat!!!” diye sevinerek peşine takıldım. Gerçekten de birlikte az zaman geçirdik. Ama uzun süredir özlemini çektiğim solo şehir seyahati oldu benim için. Müteşekkirim.

İlk defa 2015’i karşılamak için gittiğimiz Berlin’de önceden belli başlı turistik yerleri görüp tik atmış olmanın verdiği rahatlıkla keyifle gezdim. Yoga derslerine girdim. Harika kitapçılar ve kahveciler kovaladım. 15 kg ile İstanbul’dan yola çıkan bavulumu 30 kg limitine yaklaştıracak kadar kitap aldım. Lululemon’daki yoga matlarına kalbimin ve aylık gelirimin bir kısmını bıraktım.

Ayıptır söylemesi yanımda yemek zevki köfte – pilav – yoğurttan oluşan biri olmayınca bol bol Asya mutfağı, deniz ürünü ağırlıklı yemekler ve vegan seçenekler deneme şansım oldu. E arada sapıtıp hamburgere de düştüm tabii. Son olarak da geçen gidişimizde süper gezip keşfedemediğim yavru vatan Kreuzberg’e bir tam gün ayırıp bol bol gezdim.

Bu seyahatimden Liste & Plan Yapmayı Seven Fahri Almanlar için Geliyor: Berlin’de Yapılacaklar Listesi ve Kreuzberg Gezicekler Yerler Listem yazıları yazdım.

Kasım & Aralık: Yıl Kapanışı Veriyorum…

Yılın son aylarında geriye dönüp koca seneye bakınca en çok şey öğrendiğim, eğitim aldığım, kitap okuduğum, düşündüğüm, sorguladığım, yazıp çizdiğim yıl oldu diyebilirim. Bir de iletişim ve dürüstlük anlamında en ileri seviyelerime ulaştığım bir seneydi. Hem kendime hem çevreme karşı. Kasım ayında bir Pazartesi her şeyin ve herkesin sürekli mükemmel olduğu instagram üzerinden büyük bir hayal kırıklığımı yazdım. İnsanlardan da onlarınkileri paylaşmalarını istedim. Hiç beklemediğim kadar çok ve dürüstlükte cevaplar aldım. Detayları okumak için Kendimize Özgü Kalp Kırıklıkları Listemiz yazıma beklerim. Bundan bir iki sene önce böyle bir şeyi değil yapmak, aklımdan bile geçirmezdim.

Aylardan Aralık olunca her zamanki yeni yıl ve planları heyecanımı yaşamadığımı fark ettim. Ufak çapta panik olup bu konuyu düşünürken aşağıdaki instragram post’unda bahsettiğim tuhaf ama çok güzel rüyayı gördüm.

View this post on Instagram

🎄Her sene yılbaşına süper anlam yüklerim ve çok mutlu & motive olurum. Bu sene bu ruh halimden baya uzak hissediyordum. ✨Hatta “neden heyecanlanmıyordum?” “neden hedefler belirlemiyorum?” diye dertleniyordum. 🌟Tam da bu dönemde hayatımın en harika ve anlamlı rüyasını gördüm. Rüyamda bu sıralar aklımda büyütüp durduğum geleceğime dair iki sorunun cevabını arıyordum. Bu dünyadan olmayan, tamamen ışıktan oluşan ve formları olmayan tuhaf varlıklar beni TV ekranları ile dolu bir odaya götürdüler. 🌟İlk sorumun cevabı için bir kaç yıl sonrasında sıradan bir günümü ekrandan izlemeye başladım. Başka bir evde yaşıyorduk ama her şey, her detay süper geçekçiydi. Atılı ve kendimi çok detaylı gördüm. Daha önce hayatımda görmediğim bu evin detaylarını inceledim. Çok tuhaf bir deneyimdi. Bir de ayıptır söylemesi eve ve o zamaki bize aşık oldum. 🌟Henüz gördüklerime alışamadan ikinci sorumun cevabı için diğer ekrana bağlandık. Bu sefer diğer soruma cevap alacağım başka bir mekandaydık. Ben şoklar içinde gelecekteki kendimi izliyordum. Böyle net net, rakamlarla, şu olacak bu olacak şeklinde cevaplar almıyordum. Daha çok nasıl hissedeceğimi deneyimliyordum. Yazınca tuhaf gelebilir ama öyle bir şeydi. Gerçek üstü bir deneyimdi. ✨”Haydi gel sana en önemli kısmı gösterelim” dediler. Hiç düşünmeden“Tamam” dedim ve üçüncü ekrana bakmaya başladık. Ekranda Atıl’la yüz yüze bakar şekilde yan yatıp uyuduğumuzu gördüm. Hava karanlıktı. “Yakından bak” dediler. Ekrana yaklaştım. “Biraz daha yakından” dediler. Biraz daha yaklaştım ve hooop ekran beni içine çekti. Atıl’ın karşısında yatan gelecekti Zeynep yerine şimdiki bendim. 🧡”En önemli kısım ne acaba?” diye düşünürken uyandım. Gerçekten uyandım şimdiki zamanda, evimizde ve yatağımızda. Rüyamdaki gibi karşımda Atıl uyuyordu. “En önemli kısım” bulmacasını anlamlandırmaya çalışırken sonunda anladım. KARŞIMDA UYUYORDU! 🥺🥰🙏🏻 🌟Bu rüyayı görüp kendime gelmemi sağlayan bilinçaltım, kozmos, her ne ise çok teşekkür ederim. Belki okuyan birilerine iyi gelir diye paylaşmak istedim. Sevdiklerinizi çok sevip onlara sık sık söyleyin bol bol sarılın. ✨✨✨ . . . #loveislove #loveisall #allislove

A post shared by Zeynep Cansoylu (@zeyneppcans) on

2020 için planlar hedefler neler? Geçen sene 3 hedef bu 3 hedefe karşılık gelen 9 alışkanlık demiştim. Yıl sonu skorlara bakınca 3’te 1.7 gibi bir yerdeyim. O nedenle bu sene 2 adet aşırı spesifik hedefim var. Amaç 2/2 yapmak o nedenle 2 yerine 222 işle uğraşınca durup kendime gelmeyi ve sadece hedeflere odaklanabilmeyi umuyorum. Yılın son günü olan bugünü de izin alıp sadece çok sevgili 2 hedefim üzerine düşünüp planlar yapmaya ayırdım. Hem 2020’de de 2 tane iki var zaten bu durum çok hoşuma gitti. :p

Peki sonra seyahat planlarında neler var? Kesin olarak bileti ve otel rezervasyonu olan Ocak ayı Roma – Venedik seyahati var. Gerisi tamamen belirsiz. 2020 için hayallerim neler? Yeniden Japonya, bir kaç senedir radarımda olan Toskana, her sene olduğu gibi Amsterdam ve vakit ve bütçe kalırsa Güney Asya’da bir yerler derim.

Şimdi söz sizde – 2020 seyahat ve hayat planlarınız neler? Mutlaka yorum bekliyorum!

ps: tüm yazılardan haberdar olmak & beni takip etmek için instagram sayfam : zeyneppcans

facebook sayfam: zeynepcansoylucom

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Share:

4 Comments

  1. Yamaç
    Ocak 1, 2020 / 10:23 am

    Güzel bir 2019’un ardından harika ve 2/2 yapacağın bir 2020 diliyorum. Benim seyahat hedefim en az 3 ülke görmek…

    • zeynepcansoylu
      Yazar
      Ocak 2, 2020 / 6:08 pm

      güzel dileklerin için çok teşekkür ederim <3
      3 ülkeyi çoook rahat göreceğine eminim. 5 mi yapsan? 😀

  2. Ocak 2, 2020 / 9:40 am

    Zeynep şahanesin! Yaptıklarını ve yazdıklarını keyifle takip ediyorum. Enerjin, üretkenliğin ve ilhamın bu yılda da artarak devam etsin;)

    • zeynepcansoylu
      Yazar
      Ocak 2, 2020 / 5:55 pm

      çok teşekkürler Mervecim. beni çok mutlu ettin! <3

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bumerang - Yazarkafe