Şimdi Burası Gerçek Mi? Yoksa 1800’lere Mi Geldik?: Venedik Gezi Notları

0
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

Önce bir itiraf: ben uzun yıllarca süper önyargılı davranıp “çok turistik” olduğu gerekçesiyle Venedik’i görmezden geldim. Çok sevdiğim, güneşi bile başka parlıyor dediğim, yemeklerine – şaraplarına ölüp bittiğim canım İtalyamın haritasında Venedik yokmuş gibi davrandım. Büyük saçmalamışım! Geçtiğimiz Ocak ayında Venedik’i İtalya planlarına artık ayıp olmasın diye sonunda dahil ettim. İyi ki de etmişim! Soğuk ama güneşli hava ve minimal düzeyde turist ile şehir bize çok iyi davrandı. Labirent gibi dar sokaklar, sayısız köprü, mavi-yeşil kanallar, ciddi ihtişamı, tarihi, mimari harikaları, şampiyon yemekleri ve kahveleri ile Venedik’e bayıldık. Sokakları boş yakaladığınızda hangi yüzyılda olduğunuzu ve kim olduğunuzu sorgulatacak Venedik gezi notları başlasın!!!

ps: başlamadan Venedik seyahatimi gün gün takip etmek için instagram şubeme beklerim.

Başlamadan Önce Kafalarda Bir Soru: Venedik’e Ne Zaman Gidilir?

Bu sorunun pek çok açıdan, pek çok farklı beklenti için farklı farklı cevapları var. Örneğin iklim olarak en keyifli gezeceğiniz zaman ilk bahar ve son bahar. Şehirdeki aktiviteler açısından: Şubat ayı – Venedik Karnavalı’nı deneyimlemek için ideal. Nisan ayı San Marco Festivali’ne katılmak için. Eylül ayı klasik müzik severleri ihya edecek Vivaldi Festivali ve Opera Festivali’ne katılmak için. Ekim ayında Venedik Maratonu var. vb vb.

Turist yoğununlun en az olduğu zamanı kovalayanlar için (misal ben 😀 ! ) en ideal zaman kara kışın göbeği ve noel & yılbaşı çılgınlıklarının bitimi: Ocak ayı. Yürüyerek bunalmadan gezmek isteyenlere de yaz dışında diğer üç mevsimi öneririm. Zira yazları hava 30 dereceye varıp bunaltabiliyor. Bir de kanalların çok hoş kokmaması ve sinek probleminden yakınanlarla dolu internet. Son olarak yağmurdan kaçınanlara %100 garanti olmamakla birlikte en çok yağış alan son bahar mevsiminden uzak durmalarını öneririm. Ama bana sorarsanız her yer kanal, her yer su, birazcık ıslanmaktan birşey olmaz.

Zamana Karar Kıldıysak İkinci Soru: Venedik’e Nasıl Gidilir?

kaynak: wanderingitaly.com

Genelde gezi rehberleri yazıma okuyucunun zekasına hakaret gördüğüm “X bir yere nasıl gideriz? ehehe” tadında alt başlıklar açmam ama Venedik şehri bu soruyu cevaplamı hakediyor. Çünkü şehrin merkezine ciddi ciddi kara yolu ile ulaşım yok. Yukarıdaki haritadan da göreceğiniz gibi kelimenin tam anlamıyla suyun içinde kurulmuş, köpülerle bölgeleri birbirine bağlanan ve en yakın büyük kara parçasına gene su yolu ile gidilen süper fantastik bir şehir venedik.

Venedik şehrine ve konaklayacağınız noktaya ulaşmanın (ve aynı şekilde şehirden ayrılmanın) nihai yolu su taşıtlarından (vapur ve taksi) geçiyor. Bir önceki adımda İtalya’nın harika tren ağını kullanabilirsiniz. Biz Roma’dan trenle geçmiştik. (Hangi tren yolu firması ile gelirseniz gelin Stazione di Venezia Santa Lucia’da ineceksiniz. Bir öncesi durak da var ancak şehre baya uzak.) Ülke içi uçabilir veya İstanbul’dan direkt uçabilirsiniz.

Bu arada Venedik, İtalya seyahatinizdeki son nokta ise hava alanına gideceğiniz su taşıtını ve saatleri ilk günden ayarlayın strese girmeyin derim. Tren yolu veya kara yolu ile İtalya içerisinde gezmeye devam edecekseniz de kendi zamanlamanıza uygun vapur sefer ve hatlarını gelir gelmez öğrenin. Bizim gibi sabahın köründe uçuşunuz varsa bir önceki günden transferi ayarlayın. Biraz panik olarak deneyimledik de bunu o nedenle vurgulamak istedim.

Şehre araba kiralayıp gelmenizi pek önermem çünkü Venedik şehrinde araba ve araba yolu yok. (ben de inanmıyorum ama cidden yok) İlle de kiralayacağım derseniz Marco Polo Havaalanına veya araçları park etmek için yapılan yapay ada üzerindeki (evet ihtiyaçtan böyle birşey yapmışlar!) Tronchetto otoparkına park edebilirsiniz.

Venedik’te Konaklama Seçenekleri

Hotel Danieli barı

Şehre sağ salim ulaştıysak ve “dört tarafı sularla çevrili, kanalı bol bu şehre dair en büyük zorluk geride kaldı” diye düşünüyorsak… maalesef aşılması gereken son bir engel daha var. Venedik’te konaklama. Hem otel kapasitesi sınırlı, hem ana şehir merkezi çok küçük, hem talep çok, kişi başına düşen metre kare az…. Nereye varmaya çalıştığımı anladınız siz. Konaklama hem pahalı hem de seçenekler hızla tükeniyor. Öyle Pazartesi’den karar verip Cuma’ya uçulacak bir şehir değil Venedik. Bütçe konusunu hallettik diyelim ciddi ciddi otel bulamama ihtimali var.

Otel fiyatları dönemsel ve talebe göre değişmekle birlikte Venedik merkezde (yani ada), kendi banyosu olan, eli yüzü düzgün (yani 10 üzerinden en azından 8 puan almış) bir otelde kalmak gecelik yaklaşık 100 euro civarından başlıyor. En düşük sezonda gitmemize karşın biz de bu yaklaşık 100 euro kuralından muaf olamadık.

bizim kaldığımız otel 40.17 San Marco

Venedik otelleri hakkında genel fikir vermesi için bir özet paylaşıyorum şimdi. Yalnız fiyatlar dönemsel oynayacaktır ben Mart ayına baktım an itibari ile olan durumu bildiriyorum. Karnaval veya turist patlaması zamanları 1.5, 2 ile çarparsınız. Bir de fantezi yapmak için pahalıdan ucuza dizdim kızmadın. dflgjlfg. Başlıyorum:

  • Hem kanal manzaralı, hem geniş meydanlara yakın hem de süper lüks oteller (misal Bar’ına dibimin düştüğünü Danieli veya St Regis vb) geceliği 350 eurodan başlıyor ve oda tipine göre sonsuza uzanıyor.
  • Merkezi (yani San Marco Meydanı, Ria Alto Köprüsü vb noktalara yakın) 8 puan üstü (8 puan benim kişisel “eli yüzü düzgün” turnusol kağıdım) otellerin geceliği 100 eurodan başlıyor ve 300 eurolara uzanıyor.
  • Merkezden birazcık uzak (bir vapura binme veya 15 dk yürüme kadar.. zira Venedik küçücük ada) ve 8 puan üstü otellerin geceliği 40 eurodan başlayıp 150 euro civarına uzanıyor. Yalnız bir çoklarında ortak banyo kullanımı var. Belirtmedi demeyesiniz.
  • Hostel derseniz çok limitli bulabildim ve yatakhanede yatak fiyatları gecelik 30-40 euro civarı.

Venedik’te Fiyatlar & Bütçe Planlama İşleri

Konaklama kısmından anladık ki Venedik pahalı bir şehir. Venedik gezi bütçenizi oluştururken fikir vermesi için bazı fiyatları euro cinsinden paylaşıyorum:

  • Müze giriş pass’i (11 müzede 6 ay süre ile geçerli) – 40.40 euro
  • Tek binişlik vapur bileti – 7.5 euro
  • Müze giril fiyatları – 9 ile 20 euro arası
  • Hava alanı toplu transfer (vapur taksi ile) kişi başı – 36 euro
  • Markette 330 ml su – 1.10 euro
  • Fıçı bira – 4 euro
  • Kapuçino – 1.5 euro
  • McDonalds vb bir yerde menü – 7.75 euro
  • Uygun fiyatlı restoranda tek kişilik yemek – 12.20 euro
  • Orta fiyatlı bir restoranda tek kişilik yemek – 30 euro
  • Uygun fiyatlı bir barda kokteyl – 10 euro
  • Orta/üst fiyatlı bir barda kokteyl – 20/30 euro

kaynak: 2020 için güncellenmiş Cost of Living – Venedik sayfası.

Burada Oluş Nedenimize Gelelim: Venedikte Gezilecek Yerler + Yeme & İçme İşleri

Sonunda tüm lojistik detayları hallettik, bavulu odaya fırlattık ve kendimizi Venedik sokaklarına attık. Artık eğlence başlayabilir. Bol yürümeli, adım başı gördüklerimize hayran kalıp telefon hafızası dolana kadar 98569058 adet foto çekmeli Venedik seferi başlasın…!

1.Yapalım Kurtulalım Çünkü Bunun İçin Buradayız – Vapur veya Gondol Turu

Ana ulaşım aracı vapur, mini tekne, gondol olan bir şehirdeyiz. Artık ne kadar klişe, ne kadar turistik olursa olsun o su taşıtı turu yapılacak. Kabul edelim çoğunluka BUNUN İÇİN BURDAYIZ. Şehri gezip keşfetmenin en güzel yollarından biri de bu zaten.

Biz vapur ve minik tekne taksiler ile gezdik. Meşhur gondollar çok fantastik gözükse de “aşırı yavaş gitmeleri & alttan soğuk almaları” (duyduğum en saçma bahaneleri sıralayan) Atıl’ı ikna edip binemedim. Ben de bu sevdadan vazgeçtim. Gondol turları yaklaşık 30-45 dakika sürüyor ve fiyatları kalkış noktasına göre 75-90 euro arasıydı. (evet aşırı pahalı)

Seyahat bütçenize dikkat ediyorsanız 7.5 euro x 2 = 15 euro lüks vapur bileti ile tüm noktaları daha detaylıca gezebilirsiniz. Veya 20 euro verip tüm günlük sınırsız ulaşım kartı alıp yarım gününüzü tüm vapur hatlarınının tüm duraklarını görmeye adayabilirsiniz. Çünkü bildiğiniz kaç şehirde ana ulaşım aracı vapur ve kara yolu araçları yok?

2.Tüm Yollar Ona Çıkıyor – San Marco Meydanı

Kanallardan hevesimizi alıp, Venedik şehrinin resmen su üzerine kurulu olduğu gerçeğini içselleştirip sindirdiysek bir diğer turistik aktiviteye ilerliyorum: San Marco Meydanı. İlk iş: San Marco meydanında 360 derece dönerek turistliğimizi utanmadan yaşama. Devamında şehrin simgesi olan Basicila di San Marco‘yu gezebilir ve üşenmeyin çan kulesindeki merdivenleri tırmanıp şehri panaromik izleyebilirsiniz.

Meydanda merkezi bir noktaya yerleşip insanları izlemek isterseniz şehrin en eski, en ihtişamlı ve en turistik cafe’lerinden olan Caffe Florian‘da ufak bir kahve/kokteyl arası verebilirsiniz. Alternatif olarak meydanın tam karşı tarafındaki gene ihtişamlı ve turistik Caffe Quadri‘de de dışarıdaki masalara oturup etrafı izleyebilirsiniz. Güneşin meydandaki konumuna göre cafenizi seçmek serbest.

Caffe Quadri’de bisküvilerimize saldıran güvercin & San Marco Meydanı 🙂

3.Rialto Köprüsü ve Çevresinde Tourist-ing Hard

Venedik şehrinin ana köprülerinden biri olan Rialto gündüz ve hava kararınca uzaktan izlemesi ve üzerinden geçmesi çok keyifli bir nokta. Yalnız burada foto çektirip aynı kadraja kalabalığın karışmamasını sağlamak ve aynı anda medeniyet sınırlarını aşamamak imkansız. Bana sorarsanız en iyi Rialto görüntülerine suyun üzerinde vapurdan /tekneden/gondoldan foto çekerek ulaşabilirsiniz.

Rialto köprüsünün hemen yakınlarındaki kaotik ama bir yandan da rahatlacı Libreria Acqua Alta kitapçısı açıksa mutlaka uğrayın. Yerden duvara kitaplar, gondol üzerinde kitaplar, kitapların arasında kıvrılıp uyumuş bir kedi, kitaplardan merdiven basamakları gibi ilginçliklerden oluşan bu ortamı sevmek garanti.

Gene bu köprü yakınlarındaki Fish Market (Balık Pazarı)’na uğramanızı, çevresindeki meydanda takılıp bir espresso veya kokteyl içmenizi de öneririm. San Marco’dan sonra şehrin ikinci büyük ve kalabalık meydanı.

görsel: Atlas Obscura

4.Saray ve İhtişam Severler için Palazzo Ducale (Doge’s Palace) Gezisi

Ducale kelimesi “dük” yani monarşiden (kral – kraliçe) hemen sonra gelen soyluluk ve egemenlik ünvanı. Yani Venedik dükü sarayında vakti ile (726’dan 1797’ye kadar) zamanın Venedik dükleri ikamet etmiş. Bir kaç defa yıkıp yenide yapılsa ve Venedik – Fransız – Avusturyalılar arasında el değiştirse de baya tarihi ve önemli bir mekan.

Zamanında Avrupa’nın en önemli ve güçlü ekonomik noktalarından olan Venedik tarihini yakından görmek için güzel bir nokta. Ayrıca mimariye merakınız varsa özel odaları, altın merdivenleri vb havalı şeyleri görmeye değer. (cümleden anlayacağınız benim yok. lglfg) Son olarak resim sanatı sever için DÜNYANIN EN BÜYÜK YAĞLI BOYA TABLOSU (Paradise by Tintoretto) da burada sizleri bekler.

5.Biraz da Müze Gezmece Zamanı

Peggy Guggenheim Collection Müzesi

Buralara kadar geldik biraz kültürümüz ve bilgimiz artsın, bakış açımız genişlesin diyorsanız çok haklısınız. Hiç vakit kaybetmeden sizlerle Venedik’te ziyaret edebileceğiniz müzelerin listesini paylaşıyorum.

  • Palazzo Ducale – bir üst maddede detaylıca konuştuk
  • Peggy Guggenheim Collection – sadece Venedik değil, tüm İtalya’da baya önemli sayılan sanat müzelerinden biri. Grand Canal üzerindeki bu müze eskiden Peggy’nin yaşadığı ev- miş. İçerisi kendi koleksiyonu sergileniyor. Baya baya bomba isimler ve eserler var. Gayet kasıtlı olarak isimleri saymıyorum siz de bakmayın. Müzede gezerken şoklardan şok beğenin. 😀 Sıra beklemeden online bilet almak için websitesine ulaşabilirsiniz. Yalnız baştan uyarmak isterim hediyelik eşya dükkanında sağlam güzel eşyalar ve kitaplar var. Eurocuklarla vedalaşmaya hazır gidin ya da ben bu riske giremem diyorsanız hiç gitmeyin. :p
  • The Museo Storico Navale – Deniz ve denizciliğin aşırı önemli olduğu bu şehrin Denizcilik Müzesi olmasın da kimlerin olsun? 1600’lerden günümüze uzanan Venedik Denizcilik tarihi ve gemileri sizleri bekler.
  • Fondazione Berengo – Venedik’e yakın Murano Adası’ndaki cam işleme geleceğini dünyaya tanıtman ve bu geleneği modern sanatla birleştiren bir galeri/müze. Özellikle Murano Adası’nda hangar tadında devasa sergileri oluyor.
  • Fondazione Querini Stampalia – Vaktiyle Venedik soyluların yaşadığı sarayımsı bu ev, “18. yüzyılda aristokrat bir Venedik ailesi nasıl yaşardı?” sorusunu cevaplayan bir müze. Kütüphane dahil tüm odaları gezmek ve denk gelirseniz klasik müzik konserlerini izlemek isteyenlere duyurulur.
Fondazione Berengo – Murano sergisi

Yukarıdaki liste benim seçtiğim favori müzeler listesiydi. Venedik’te bu müzelere ek olarak daha çoook müze var. Örneğin: Palazzo Centanni, The Scuola Grande di San Rocco, Jewish Museum of Venice vb vb.

6.Labirent Sokaklarda Amaçsızca Kaybolma

Meydanı, katedrali, sarayı, müzesi, gondolu bittiyse (veya bitmediyse de süper OK) artık yapılacaklar listelerini, haritaları, app’leri bir kenara bırakıp sokaklarda amaçsızca yürüyebiliriz. Ya da kaybolma amacıyla. Bol bol irili ufaklı köprü, bazen iki kişinin geçemeyeceği kadar dar sokaklar, sıcacık tonlarla evler, kanallar, detaylar… ooh mis.

Venedik’e dair en sevdiğim şey özellikle sabahın erken saatlerinde boş sokaklarda yürümek oldu. Şehrin kendisi 1800’lere ışınlanmış veya film setindeymiş gibi hisler veriyor. Gözlerimi insanların evlerinden, iş yerlerinden, yüksek tavanlarından, ihtişamlı yapılardan, piyanolardan, kocaman yağlı boya tablolarlan alamadım resmen. Ne kadar dışarda kalır ve bu güzel sokaklarda zaman geçirirseniz o kadar güzel bence.

7.Dorsoduro Semtine Biraz Zaman Ayırın

Peggy Guggenheim Koleksiyonu Müzesi’nin de içinde bulunduğu Dorsoduro semti merkezden (San Marco Meydanı’nı merkez alıyoruz) bir 15-20 dakika yürüme mesafesinde ve kara yoğunluğu en fazla olan, kanalları en az olan bölge. Özellikle daha yerel mekanlar, sanat galerileri ve Murano cam galerileri var. Güzel bir yürüyüş yapmak, farklı yerler keşfetmek ve kaybolmak için ideal. Mesela biz burada 1-2 saat yürüyüp eve kahveler, makarnalar, türlü baharatlar almıştık marketlerden. Zamanınız varsa Venedik listenize ekleyiniz!

8.Sokak Yemeklerine Düşmeden Şurdan Şuraya Gitmem: La Maison de la Crepe

Nutella’nın anavatanına gelmişiz ve bir restorana oturup vakit kaybetmeden bir öğle yemeği yemek istiyoruz. O zaman istikamet %100 denenip onaylanmış: La Maison de la Crepe. Tatlı veya tuzlu çok lezzetli tap taze krepler yapan bu mekanı sokak yemekleri yemek istediğiniz bir öğün için not edin mutlaka.

Kreplere ek olarak başta canoli olmak üzere çeşit çeşit yerel tatlılar da var. Biz peynir + domates + salamlı ve nutella + muzlu kreplerini denedik ve bayıldık. Krep ve nutella demişken Amsterdam’ı ve sokak yemeklerini hatırlayıp nostalji de yaptık.

9.Taptaze ve Aşırı İyi Makarna: Dal Moro’s

Şimdi en baştan büyük bir dürüstlükle söyleyeyim. Pizza vs Makarna anketi yapılsa ve benim 5 oy hakkım olsa hepsini makarnaya basarım. Lütfen kimseler makarna sevgimi sorgulamasın. O nedenle İtalya’nın daha önce görmediğim herhangi bir şehrine ayak basınca normalde ilk yaptığım şeyi yaptım. İnternette en iyi makarnacılarını aradım. Bu sefer şansıma asırlık bir aile restoranı değil de masaları olamayan al – git tarzında bir mekan çıktı. Ancak makarnalar taze taze hemen gözünüzün önünde mekanda yapılıyordu ve çeşit sayısı da limitliydi. Zeynep bunu beğendi.

Öğlen açılış saatine yakın gidip mekanın ilk müşterileri arasında yerimi aldım. Ben acılı domates soslu deniz ürünlü, Atıl ise bolonez soslu makarnalarımızı aldık. Mekanın tercihe göre eklediği bol sarımsağı dayadık ikimiz de. (#relationshipgoals) Sonra en yakın meydanda kilise merdivenlerine oturup 3 dakika içerisinde suratımızı yukarıdaki fotoda gördüğünüz kutulara gömerek nefes almadan yedik. Çok çok çok iyiydi. Saygı ve sevgi ile anıyoruz hala.

10.Favori Akşam Yemeği Mekanı Önerim: Rossopomodoro

Venedik’te iki tam günümüz yani iki akşam yemeği hakkımız vardı. İlk akşam ciddi bir çalışma ile top mekanları taradık ve seçenekleri ikiye indirdik. İlki biraz daha süslü ve kasış Michelin yıldızı almaya yakın bir mekandı ikicisi de odun fırını pizzaları ve rahat ortamıyla Rossopomodoro. Şimdi ilk akşamımız ve çok fazla giyinip süslenmek istemiyoruz diyerekten kot üzerine kazakları çekip Rossopomodoro’ya yollandık.

Baya bir kişi ağırlama kapasitesi var, şarapları, yerel yemekleri, mozerella’ları, burrata’ları ve pizzaları (OMG pizzaları) o kadar iyi ki. Burrata üzerine pizza bölüşüp önerdikleri harika bir beyaz şarabı içtik. 2020 İtalya seyahatimiz boyunca en beğendiğimiz yemeği yedik! Üstelik ikimiz de pizza-sever insanlar değiliz! Pizza sever birinin burada yaşayacağı kafayı hayal edemiyorum. kjdfkdlfg

Bu mekanı ve yemeklerini o kadar sevdik ki.. kuruluş hikayesi, İtalya’da diğer şubeleri vb nelermiş araştırdık. Sonra ikinci akşamımız oldu ve biz gene buraya gidip şarap seçimine kadar aynı yemeği yedik. Pişman mıyız? Asla!

11.Tüm Şehirde En Favori Mekanım: Hotel Danilei Barı

Şimdi Hotel Danieli’nin girişindeki, hemen lobinin yanındaki barından bahsedeceğim ve içim kıpır kıpır. Bana kalsa yazıyı bu madde ile açardım ama bu durum pek düzenli ve mantıklı olmazdı. Bu harika barı fourquare uygulamasında görüp ilk gecemizde barları gezmeye başlamadan ilk nokta olarak gözümüze kestirip geldik.

Kalabalık bir akşam olmamasına karşın barın ihtişamından, kokteyllerde gelen atıştırmalıklardan ve piyano çalınmasından baya etkilendik. Barın ve oteli ihtişamı derken gözünüzde canlandırmanız için biraz detaylandırmak isterim: metrelerce uzanan yüksek tavanlar, gördüğüm en güzel mermerlerden duvarlar, içine yürüyerek girip ev ve yaşam kurabileceğiniz kadar büyük şömineler, duvaran duvar yağlı boya DEVASA tablolar, piyanolar, kristal kocaman şamdanlar vb vb.

Vaktiyle belli bir grup insanın böyle döşenmiş yerlerde nasıl yaşamları olduğu konusunda hayallere dalmak için ideal. Kokteyeller çok iyi ve yanlarında gelen atıştırmalıklar onlardan da iyiydi. Biz buraya ve ihtişamına bayıldık. Ortamı görünce keşke biraz daha süslü giyinseydik demeden edemedik.

Hotel Danieli’ni bir de süper manzaralı çatı barı-restoranı var. Özellikle sıcak havalarda gitmenizi öneririm. Lobideki bar iç mekan ve ihtişam olarak Venedik’te gördüğüm en top yerlerden biri oldu. İçten içte şehre yeniden gelip bu otelde kalmak gibi bir hedef edinmiş durumdayım…

12.Fish Market Çevresindeki Barları Turlamaca & Bussola Cocktail Tab

Yazının daha önceki kısımlarında konuştuğumuz Rialto Köprüsü’nü geçip Balık Pazarı taraflarına geri dönüyorum bu madde ile. Görece daha genç popülasyonun takıldığı barlar ve gece hayatı buralarda yaşanıyor. Mekanların meydana attıkları sandalyeler veya bistro tipi masalar etrafında herkes toplaşıyor. Genel içecek tercihi şarap ve kokteyl gibi duruyordu biz ordayken.

Havanın buz olmasına karşın insanlar meydanda içip sosyalleşmeye devam modundaydı. Buradaki mekanlardan Bussola Cocktail Lab‘i ve gerçekten iyi kokteyllerini denemenizi öneririm. Tam tüm barları gezip her yerde bir kokteyl içe içe ilerleme semti. Dönüşte evi nasıl bulursunuz bilemiyorum ama. Biz tüm sokaklar ve kanalları iyice birbirine benzetip otel diye birinin evine girmeye çalıştık. (#truestory)

13.Zaman ve İmkanınız Varsa Birkaç Gün Daha Kalın

Venedik genelde günübirlik veya bir gece kalacak şekilde İtalya planlarına ve turlarına dahil edilen bir şehir. Şehrin pahalı ve konaklama seçeneklerinin limitli olması, bir de İtalya’da gezilip görülecek yerin çok olması buna etken. Ancak bana soracak olursanız sadece Venedik’i ziyaret etmek için bile İtalya’ya uçup 3-4 gün hatta bir hafta kalsanız sıkılmazsınız.

Venedik 101 noktaları tamamladıktan sonra daha butik keşifler yapmak, şehri yaşamak için kalmak çok keyifli olacaktır. Yani vaktinizi ve bütçenizi ayarlarsanız Venedik’te baya baya Floransa ve coğrafi olarak ufak bir Roma potansiyeli var. Derinlemesine inceleyiniz, pişman olmazsınız. <3

ps: şehirden vapur/feribotlarla gidilen Burano ve Murano Adaları’nda gitmedim. Şehir o kadar dolu ve büyüleyici geldi ki.. biraz fazla turistik/ zorunlu bulduğum bu gezileri şimdilik yapmadım. O nedenle yazıda yoklar.

“Tüm yazıyı dikkatle okudum ama çok fazla detay ve İtalyanca isim var ve aklımdan çıkıverdi” diyenleri de Venedik’e gitmeden kaydetmelik 12 maddelik listemle (aşağıda) baş başa bırakıyorum. (bu kız daha ne yapsın? :p )

View this post on Instagram

🎩💫Venedik’te 24 saat gezme dolaşma önerilerim: 1️⃣Vapur veya gondol ile kanalların içinde gezinme çünkü kabul edelim BUNUN İÇİN BURADAYIZ💎 2️⃣Haritaları kapatıp labirent tipi sokaklar ve daracık köprülerde kaybolma ve sayısız foto çekme💫 3️⃣San Marco meydanında 360 derece dönerek turistliğimizi utanmadan yaşama 4️⃣Ria Alto Köprüsü üzerinde yürüme, fotoğraf sırası bekleme (veya benim gibi darlanıyorsanız beklememe🤪🤭) ve uzaktan, daha farklı açılardan köprüyü fotoğraflama 5️⃣Basilica di San Marco'yu gezme veya çan kulesini çıkıp şehri panaromik izleme 6️⃣Saray ve ihtişam severler için Palazzo Ducale gezisi 7️⃣San Marco Meydanı'nda şehrin en eski, en ihtişamlı ve en turistik cafe'lerinden olan Caffe Florian'da ufak bir soluklanma (an itibari ile tadilatta gidemedik.. içimdeki ihtişamlı tarihi mekan sever canavar çok mutsuz) 8️⃣Modern sanat ve aşırı ilgin bir karakter olan Peggy Guggenheim'ın koleksiyonunu merak edenleri: Peggy Guggenheim Venezia Müzesi'ne alalım. (ben bugün gidiyorum.. story'lerden paylaşırım)🎨 9️⃣Müzeler konusunda Venedik tarihi ve ihtişamı görmek isteyenleri: Marciano Müzesi'ne alalım.💫 🔟Aşk yaşayacağınız say say bitmez İtalyan yemeklerini mideye indirin: cornetto, canoli, canolo, tiramisu, pizza, makarnalar, risotto, mozerella, burrata, bruschetta…🍝🍕🥐 1️⃣1️⃣Belki de daha büyük aşk yaşayacağınız İtalyan kahve ve içkilerini bol bol tüketin: espresso, cappuccino, prosecco, bellini, -bence- dünyanın en harika beyaz şarapları, barolo, chianti…🥂🍷 1️⃣2️⃣Mekan önerilerimi ayrı bir içerikte derleyip toplayacağım ama tarihi eser ve Venedik ihtişamı kategorisinden: Hotel Daniel'i barını ve burada kendilerine ait kokteyllerini içmenizi şiddetle öneriyorum. Hemen girişte lobinin yanındaki DEVASA İHTİŞAMLI bardan bahsediyorum. Manzara görmek için terasa çıkmayınız asıl olay içeride.. mermer sütunlarda, kristal şamdanlarda, devasa şöminelerde, metrelerce yağlı boya tablolarda, altın kaplı tavanlarda vb vb 🎩💫 . . . #venedik #venice🇮🇹 #veniceitaly🇮🇹 #venezia🇮🇹 #veneziacityitaly #seyahat #seyahatblog #geziblog

A post shared by Zeynep Cansoylu 🪐✨ (@zeyneppcans) on

Şimdi söz sizde..Yazıyı buraya kadar okuyup en altlara geldiyseniz Venedik şehrine karşı boş olmadığınızı hissediyorum. Venedik kimlerin radarında ve planlarında? Yoruma beklerim!

ps: Venedik şehrini de kapsayan İtalya turuna çıkmayı planlıyorsanız şu yazılarım da işinize yarayabilir:

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

5 Comments

  1. Bihter güney
    Şubat 23, 2020 / 5:51 pm

    Yazı şahane?! Teşekkürler☺️
    Bütçemizi planlayabilelim ilk fırsatta Venedik oley 👏👏👏

    • zeynepcansoylu
      Yazar
      Şubat 24, 2020 / 5:27 am

      güze yorumunuz için çok teşekkür ederim. 🙂
      böyle yorumlar gelince iyi ki günlerce kapanıp yazmışım diyorum.

  2. Şubat 23, 2020 / 10:13 pm

    Zeynep Hanım şahane yazmışsınız. Ben de Aralık ayı ilk haftası Venedikteydim. Cok güzeldi. Aklım Murano ve Burano da kaldı. Gidemedik oralara. Artık bir daha ki geliste dedik. Her yeri her detayı öyle güzel anlatmışsınız ki elinize sağlık. Bir daha ki gidisimde de yapamadıklarımı göremedigim yerleri sizin notlarla tamamlarım inşallah. Sizi seviyorum 🌸💞

    • zeynepcansoylu
      Yazar
      Şubat 24, 2020 / 5:29 am

      çok çok teşekkür ederim güzel yorum için. 🙂
      şimdi bu hafta Roma’yı bu şekilde yazmak için süper motive oldum. <3

  3. Fulya Krmst
    Şubat 26, 2020 / 10:07 pm

    Venedik’i görmüş ve “Bir kez gittim, daha da gitmem” diyen biri olarak çok severek okudum yazınızı. İlber Hoca’nın gecesi mutlaka görülmesi gereken şehirler listesinde de Venedik’i görünce fikrim değişti 🙂
    Ama ennn çok Roma yazınızı merak ediyorum 😊 Gördüğüm tüm şehirler içerisinde hep ayrı yerde konumlandirdigim, rüyalarımda kendimi meydanlarında gordugum canım Roma’mi sizin anlatiminizla okumak çok keyifli olacak…sevgiler Zeynep Hanım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bumerang - Yazarkafe