KAOTİK VE EĞLENCELİ – 48 SAATTE BANGKOK GEZİ REHBERİ

0
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

Asya metropolü” denen o kaotik, bir yanı uzay çağı diğer yanı ise yıkık dökük ve taş devri, kalabalığı bol, dış mekanı tropik iklim iç mekanı bol klimalı, çok sesli, çok renkli, çok neonlu ve çok baharatlı kavramın vücut bulmuş hali Bangkok. Gökdelenler, yüzlerce yıllık tapınaklar, gece olunca parlayan neon tabelalar, sokak yemekleri tezgahları ve tuktuklarıyla Asya’da büyük şehir yaşama deneyimini sonuna kadar yaşatan bir şehir. Pek çok hava yolunun uçuşları nedeniyle güneydeki tropik adalara veya kuzeydeki başta Chang Mai olmak üzere açılan kapılar öncesi bir durak. Bana soracak olursanız tek başına burayı gezmek için bile Tayland’a gidilir. Sadece bir aktarma durağı olamayacak kadar harika. On günlük Tayland seyahatimize buradan başladığımız ve çok harika bir 48 saat geçirdiğimiz için çok mutluyum. O zaman konumuz: Kaotik ve Eğlenceli 48 Saatte Bangkok Gezi Rehberi başlıyooor!

Durun! Henüz başlamıyor çünkü Tayland’a gitme konusunda ciddi düşünenlere tüm harcama kalemleri, bütçeler ve alternatif rutların bulunduğu süper detaylı bir Tayland rehberi yazmıştım. Okumak için tık tık.

Tamam şimdi başlıyoruz!

HAVAALINDAN MERKEZE ULAŞIM

Suvarnabhumi Airport (Bangkok Airport)’tan merkeze ulaşmak için en iyi iki yol: i)tren (en hızlı ve ucuz) ii)taksi. Havaalanının içinden direkt şehir merkezine giden ve 15 dakikada bir kalkan Rail Link trenlerine kişi başı 45 baht ücret ödeyerek binebilirsiniz. Tüm yolculuk maksimum 25 dakika sürüyor ve sadece altı durak var.

Taksi ile gitmek isterseniz de normal taksiler yaklaşık 20 dolar, mini-van tipi taksiler de 30 dolar tutuyor. Taksi ücreti kişi ve bavul sayısından bağımsız olarak hesaplanıyor. Yalnız iniş saatinize göre sabah-akşam mesai trafiğini göz önüne almakta fayda var. Yoksa trafikte kitlenip kalıverirsiniz.

Ayrıca otobüsler de var ama hem trenden pahalı hem de çok daha fazla durak yapıp uzun sürüyor. Sizleri çok sevdiğim için yazmadım bile. Toplu taşıma ile otele gidecekler hiç düşünmeden trene!

KONAKLAMA ÖNERİLERİ

Şehrin merkezi yakın ve gezmeye el verişli üç farklı bölge önerim var. Artıları, eksileri ve bölgelerin içerisindeki gezilecek yerler listesi ile sizi baş başa bırakıyorum. Karar sizin.

1)Khao San/ Banglamphu Bölgesi: The Beach olsun, Hangover olsun bu fimlerden Bangkok’a dair öğrendiğim ilk şey “Khao San Road” ve çılgın partileri. Bu bölge şehrin Taksim’i olarak düşünülebilir. Khao San Yolu’nun direkt üzerinde kalacağım derseniz hosteller ve çılgın partiler sizi bekler. Oldukça uygun fiyatlara kalabilirsiniz. Benim gibi “artık kafam kaldırmıyor, hem merkezde ama bir kaç sokak ötesinde olsun, sessiz olsun” derseniz “Riva” (nehir kenarı) bölgede kalabilirsiniz.

Görülecek Yerler: Wat Po (devasa yan yatan budda olan tapınak), Grand Palace, Yakut Buda.

2)Riverside Bölgesi: Nehrin öbür tarafında geçip daha sessiz, elit ve benim deyişimle “zengin otellerin” bulunduğu kısım burası. Merkeze biraz uzak, tuk tuk, taksi veya nehir-taksi ile gezmeye uygun. Ancak oteller resort kıvamında ve gerçekten iyiler. Şehri keşfetmeyi biraz da keyif yapmakla harmanlamak isteyenlere öneririm. Yalnız bu bölgede oteller ve restoranlar biraz daha pahalı. Söylemedi demeyin.

Görülecek Yerler: Wat Arun (Temple of Dawn), Flower Market, Asiatique Market, Chao Oraya Nehri

3)Siam Bölgesi: Burası gökdelenlerin ve AVM’lerin bulunduğu aşırı yeni & düzgün bölgesi şehrin. Kapsül hostesler, sonsuzluk havuzu olan oteller var. Tam Şangay-severlere göre bir bölge. 🙂

Görülecek Yerler: Siam Paragon AVM, Siam Center, Central World.

Evet daha çok alternatif bölgeler var ancak 48 saatlik bir Bangkok macerası yazdığım için şehri gezmeye süper elverişli olmayan bölgeleri eledim. Umarım yeniden giderim, daha çok vakit geçirir ve dip köşe bir Bangkok rehberi yazarım. 🙂

ŞEHİR İÇİ ULAŞIM

Bangkok metro ağı sıcak havalarda kliması ve tıkır tıkır işleyen sistemi ile hayat kurtarıcı. Ayrıca taksiler ve tuktuklar (gideceğiniz yeri söyleyip binmeden MUTLAKA fiyatını öğrenin ve mümkünse pazarlık edin.) ve belirli bölgelerde yürüyerek de ulaşım sağlanabilir. Biz öğlen saatlerinde tuk-tuk; güneş hafifleyince de yürüyerek Bangkok’ta şehir içi ulaşımı halletmiştik.

Tüm lojistik detayları hallettiysek o zaman Bangkok Gezi Rehberi kısmına geçebiliriz.. Haydi başlayalım.

BANGKOK GEZİLECEK YERLER & YAPILACAKLAR

1)WAT PO

Hani o gözününüz bir yerlerden ısırdığı DEVASA ve altın kaplama yan gelip yatan Buddha heykeli var ya. İşte o Wat Po sınırları içerisinde. Devasa Buddha harici gezilecek türlü tapınaklar ve odalar olan devasa bir kompleks burası. “Bangkok’a geldim.” demek için bir girip içinde kaybolmak lazım. Her yeri gezeyim derseniz bir kaç saat ayırmak lazım. Bizim ilk tapınağımız olduğu içi köşe bucak gezmiştik. Bir de Tayland genelinde tüm tapınaklara girişte diz ve omuzları kapatacak şekilde giyinmek gerekiyor. Beni farketmezler demeyin, kapıdan çevrilip fil desenli şalvar alabilirsiniz. 🙂

2)WAT ARUN

Köşe bucak, saatlerce bir tapınak gezilecekse bana sorarsanız o tapınak “Şafak Tapınağı” anlamında gelen Wat Arun olmalı. Beyaza yakın rengi, süper detayları işlemeleri ve merdivenleri ile gerçekten muhteşem bir tapınak. Kuruluşu 300 yıl öncesine dayanıyor ve özellikle gündoğumu ve batımında nehrin karşısından izlemek de ayrı bir keyif. Otelimizin terası Wat Arun’a bakıyordu ve her akşam bu tapınağı selamlamak için soluğu terasta aldık.

görsel: expedia.com

4)GRAND PALACE (BÜYÜK SARAY)

Öncelikle itiraf edeyim ben Büyük Saray’a gitmedim. Onun yerine kısıtlı vaktimi bir sonraki maddede anlatacağım Bangkok Ulusal Müzesi’nde değerlendirdim. Minimum üç saatte gezilecek bu kocaman komplekste dış, iç ve merkez olarak üç bölümden oluşuyor. Dünyaca ünlü Zümrüt Buddha heykeli (Emerald Buddha da) bu kompleks içerisindeki Phra Kaew Tapınağı içinde. Geniş vaktiniz varsa sesli rehber satın alıp karış karış gezmenizi şiddetle tavsiye ederim. Tayland hakkında harika fikir verecektir.

görsel: bangkok.com

5)BANGKOK ULUSAL MÜZESİ 

Güneydoğu Asya’nın en büyük tarih & kültür müzesiolan Bangkok Ulusal Müzesi’ne ikinci günün sabahında uyanır uyanmaz tam gaz ileri modda gittik. Arkeolojik kalıntılardan başlayarak bu topraklarda yaşamış ve serpilmiş Tay (Siam) kültürüne dair tüm objeler, sanat eserleri, kostümler ve kraliyet ailesinin seremoni araç gereçleri var. Özellikle cenaze kayıkları (sol üst foto) birbirinden etkiyiciydi. Bu devasa müzenin 80%ini gezmemiz iki saate yakın sürdü. Sadece bakarak, audio guide (sesli anlatım) olmadan gezdik ama baya bir fikir sahibi ayrıldık. Kesinlikle öneririm.

6)BANGKOK PAZARLARI

Tapınaktır, müzedir, saraydır gezdiysek tamamız. Şimdi en sevdiğim kısım başlıyor: yerel pazarların ve marketlerin altını üstüne getirmece. Hem yereller marketlerden neler alır, nasıl alır gözlemleme hem de benim gibi çok sevenler için sokak yemekleri cenneti böyle ortamlar. Asya demek pazar demek. Bangkok da bu pazar konusunda fazlasıyla iyi. O zaman market pazar önerilerim başlasın.

  • Flower Market (Pak Klong Talat) Çiçek Pazarı: Nehre ve Arun tapınağına yakın bu çiçek ve sebze-meyve pazarını gezmek için ideal zamanlar güneş battıktan sonra. 24 saat açık pazara sabaha karşı nehirden satıcı ve alıcı botları yanaşıyormuş. Güzel bir bardak taze meyvenizi alıp mis gibi çiçek kokularını içinize çekerken Asya kıtasının ne kadar renkli olduğuna hayran kalmak için ideal.

  • Maeklong Railway Market (İçinden Tren Geçen Pazar): Sosyal medyanın meşhur ettiği içinden tren geçen market aslında bir sebze, meyve marketi. Ancak içinden tren geçmesi nedeniyle oldukça popüler. Tren gelmeden önce hoparlörden uyarı yapılıyor ve “Talat Rom Hoop” yani “Şemsiyeleri Kapatalım” deniyor ve pazar geçici süre ile toplanıyor. Sırf bu anı izlemek için bile gitmeye değer.
  • Bangkok’un Yüzen Pazarları: Evet -lar dedim çünkü birden çok var. 🙂 Bu pazarların ortak özelliği kanallarda kanonuzla gezip alışveriş yapabilmeniz ve şehirden çooook uzakta oldukları için sabah güneş doğmadan yola çıkma gerekliliği. Ben 48 saatimin iki gecesini de bu şehrin şanına yakışır şekilde partileyerek geçtirdiğim için erken kalmadım. Ama bir daha gitsem bu sefer kesin giderim yüzen pazarlara. En popüler yüzen pazarlar şöyle: Damnoen Saduak pazarı, Taling Chan pazarı, Bang Ku Wiang pazarı ve Tha Kha pazarı.

görsel: bangkok.com

7)HAFTA SONLARI KURULAN CHATUCHAK PAZARI

Cumartesi ve Pazar günleri kurulan Chatuchak pazarından ayrıca başlık açıp bahsetmek istedim. Çünkü burası Asya’da pazar gezme deneyiminin EN ÜST NOKTASI. Pazarların pazarı, bir kilometreden büyük, içinde en azından 15.000 adet dükkan/tezgah olduğu tahmin edilen bir yer. Bir seferde asla tamamını gezmek gibi bir şey olamayacak labirent gibi bir alan.Sıradan bir günde 200.000 kişi burayı gezmeye geliyor! Ev eşyaları, tütsüler, yağlar, sabunlar, giysiler, takılar, yeme içme standları ve Tay masajı yapan mekanlar.. yok yok! Pazarlık etmek gerekli ama gene de fiyatlar Bangkok geneline göre çok uygun. Eğer Bangkok geziniz hafta sonuna denk geliyorsa hemen bir tuk tuka atlayıp bu dipsiz kuyu gibi pazarın yolunu tutun. Daracık labirentimsi sokaklarda gezmekten yorulunca da kendinize uygun fiyatlı bir Tay masajı ısmarlayın! 🙂

8)TUK TUKLA GEZİNTİ DENEYİMİ

Bangkok’tan en aklımda kalan şeylerharika geceleri: sesler, müzikler, kokular, egzotik Asya tatları, neonlar ve kesinlikle tuk tuklarla gezmek olacak.. Asya’ya özgü bu arkasına koltuk eklenmiş çılgın motorlar dar yerlerden geçip trafiği atlatmak hem de göre göre gezmek için harika araçlar. Altın budda heykelini görmek, Tay mutfağı yemeklerini tatmak, devasa pazarlarda gezmek nasıl deneyimlenmesi gereken şeylerse tuk tuk da kesinlikle öyle.

9)HER BÜTÇEYE UYGUN TAY MASAJI DENEYİMİ

Konu deneyimden açılmışken aşırı keyifli bir diğer Bangkok deneyimi ise Tay masajı. İster otellerin spa’larında, ister mahalle masaj salonlarında, isterseniz pazarlarda ve turistik yerlerde şip şak kuruluveren sandalyelerde mutlaka ama mutlaka Tay masajı yaptırın. Özellikle ayak üstü yapılan bacak & sırt masajı mükemmel. Benim gibi sadece Bali masajı seven, sert masaj sevmeyen bir minnoş bile keyif aldıysa herkes alır diyorum. Bir de ufak not: masözünüzü güzelliğine, çekiciliğine göre seçmeyin (sözüm size beyler!) Çünkü masöz ne kadar yaşlı, deneyimi o kadar çok ve masaj o kadar iyi!

10)TAYLAND MUTFAĞINA AŞIK OLMA

Dünyanın sayılı mutfaklarından olan Tay mutfağı deniz ürünleri, kabuklular, kuru yemişler, taptaze egzotik sebze ve meyveler, türlü soslar, hindistancevizi suyu ve yağları bakımından oldukça zengin. Ayrıca meraklısına türlü türlü çaylar (buzlusu da) var. Restoranlarda, AVM’lerin yemek katlarında, market pazar gezerken, sokak tezgahlarında, gezici arabalarda.. her yerde birbirinden çeşitli ve lezzetli yemekler var. Bir ülke düşünün ki karidesli, noodlelı, kamu fıstıklı pad thai yemeğini icat etmiş. Veya ananas içinde mangolu “tatlı pirinç” yemeğini. Tayland mutfağının leziz yemekleri say say bitmez..

11)MİCHELİN YILDIZLI BÜFE – JAY FAİ TEYZE

Konu yemekten açılmışken Michelin yıldızı alan mekanları takip eden gezici gurmelere değişikli bir haberim var. Bangkok’ta 70 yaşındaki Jay Fai teyzenin işlettiği bir sokak büfesi (evet, sokak büfesi!) tek Michelin yıldızınalayık görüldü. Biz de şehre inip otele yerleştiğimiz gibi ilk durak olarak oradaydık tabii!

“Auntie Fai” (Fai teyze) elinden çıkma geleneksel Tay yemekleri, kömür üzerinde ocaklarla ve çok yavaş pişiyor. Fai teyze yağ ve ateş sıçramasına karşın kar gözlüğü gibi bir şey takıyor. Simsiyah giyiniyor ve kırmızı ruju var, baya havalı! Mutfakta sadece Fai teyze çalışıyor ve sadece 3-4 masa var. Yetmezmiş gibi sadece 1-2 masalık rezervasyon alıyorlar. Saat 1’den sonra açılıyor. Öğlen 12’de gidip adımızı yazdırdık; 8. sıradaydık ve 3 gibi girebildik!! Ama sonra o tek kadının elinden çıkma glass noodle’lar, devasa karidesler, bol baharatlı etleri Singha bira eşliğinde yediğimizde cennetteydik.. Bekleme süresi ne kadar acı verici olsa da öneririm.

12)GÖKDELENLERDE GÜNEŞİ BATIRMA

Tropik bir memlekete gidince gün batımları daha kıymetli oluyor ve pembe ve morun çılgın uyumu ile görsel şölene dönüşüyor. Bir de benim gibi Hangover Part II filmini izleyip Bangkok’a dair ilk izlenimlerinizi bu filmden edindiyseniz geldiğiniz gibi haydi en yüksek gökdelenin root top barına gidelim diye tutturmanız an meselesi. Şehrin en yüksekte konumlanan barı Banyan Tree Hotel’in Vertigo Barı. Hangover filmindeki Sky Barise Lebeua Hotel’de. Bunlar dışında da bulunduğunuz konuma yakın bir root top bar bulup kendinizi atın ve batan güneşi selamlayın.

13)KHAO-SAN ROAD’DA PARTİLEMECE

Güneş batınca koşa koşa gidilecek bir adres Khao-san Road. Gene Hangover filminde geçen ikonik bir yer. Hostelleri, partileri ve mekanları ile ipin ucunu kaçırırsanız gerçekten de suratınıza dövme yaptırmış olarak uyanma ihtimaliniz olan bir yer. Bu arada herr kaotik metropolde olduğu gibi Bangkok’ta da (bence) geceler, gündüzlerden daha güzel. Bazı yıkık dökük binalar, kusurlar güneş gidince örtülüyor. Gökdelenler, tapınaklar ve canım neon tabelalar parıldıyor.. Fotolarında pek bir şeye benzemeyen Khao-san Road’a gidince ne demek istediğimi birinci elden deneyimlersiniz.. kalp kalp.

ps:yukarıdaki fotoda üzerimdeki tulumu 7 tl’ye Chatuchak marketten aldım.

14)NA-NA PLAZA VE ÇEVRESİ

Khao-san Road ile Bangkok gece hayatı oryantasyonumuz başladıysa daha ileri seviye çılgınlıklara hazırsız demektir. Haydi hazırlanın, “yetişkinlere özel eğlence merkezi” olan Na-Na Plaza ve çevresini gezmeye gidiyoruz. Kucak dansı, go-go showlar, lady boy showlar gibi Asya’ya özel çılgınlıkları gözlemlemek ve deneyimlemek için buralara da bir uğrarsınız.

15)ALIŞVERİŞ İÇİN: SİAM PARAGON

Market, hediyelik alışverişi beni kesmez biraz büyük markalara bakmam lazım diyenlere çevresini de gezmenin keyifli olduğu devasa Siam Paragon AVM’yi öneririm. Bangkok’un sıcağından ve neminden kaçmak için özellikle öğle saatlerinde buraya sığınmak oldukça mantıklı.

16)SOKAKLARDA AMAÇSIZCA YÜRÜMECE 

Dünyanın her şehrinde geçerli olan kural burada da geçerli: evet, bazen haritayı ve yapılacaklar listesini bırakıp öylesine yürümek çok keyifli. Serinletici bir parka denk gelebilir, yerellerle muhabbet edebilir, buddist rahiplerle selfie çekilebilir ve aradığınız bir eşyayı çok ucuza bulabilirsiniz.

Şimdi söz sizde.. Buraya kadar kesintisiz okuduysanız… tebrikler baya bir kelime okudunuz. Bir romanın onda biri eder! Demek ki Bangkok ile  ciddi düşünceleriniz var.. Yakında gitme planı olanlar kimler? En çok nesini sevdiniz? Mutlaka yorum bırakın.. =) 

ps: Bangkok’taki 48 saatimde gün gün nereleri gezdim, neler keşfettim keşfettim şöyle bir bakmak isteyenleri profilime sabitlediğim insta story’lerime beklerim. (instagram: zeyneppcans)

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bumerang - Yazarkafe