Saffet Emre Tonguç ile Boğaz Turu

8
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

img_8004

Ekim ayının ilk Pazar günü; Saffet Emre Tonguç ile Boğaz Turu gezilerinin sonuncusu yapıldı. Yaklaşık iki yıldır kovalayıp bir türlü zamandan veya bilet bulamamaktan denk getiremediğim ama katılmayı çok istediğim tura ben de sonunda kavuştum! Saat 12:30 gibi Beşiktaş’taki Kadıköy iskelesinden baya ünlü (Oprah, Kraliçe Elizabeth gibi isimler bindi diye ünlüymüş) Keyif Style yatı ile boğaza açıldık. Beşiktaş’tan Tarabya’ya .. buradan da dümdüz karşıya ilerleyip Beykoz’u arkada bırakarak tek tek boğaz köylerini gezerekten Tarihi Yarım Ada’ya kadar geldik. Saffet Emre Tonguç ile Boğaz turu toplamda 4 saat  sürerek saat 4:30 civarı bizi tekrardan Beşiktaş’a indirerek uğurladı.

Şimdi sizleri çok fazla detaya boğup sıkmadan genel hatları ile Saffet Emre Tonguç ile Boğaz Turu deneyimimi bol bol görsel ve farklı bilgiler eşliğinde paylaşmak isterim dostlar. Bilgiler de fotograflar da gerçekten gözünüzü gönlünüzü açacak. Turdan döneli 4 saatten fazla olmasına karşın baktığım her yeri “Boğaz mavisi” görüyorum hala. 🙂 Sizler de ne yapın edin en kısa zamanda İstanbul’da ilginizi çeken turlardan birine katılın. Bildiğiniz, yaşadığınız bir şehre gezgin gözleri ile bakmak gibisi yok. 🙂

img_7791

Başlamadan Önce… Pratik Bilgiler

Bana da birileri gitmeden evvel söyleseymiş dediğim pratik bilgiler şöyle;

1)Tekne 3 katlı – giriş katı kapalı, üst katı açık ancak üstü kapalı, en üst katın üstü yarı açık. Oturabileceğiniz en ideal kat giriş üst katı.

2)Teknede mutlaka (teknenin gidiş yönüne doğru) sola oturun. Saffet bey de hep sola dönük anlatacak. Hem Avrupa hem Anadolu yakasında gezerken, teknenin sol kısmı karaya dönük olacak.

3)Kat kat giysi getirin – bir yanacak bir donacaksınız. O nedenle kolay giyip çıkarabileceğiniz katlarınız elinizin altında olsun.

4)Tur 100-150 kişilik.  O nedenle beklentilerinizi buna göre ayarlayın. Fotoğraf çekmek için ideal yere oturamadıysanız dünyanın sonu değil; yatta geze geze çekersiniz. 😉

img_7775

Beşiktaş’tan Ortaköy’e Uzanıyoruz

Feriye’nin F’si – Feriye kelime anlamı tam olarak “ek, dal” demek. Beşiktaş’tan Ortaköy’e uzanan bir kısmı saray (misal Çırağan), bir kısmı okul (misal Kabataş Lisesi) ve devlet binası olan Feriye Sarayları da  aslında Dolmabahçe Sarayı’nın ekleri.

Çırağan Otel ve Sonsuzluk Havuzu – Çırağan Otel’in bir yanı tamamen cam olan sonsuzluk havuzunda yüzerken; cam sayesinde boğazda yüzüyor gibi hissedebilirsiniz. Bir de “insider bilgi” ; kışın da ziyaretçilerin girebilmesi için havuzu ısıtıyorlar. 🙂

Yıldız Köşkü ve suikast korkusu – Osmanlı padişahı Abdülhamit; Dolmabahçe ve Beylerbeyi gibi denize kıyısı olan saraylardan suikasta kurban gitme nedeni ile korkup Yıldız Köşkü’nü inşa ettirip yerleşmiş.

İstanbul’da Semt İsimleri ve Hikayeleri – Kuruçeşme aslında “Koru Çeşme”; kuraklık olup yemyeşil koru kuruyunca “koru çeşme” olmuş “kuru çeşme”.

Sultanların avlanmayı (nişan almayı) sevdileri ve çeşitli yerlere belli olsun diye taş diktikleri semt; Nişantaşı.

Halkın yerleşip oturmasını istedikleri, teşvik ettikleri semt; Teşvikiye.

Mecidiyeköy semti ismindeki “Mecidiye” kısmı ise Abdülmecit’ten geliyor.

img_7856

Ortaköy’den Bebek ve İlerisi

Yol Yalısı – Özellikle Arnavutköy’de örneklerini görebileceğimiz denize sıfır olmayan, aradan yol geçen yalı türüne verilen ad.

Kuş Yuvası – Aslen Farsça olan “Aşiyan” kelimesinin Türkçeye çevirisi. Söylemeye gerek yok harika manzarası nedeniyle semt bu adı almış.

Orhan Veli ve Martılar – Sadece 36 yaşındayken vefat eden ve Aşiyan Mezarlığı’nda gömülü olan Orhan Veli’nin; mezarlığın önündeki yeşil ve düzlük alanda bir heykeli var. Heykelde başına martı konmuş; neden? “Başıma da konuyor martı kuşları” dizesi nedeniyle!

Mısırlı “Paşa” Emine  – II. Abdülhamit döneminde; şimdiki Mısır Konsolosluğu binasının sahibi olan Mısırlı Emine Hatun’a; hiç bir kadına verilmeyen “paşa” sıfatı veriliyor.  Osmanlı ve Türklere büyük sempati besleyen Emine Paşa da; Cumhuriyet sonrasında bugünkü Mısır Konsolosluğu’nu devlete bağışlamak istediğini belirten bir dilekçe yazıyor. Ancak cumhuriyet ile tüm ünvanlar kaldırıldı deyip paşaya “Emine Hatun” olarak hitab ederek cevap yazıyorlar. Bu duruma sinirlenen Emine hanım bağıştan vazgeçiyor.

img_7820

Kırmızı Ev – Bebek tepelerinde duvarları ve çatısı kırmızı olan bir ev var; adı “kırmızı ev”. İngilizceye çevirirsek “red house”… birşeyleri çağrıştırdı mı? Evet, bildiniz. Meşhur Red House sözlükleri Robert Kolej öğretmenlerince bu evde yazılmış.

Kuş Bakışı Rumeli Hisarı – Rumeli Hisarı’na tamamen tepeden kuş bakışı (veya drone ile bakarsanız) şu kelimenin yazdığını göreceksiniz; “Muhammed”

En Pahalı İki Yalı – Birincisi 150 milyon dolar fiyat ile Katar Emirine satılan “Şehzade Burhanettin Yalısı”. Bu yalı 63 odalı, denize sıfır, kendisine ait korusu ve koruda bir de köşkü var. İkincisi birinci köprünün tam altında yer alan ve 115 milyon dolara hala satılık olan; sarmaşıklarla kaplı ve 24 odalı Zeki Paşa Yalısı.

Ufak Bir Yalı Dedikodusu – Tansu Çiller’in Yeniköy’deki yalısında deniz kenarında hayatımda gördüğüm en kötü renkli ve tuhaf plastik sandalye ve masa seti vardı.

img_7984

Anadolu Yakasına Dönüş

Hz Yuşa’nın Adaşı – Boğazın, Karadeniz’e karıştığı Anadolukavağı’ndaki Yuşa Tepesine adını veren Hz Yuşa’nın İngilizce adaşını bilen var mı desem? Cevap : Joshua!

Yalas – Anadolu Yakası boğaz hattının neredeyse tamamını kaplayan ev olarak kullanılan yalıların sayıca fazlalığı ilginizi çekecek. Peki “yalı” kelimesi nereden gelir? Yunanca “yalas”tan. Osmanlıca da yalıya ne denirdi? “sahilhane”

Bazı Rakamlar – İstanbul boğazı derinliği 60 metre ile 120 metre arasıdır. İki yakada toplam 600 adet yalı var. Bu 600 adet yalının sadece 5 adedi orjinal sahiplerinde (sahiplerinin torunları diyelim). Bir de Sabancı ailesinin tüm üyelerinin toplam 35 adet yalısı var.

Küçük Kudüs – Kuzguncuk semtine verile ad. Semtte sinagog, kilise ve caminin yan yana olması ve aynı şekilde semtin (eski) sakinlerinin kozmopolitliği nedeniyle. 1930larda 600 yahudi aile oldu hesaplanıyor. Bir aile 4 kişi desek; semtin yahudi nüfusu 2400 eder. Bugün ise 6-7 aile kalmış maalesef.

Adile Sultan Sarayı – Boğaz hattında 180 derece manzarası olan ve Karadeniz girişinden Marmara kadar heryeri gören tek yapı.

Şeytan Tutulması – İstanbul Boğazının Kandilli’de bulunan en dar noktasına verilen ad.

Marko Paşa’ya Anlat – Halihazırda Kuzguncuk İlkokulu olarak hizmet veren bina eskiden “Marko Paşa’ya Anlat” deyiminden tanıdığımız Marko Paşa’nın köşküymüş. Çok yoğun çalışan bir doktor olan Marko Paşa; aynı zamanda Kızılay derneğinin kurucusu. Çok yoğun çalıştığı için genelde insanları dinlememesi ve sürekli “ne demiştin?” demesi ile ün salmış. 🙂img_8038 img_7943

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir