Parıs Le Pere Lachaıse Mezarlığı Gezisi

0
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

Paris’e ilk gitmeden, yıllar yıllar önce “Je T’aime Paris” filmini izlemiştim. Filmdeki kadın karakterlerden biri Paris Le Pere Lachaise Mezarlığı ‘na (“lö per laşez” diye okunuyor) nişanlısını sürükleyip kırmızı rujunu sürüp Oscar Wilde’ın mezarını öpmüştü. Üstelik bunu yaparken çok şık giyinmişti ve topukluları vardı. Bu sahne benim beynime kazındı ancak gerçekliğinden de şüphe duymadan edemedim…

Araştırmalarım sonucu çok çok çok sevdiğim Oscar Wilde’ın mezarının gerçektende Paris Le Pere Lachaise Mezarlığı içerisinde olduğunu ve hayranlarınca bol renkli öpücük yağmurlarına tutulduğunu teyit ettim. Hemen hemen yazdığı herşeyi okuduğum ve başka kendisi olmak üzere herşeyle ve herkesle dalga geçmesine hayran olduğum bu adamın mezarını ziyaret etmeyi “yapılacaklar listeme” ekledim.

IMG_7204

Ancak Paris’e ilk gidişimde olmadı; ama ben biliyordum en azından ikinci defa gidecektim. 🙂 Sonunda gittim de; hem de 2 günü tamamen tek başıma olmak üzere toplamda 4 gün geçirdim. İlk gün de koşarak soluğu Paris Le Pere Lachaise Mezarlığı kapısı önünde aldım. Ancak ben filmdeki (itiraf edeyim hafiften gıcık olduğum) kadın karakter gibi topuklu giymeyi bırakın yoga taytım ve Columbia montla gittim. Estetik beklentileri çok yüksek olan Oscar umarım bana kızmamıştır. 🙂IMG_7158

Paris Le Pere Lachaise Mezarlığı için ulaşım seçenekleri nelerdir?

i)yürüyerek Notre Dame Katedrali’nden mezarlığın bulunduğu bölgeye giderseniz 3.8 km (ben böyle gittim)

ii)taksi ile gene Notre Dame Katedrali’e 10 euro (böyle de döndüm)

iii)metro ile 2 nolu hata bindiğinizde Philippe Auguste durağında inin; böylece alt ve ana kapıdan giriş yaparsınız. 3 nolu hata binerseniz Gembetta durağında inin; böylece üst kapıdan giriş yaparsınız. Ancak benim önerim alttan başlayıp tırmanarak gezmek çünkü çok kronolojik dizilmiş bir yapıda Paris Le Pere Lachaise Mezarlığı.

IMG_7130

Yürüyerek Gezmek

Ben yukarıdaki resimde gördüğünüz ana kapısından giriş yaptım ve 43 hektarlık devasa mezarlığı aşağıdan yukarı doğru tırmanarak gezmeye başladım. Hava soğuk ama güneşliydi ve sabah erken saatlerde gittiğim için tek tük insan vardı. Tamamen uyum göstermemekle birlikte ana girişten yukarı gidildikçe eski mezarlardan daha yenilere doğru genişliyor burası. Bir de din (hatta dinsiz, inançsız 🙂 ) ayrımı yapmadan her inançtan insanlar gömülebiliyor. Ki ben bu duruma bayıldım. Zaten mezarlık gezmek burada üzücü bir deneyim olmak yerine sanki parkta gezermiş gibi huzur verici iç açan bir hal alıyor.

Neden mi? Kocaman geniş yollar ve harika bir düzen var; mezarlarından yanından üzerinden yürüyüp suçlu hissetmiyorsunuz. Her yer yemyeşil, kuşlar cıvıldıyor, kocaman asırlık ağaçlar var. Burada gömülen herkesin mezar tasarımına aşırı özenilmiş, birbirinden yaratıcı ve güzel mezarlar görüp ister istemez gülümsüyorsunuz. Özetle, mezarlık gibi sevilmeyen bir alanı resmen Parizyen dokunuşlarla estetik ve zaman geçirmek isteyeceğiniz bir yere çevirmişler. Burada mezarını ziyaret etmek istediğiniz kimse yoksa bile (ki eminim vardır, olacaktır) sırf etrafı görmek için bile gelebilirsiniz.IMG_7216

 

Peki, Paris Le Pere Lachaise Mezarlığı ‘na kimler defnedildi?

Başlıyorum saymaya; Jim Morrison (en çok ziyaret alan mezardı, resmen sabahın köründe önünde sıra vardı), Oscar Wilde, Edith Piaf, Moliere (“Cimri” oyununun efsanevi yazarı), Honore de Balzac (kendisi günde 50 adet kahve içermiş daha iyi yazmak için!), Marcel Proust, Marcel Marceau, Colette (en seviğim “kötü kadınlar“dan), Isadora Duncan (modern dansın kurucusu), Jean de La Fontaine, Frederic Choplin, Maria Callas, Victor Noir.. ve liste uzuyor.

Türk kimler var? derseniz;  Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya buraya defnedildi ve bol bol ziyaret alıyorlar, içiniz rahat olsun. 🙂 Ahmet Kaya çok merkezi bir yerdeydi ben de kısacık bir uğradım ancak Yılmaz Güney’in mezarının burada olduğunu sonradan öğrendim.

IMG_7156

 

IMG_7220

 

 

Ne Kadar Vakit Alır?

Paris Le Pere Lachaise Mezarlığı sınırları içerisinde yaklaşık iki saat dolandım. Ziyaret amacım olan Oscar Wilde, girişten olabilecek en uzak noktadaydı. Böylece genel hatları ile tüm mezarlığı gezdim. Collette’in mezarını rastgele görüp çok sevindim. Aynı şekilde Ahmet Kaya da çok merkezi bir yerdeydi; onu da gördüm. Jim Morrsion’un ki önündeki sıradan ve turist kalabalığından kendini belli ediyordu. Gözüm sıraya girip beklemeyi kestirmedi. Zaten daha Oscar Wilde’ın mezarını arama turlarındaydım. Yolda yürürken bir birinden harika mezarlar gördüm. İçimi tuhaf bir şekilde bir huzur ve güven kapladı. Hiç acele etmeden yavaş yavaş gezindim. İlk defa ölüme bu kadar yakın, yüzlerce ölünün arasında ve çok mutlu vakit geçirdim.IMG_7149

Ana giriş kapısından sonlara doğru ilerlerken bol bol merdiven çıkıp yükseliyorsunuz. Tam ortada şapel, biraz ilerde de kramatoryum var. Bol bol dönüp tepelerden yürüdüğüm yerlere bakındım. Genelde mezarlıkları korkunç değil de çok hüzünlü bulurum. Bir de (affedin beni ama) selvi ağaçlarını pek sevmem.   Benim için insanların “zorla” ve “zorunluluktan” gittikleri yerlerdir. Paris’te yaşasaydım buraya arada yalnız kalmaya, düşünmeye, yaşadığım için şükür etmeye bile gelirdim diye düşündüm.

IMG_7150

 

Harita İşleri

Benim elimdeki haritada tuhaf bir şekilde Oscar Wilde’ın mezarının olduğu 83. bölge yoktu. Mezarlığın olduğu bölgeye yaklaşıp görevlilere sordum. Sorduğum adam yeni bir cenaze işlemlerini yapıyor, vefat eden kişinin gömüleceği yeri ayarlıyordu. İşini hızla tamamladı, sıfır İngilizce bildiği için bana anlatamayacağı için benle yürüyerek beni mezara götürdü. Zaten uzaktan tanıyıp çok sevindim ve elimi cebimde otelden çıkmadan beri taşıdığım kırmızı ruja attım. Halime gülüp mezarın üzerinde Oscar Wilde’ın ailesinin yazısını gösterdi. Anlaşılan 2011 yılından beri Oscar Wilde’ın ailesi dünyanın dört bir yanından gelenler hayranları mezarı öpmesin diye boyu aşacak şekilde cam kaplatmıştı ve kibarca artık ruj sürüp öpmememizi rica ediyorlardı. Yandaki mezara çıkıp öpen bir kaç kişi yok değildi. Ama ben havadan öpücük atmakla yetinmeyi seçtim.

IMG_7183

 

Bana yol gösteren kibar Fransız bey gidince kırmızı rujumu sürüp havadan öpücük atan resmimi çektim. Sonra mezarın karşısına oturup dua okudum; sonra da nedense bu durum çok tuhafıma gitti sesli güldüm. Şansıma kimseler bu ufak delirmemi görmedi. 🙂 Oscar Wilde’ın mezarını ziyaret ettiğimi idrak etmek için yarım saate yakın zaman geçirdim. Çok çok çok istediğim bir hayalimi gerçekleştirmiştim. Gerçekten güzel kitapları, bana aşırı ilham vermesi ve deney tübüne koyup incelenesi kişiliği için Oscar Wilde’a bir kez daha teşekkür ederek mezarlıktan çıktım. Hayata karıştım; yaşadığım ve nefes aldığım için acayip minnet duyaraktan öğle yemeğinde ne yesem gibi fani düşüncelerime gömüldüm. 🙂

IMG_7200

 

 

 

 

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir