Marie Kondo Kitabı İle Sadeleşme Deneyimim

2
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

Her şey Kasım ayı başında salondaki kitaplığımın dolup taşması ile başladı… Bazı kitapları çıkarıp arka odadaki kitaplığa götürmeye karar verdim. Ancak o kitaplık da doluydu. Biraz azaltsam mı diye düşünüp kitaplarımı elden geçirdim. Beni çok büyük şok bekliyordu : Henüz okumadığım 38 adet kitap vardı! Tuhaf bir içgüdü ile sürekli kitap alıp biriktirmiştim. (bkz : istifleme) Geçici çözüm olarak okumadıklarımı kitaplıktan çıkarıp yemek masasına yığdım ve o 38 kitabın arasında, geçen Nisan ayında alıp tamamen unuttuğum beyaz bir kitap gördüm. Başlığı: “The Life Changing Magic of Tidying – The Japanese Art“. Japonya ve Japon olan her türlü konuya merakım malum. Zaten normal bir insan Nisan ayında aldığı kitabı Kasım ayına kadar unutup sonra şans eseri bulmamalı diye düşündüm. Böylece Marie Kondo kitabı ve efsanevi dermele toplama, sadeleştirme metodu “konmari” metodu yolcuğum başlayacaktı. 🙂

NASIL İKNA OLDUM VE NEDEN?

Öncelikle dürüst olarak belirtmek isterim ki ben hayatım boyunca süper dağınık bir insan oldum. Odam, çalışma masam, kitaplıklarım, giysi dolaplarım ve (utanarak yazıyorum) yatağımın yanındaki yerler bile hep bir kaos içindeydi. Kendim de inanarak yaratıcı bir insan olduğum için böyle olduğunu ve bu kaos içinde bir sistemim olduğunu savundum hep. Ancak alıp varlıklarını unuttuğum 30 küsür kitabı bulunca kendi kendime acı gerçekle yüzleştim.

Dağınıklığım yaratıcılık dışavurumu değil düpedüz dağınıklıktı ve hiç sevilesi bir yanı yoktu. Yıllarca başta eşim olmak üzere herkesin uyarılarına kulak tıkamıştım. Ancak bu 38 adet kitap ile kimsenin baskısı olmadan kendi kendime direncimi kırdım. Sessizce Marie Kondo kitabını elime alıp bir köşeye kıvrıldım. Eşyalarımı düzenlemeye başlamadan önce kitabı tamamen okuyup bitirdim. Aşağıdaki ana maddeler ile eşyalarımı düzenleme hevesim ve benim gibi süper dağınık birinin bile derli toplu olabileceğine inancım iyice arttı.

Nelerdi?

  • Marie Kondo kitabı & felsefesi – tüm eşyaları kategorilerine göre bir kere elden geçirip bir daha asla dağılmama; dolayısıyla yeniden toplamama üzerine kurulu
  • Eşyaları toplamanın doğuştan gelen bir yetenek olmadığını ve ilk okuldan itibaren öğretilmesi gerektiğini savunuyor
  • Depolama uzmanlarının istifçiler olduğunu söylüyor 🙂 Yani yaşadığınız ev dışında veya içinde ayrı bir odada depolama yapmak yok
  • Eşyaların evdeki yerine (odalar) göre değil; kategorilere göre elden geçirilmesi gerekiyor
  • Kategorileri sıra ile tek tek ele almayı öneriyor
  • Kategoriler sırası ile şöyle: giysiler (ayakkabı, çanta, aksesuar vb dahil), kitaplar ve kırtasiye, kategoriler dışı olan eşyalar, hatıraları olan eşyalar (fotolar, magnetler, eski üniformalar) vb
  • Bir kategoriden tüm eşyaları tek bir odaya getirip yığıyoruz (ne kadar çok eşyamız olduğunu anlamak için şart)
  • Devamında her eşyayı tek tek elimize alıp şu basit soruyu soruyoruz “Bana neşe veriyor mu?”
  • Cevap evet ise kalıyor; hayır ise neşe vereceği yeni sahibine doğru yol alıyor 🙂
  • Tüm bu gözden geçirip atma süreci ailenizin ve sevdikleriniz gözlerinden uzak olmalı ki kimse atacağınız bir objeyi kendisi için geri almaya çalışmasın
  • Tüm kategoriler bitince her eşyanın evde belirli bir yeri olur. Böylece ev asla dağılmaz 🙂

Sadeleşmenin Duygusal Boyutu & Hedeflerim

Derleme toplama işlerine girişmeden kitabı detaylıca okuyup “konmari” metodunun felsefesine hakim olmak ve içselleştirmek istedim. Okurken aydınlandım diyebileceğim bir kaç nokta oldu. Onların altını çizerek defalarca okudum. Japonların dini ve hayal felsefesi olan ve her objenin de bir ruhu (kami) olduğunu anlatan Şintoizmden çok şey buldum..

  • İyileştirme” anlamında gelen Japonca kelime “te-ate“dir. Bir diğer anlamı “el ile dokunmak“. Bu kelimenin kökeni modern tıp öncesi döneme dayanır. Bu dönemde insanlar hastalıkları, hastalık olan bölgeye el ile dokunarak iyileştirmeye çalışırlardı.
  • Sahip olduğunuz her eşyayı tek tek elleyip neyin gideceğine/kalacağına karar verirken geçmişimizi yeniden yaşarız.
  • Eşyalarımızla dürüstçe yüzleşince; içimizde çeşitli duygulara yol açarlar.
  • Evinizi düzene koyup eşyalarınızın sayısı azaltınca; hayattaki gerçek değerleriniz ve önceliklerinizin de farkına varacaksınız.

Hedefler

Son olarak toplama işlemine geçmeden önce neden bu kitaba & projeye başladığınızı ve hedeflerinizi yazmanızı istiyor Marie Kondo. Benimkileri aşağıdaki gibi özetledim.

  1. Minimum eşya ile yaşamak
  2. Çok hızlı hareket edebilir olmak (mobilite)
  3. Fiziksel & duygusal yük taşımamak (yogada bazen sırtım çok acıyor ve zor açılıyor – aşırı yük taşıma emaresi)
  4. En önemli işleri ilk olarak yapma disiplini geliştirmek (etrafta “ilgi dağıtıcılar” olmaması)

GİYSİLER

Uzunca bir girişten sonra, ilk kategori olan giysiler ile başlıyoruz! Evimizin iki kişi için fazlası ile büyük olmasından dolayı yıllardır giysilerimi gözden geçirmedim. Zaten giysileri depolamak için bolca yer vardı. Gene de hepsini salonda yere yığana kadar bana ne kadar giysim olduğunu sorsalar, “çok yok” cevabını verirdim. Zaten giyinmeye, aksesuara meraklı bir insan değilim. Ancak tüm giysilerimi salona getirdiğim gün aşağıdaki şok sahne ile karşılaştım. Ne kadar çok giysim vardı!

Bazı giysileri yıllardır görmemiştim, bazılarını hayatımda hiç görmemiş gibi hissettim.. En baskın duygum “şaşkınlık“tı. Çünkü benim gibi giyim konusuna düşkün olmayan birinin nasıl bu kadar eşyası olabilirdi? Giysilerimi yarıya indirmeyi hedefledim. Ancak tek tek elime alıp “Bu giysi bana neşe veriyor mu?” diye sorup dürüstçe cevaplayınca üçte bire indirdim plansız bir şekilde! 🙂

Giysilerimi tek tek elime alıp düşünmek türlü duygular uyandırdı bende. Bazıları komikti : “bu parçanın benim olduğunu biri öğrense utancımdan ölürüm”. Bazıları hüzünlüydü: iyi durumda çok giysimi bana mutsuz olduğum dönemleri ve sevmediğim insanları hatırlattıkları için elden çıkardım. Bazıları karışıktı: “şimdi ölsem ve eşyalarımı düzenlerken bazı parçaları görseler?” diye düşünüp hem ürperdim hem de çok güldüm.

3 SAAT SONUNDA

Yaklaşık 2.5 – 3 saat sonra sahip olduğum tüm giysileri 3’te birine indirmiş – açık renkten koyu renge dizmiştim. Sayamadığım kadar çok askıyı da paketledim. Neredeyse 15 yaşımdan bugüne kadar hayatımı hızlandırılmış bir şekilde yaşadım. Ne kadar yol aldığımı gördüm ve elimde kalan giysiler için minnet duydum. Bana en çok “neşe verenler” onlardı. 🙂 Aşağıdaki resimden yaptığım kıyımın boyutlarını görebilirsiniz. 😉

Bu arada “attıklarım” diyorum ama ben giysilerimi kocaman plastik çöp torbalarına doldurup giysi bağışlama kutusuna bağışladım. Yani hiç birşeyi çöpe atmadım, yeni sahiplerine yolladım. 🙂

KİTAPLAR & KIRTASİYE KATEGORİSİ

İkinci adım olan kitaplar benim için en zor ve duygusal olacak kategoriydi. Küçüklüğümden beri kitap, defter, kalemler, boyalar, post-it’ler…kırtasiye ürünleri biriktiriyorum. Bu en korktuğum kategoriye bir Salı akşamı tüm kitap ve kırtasiye ürünlerimi gene salonda kitaplığımın yakınlarında yere sererek başladım. Manzara aşağıdaki gibiydi..

Kendimden beklenmeyecek bir kararlılıkla (ve giysi temizliğinden gelen ferahlama hissi ile) önce tüm DVD ve dergileri attım. Sene 2016 – DVD mi kalır? basılı dergi mi kalır? diye söylenerekten. 🙂 Devamında üniversite döneminde okuduğum artık ilgimi hiç çekmeyen türlü iş dünyası kitaplarını uğurladım. Zaten bu tarz kitaplar pdf olarak okunmalı bence.

Sonra sıra klasiklere ve sevdiğim yazarlara geldi.. Bu noktada biraz düşünürek biraz da deli bir cesaretle “bir daha okumam” dediklerimi atmaya başladım. Kitap ve kırtasiye ürünlerini atarken bir de 2009 yılından günlüğümü bulup hazine bulmuş gibi sevindim. 214 adet kitabımı 112 adede indirip neredeyse yarısını bağışlamak üzere devasa poşetlere doldurdum. Bir de artık kullanmadığım sulu boya, pastel boya, keçeli kalem ne varsa vedalaştım.

Yalnız mükemmel planımda bir hata vardı. Bu poşetler giysi poşetleri gibi değildi.. yerinden kalkmıyordu! Atmak için eşimin gelmesini bekledim kuzu kuzu. 🙂 İş seyahatinde olduğu için 4 gün boyunca vedalaştığım kitap poşetlerine baktım. Artık iyice emin oldum – hiç pişman değildim!

DEVAMI

Şimdi genel eşyalar (mutfak, elektronik vb) kategorisindeyim. Bu eşyaları çeşitli online sitelerden uygun fiyata satıp, elime geçen bütçeyi seyahat fonuma yatırmayı planlıyorum. 🙂 Özellikle elektronik kategorisinde hayatımda görmediğim kahve makineleri ve liseden kalma laptop’umu bulunca gene türlü şoklar yaşadım.

NELER ÖĞRENDİM

Sahip olduğum eşyaları tek tek elleyip “bana neşe veriyor mu?” diye sorunca hayatımın çok büyük bölümünü eşyalar üzerinden gözden geçirdim. Hep vazgeçmeden yaptığım bazı iyi şeyleri gördüm. Mesela kendimi bildim bileli bir şekilde türlü yerlere hep yazı yazmışım. En sevdiğim renk de açık ara mavi olmuş hep. 🙂 Hep düştüğüm bazı hataları (“pattern”ları) gördüm. Mesela sonuna kadar gitmeden, sona çok yakın bir yerde %80’de vazgeçmek gibi..

En önemlisi de eşyalarımı yarıdan aza indirince ölmediğimi; hatta çok daha mutlu olduğumu gördüm. Aniden taşınmaya, başka ülkelere & kıtalara gitmeye ve bavulumdan yaşamaya hazırım. Sevdiklerimiz ve hayattaki önceliklerimiz dışında eşya gibi maddi şeylere bağlanmama (veya daha az bağlı kalmak) acayip özgürleştirici bir şey. Yazıyı buraya kadar (1200 kelime) okuyan herkese “Bence bu değişime hazırsınız. Haydi Marie Kondo’nun kitabını alın ve başlayın!” demek istiyorum. 🙂

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

19 Comments

  1. Aralık 19, 2016 / 6:16 pm

    Daha bugün işten eve gelirken aldığım bi karardı ve karşıma yazın çıktı. Şöyle ki, bugün sabahın köründe uykulu gözlerle dolapta altlarda kalmış bir kazağımı hava çok soğuk diye üstüme geçirip çıktım yola ama o kazak gün boyu kaşıntı yaptı bende ve geçen yıl da aynı sebeple giydiğimde nefret ettiğim günü hatırladım. Niye atmamıştım ki o kazağı ? Belki de aynı sebeple beni mutsuz eden daha bir sürü kıyafetim vardı. Az sonra dolabın karşısına dikilip güzelce ayıklamayı planlıyorum. Teşekkürler 😊

    • zeynepcansoylu
      Aralık 20, 2016 / 1:33 pm

      yorumunu okurken süper mutlu oldum 🙂 anlatamam.. anlayamazsın 🙂

      bence de hemen o kazağı ve neşe vermeyen her ne varsa atıp bağışlamak gibisi yok 🙂

  2. Aralık 20, 2016 / 12:49 am

    Cocuklarimla yazlari devremülk tatili dönüșü heo evde bir ayıklama yaparım orada 4 tabak bardak ile yașyorsam eve dönüncede yapmalıyım diye, dağıtırım esyaları 1 sene içinde yine ev dolar:(Bu yıl Haziran’da 1+1 e çocuklarımla tașınırken bayağı azalttım eşyalarımı, Ekim’de de Kanada’ya gelirken her birimiz için 2 valize kadar indirdim eşyalarımı geldik😄😄Daha az alıyorum artık….

    • zeynepcansoylu
      Aralık 20, 2016 / 1:34 pm

      süpersiniz valla.. özelikle kişi başı 2 adet valizle yaşamak harika! 🙂

  3. çağrı
    Aralık 20, 2016 / 6:22 am

    Ben de ”sade” kitabını okuduğumda aynılarını yapmıştım 🙂 okumalısın!

    • zeynepcansoylu
      Aralık 20, 2016 / 1:30 pm

      hemen ebook’lar listeme ekleyeyim 🙂

  4. Aralık 20, 2016 / 9:49 am

    Bu kitabı da elden çıkarmaya karar verirsen ben alırım! 🙂 ayrıca yine ilham verdin; çok teşekkür ederim:)

    • zeynepcansoylu
      Aralık 20, 2016 / 9:53 am

      kesinlikle alabilirsin – yalnız biraz altını çizdim, kızmak yok 🙂

      senden haber bekliyorum

  5. Gulen
    Aralık 20, 2016 / 8:57 pm

    Nisan ayında esyalarımdan kurtulup, evimi kiraya verip, 1-2 yıllıgına dunya seyahatine cıkmayı planlıyorum ve bir aydır esyalarıma bakıp, hangilerini ne yapsam, kitaplarımdan nasıl vazgececegim vs. diye dusunurken biraz once yazını gördüm; tam zamanında karsıma cıktı. Benim amacım da sonunda bir sırt cantasına sıgacak kadar esyayla kalmak, benden önce birilerinin bunu yaptıgını görmek bana cesaret verdi. Tesekkurler. 🙂

    • zeynepcansoylu
      Aralık 23, 2016 / 10:06 am

      çok teşekkürler güzel yorum için 🙂 dünya seyahetinde de başarılar… takip edeceğimiz bir sosyal medya (instagram /facebook vs hesabınız var mıdır?

      şimdiden meraktayım nerelere gideceksiniz, neler deneyimleyeceksiniz 🙂

      • Gulen
        Aralık 26, 2016 / 6:01 pm

        Cok tesekkurler. Henuz bu konuda bir sosyal medya hesabı olusturmadım, önce seyahat planlarımı tamamlamaya calısıyorum. Gelişmeleri haber veririm size de. 🙂

        • zeynepcansoylu
          Aralık 26, 2016 / 6:17 pm

          beklemedeyim 🙂

  6. Aralık 23, 2016 / 9:28 am

    merhaba, bağışlama kutusu nerelerde oluyor acaba? benim de depoda bekleyen torbalarca kıyafet var verilmek üzere bekleyen ama kime vereceğimi bilemedim kaldılar öyle.

    • zeynepcansoylu
      Aralık 23, 2016 / 10:05 am

      selamlar, bizim ev beykoz ilçesine bağlı anadoluhisarı semtinde. burada göksu evleri sitesi girişinde kocaman giysi, oyuncak, ambalaj, kitap/kağıt bağış konteyner’ları var. ancak biraz araştırdım ve gördüm ki ataşehir, beşiktaş, kadıköy gibi ilçelerde de var bu bağış kutularından. sizin şehir/semt neresidir? ona göre soruşturalım 🙂

      • Aralık 23, 2016 / 11:54 am

        Selamlar, çok teşekkür ederim. İstanbul’daym ben de. Bunlardan biri işime yarar! Araştırayım ben de detayını o zaman 😉

  7. Emine akal
    Aralık 24, 2016 / 8:03 am

    Yazınızı okurken hurçlara kaldırdığım 2 beden büyük kıyafetlerim geldi aklıma; belki yine kilo alırım diye sakladığım bir dolu pantolon. Yazınızı okuduktan sonra hurçları açtım içinden kullanmadığım tüm kıyafetlerimi çıkardım hızımı alamadım aynı işlemi kızım ve eşim için de yaptım. Sonra da hepsini kullanacak birilerine verdim. Ben zaten çok giysi almayan ve kullanmadığı eşyaları veren biri olmama rağmen üç kocaman poşet verilecek giysi buldum. Dolaplarda yer açılmasına ve giysilerin atıl kalmayıp işe yarayacak birilerine gitmesine aracı olan yazınız için teşekkürler.

    • zeynepcansoylu
      Aralık 24, 2016 / 9:06 am

      yorumunuzu okurken çok mutlu oldum ve duygulandım, gözlerim doldu resmen 🙂

      bu arada en de 3-4 yıl önce kalıcı olarak 10 kilo vererek 1/2 beden küçüldüm ve 2 yıl boyunca “ya kilo alırsam?” diye içten içe korkup giysilerimi saklamıştım. Attığım gün o kadar rahatladım ki 🙂 Çok iyi anlıyorum sizi, iyi ki yaptınız!

      sevgiler

      • Figen
        Ocak 24, 2017 / 6:52 am

        kilo alırsam diye atmamanız bilinçaltınıza nasıl ol sa kilo alacaksınız mesajını verir yani ideal kilo da kalmam nasıl ol sa imkansız mesajı ..elden çıkarmanız iyi olmuş 🙂

        • zeynepcansoylu
          Ocak 24, 2017 / 7:16 am

          aynen! yıllardır da almadım zaten 🙂
          sevgiler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir