Kalori Saymak Yok: San Francisco Yeme İçme İşleri

0
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

Bugüne kadar gezip gördüğüm şehilerden “yaşanacak şehirler şampiyonu” ilan ettiğim San Francisco aşkım malum. İleri medeniyet, farklılıkların sayılıp sevilmesi, insanların birbirine değer vermesi, bol yeşili, tramvayları ve dik yokuşları ile San Francisco çok güzel.. Tabii bir de türlü milletten gelen harika yeme & içme seçenekleri var. Zaten çok renkli ve sesli yerlerde harika yemekler bulmak kolay oluyor. O zaman yerel lezzetler, bol deniz ürünü, Asya mutfakları, harika tatlılar, klasik Amerikan hamburgerleri, en sevdiğim mutfak Meksika yemekleri ve daha türlü çeşit öneriler içeren San Francisco Yeme İçme İşleri listeme başlayayım.. Ama önden uyarayım. Diyette olanlar, şekeri olanlar ve hamileler okumasın. Kendinizi yemeksepetinde gezinip sipariş verirken bulabilirsiniz. 🙂

ps: 30 maddelik devasa San Francisco gezilecek yerler yazımı okumak için tık tık

1)Boudin’de Ekşi Maya “Sour Dough” Yemeden Dönen Bizden Değildir 

İlk iş San Francisco’nun alamet-i farikası ekşi maya ekmek ile başlıyorum efendim.. Kaliforniya eyaletinde 1850’lerde başlayan “gold rush” (altına hücum da diyorlar) çılgınlığı döneminde, San Francisco’da altın madeninde çalışan işçi nüfusunda patlama yaşanmış. Ağır fiziksel işler yapan insanları doyurmak için taşınması kolay, hemen bozulmayan ve enerji veren bir yemek ihtiyacı doymuş. Böylece bol miktarda ekmek yapılmaya başlanmış. Ancak madenlere gidip gelen ekmeklerde bir tuhaflık belirmiş!

Taze fırından çıkan ekmek, bir kaç saat sonra ekşileşiyormuş. Tuhaf bir şekilde bu ekşileşme, ekmeğin lezzetini artırmış. Bu ekmeğe “ekşi maya” (sour dough) denmeye başlanmış. Aynı malzemeler ve aynı tarif ile başka şehirlerde yapılan ekmekler ise ekşileşmeden kalıyormuş. Başta Boudin Bakery olmak üzere, San Francisco fırınları bu “ekşi maya” denen ekmeğin sisli San Francisco havasından olduğuna kanaat getirmişler.

Bilim insanları en sonunda, San Francisco şehrine özgü bu “ekşileşme” durumunun bu bölgede yaşayan (zararsız) bir bakteriden kaynaklandığını kanıtlamışlar. Tüm şehrin çok sevdiği ekşi maya ekmeklerine katkısı olan bu bakteriye “L. sanfranciscensis” adı verilmiş. Herkes, ekşi maya ekmekleri ile sonsuza kadar mutlu yaşamış. Bu hikayede bize kalan? İlk olarak Boudin olmak üzere ekşi maya hamurundan yapılan ekmek , bagel vb yemek… Neden sizler de güne Philadelphia krem peyniri süreceğiniz ekşi maya bir bagel ile başlamayasınız? 🙂

2)Taqueria Cancun – Beni Buraya Gömün!

Ekşi maya ekmekle kahvaltımızı ettiysek Meksika usulü bol kalorili, yağlı ve acılı öğle yemeğine geçebiliriz dostlar. Şimdi merkezden (Union Square’den) tempolu bir yürüyüş ile 2 km uzaklıktaki Latin ve tuhaf bi’ şekilde hipsterların yerleştiği Mission Bölgesi’ne gidiyoruz. İstikamet: Taqueria Cancun. Burası dışarıdan hafif süslü bir kantin gibi duruyor. İçerisi ise baya bakımsız ve salaş. Hatta biraz titiz ve pimpirikli bir yapınız varsa “burada zehirlenmesek bari..” diyebilirsiniz. Ama lütfen aşın bunları.. Dünyanın en harika zevkleri, konfor alanımızın dışında tabii.

Şimdi ortaya buritto, taco ve quesedia söyleme ve “Allahım sana geliyorum” hissi yaşama zamanı! İddia ediyorum: Taqueria Cancun’da yiyene kadar, “gerçek ve otantik” Meksika yemeği yememişim ben dostlar..Koskoca San Francisco’da favori yemeklerimi burada yedim. Bir de acı sosa dikkat. Benim gibi dev acı sever birinin bile gözlerinden aynı anda ikişer üçer yaşlar geldi. Aman diyim! Aşağıdaki sağdaki fotonun ortasındaki açık yeşil arkadaştan bahsediyorum…

3)Craft Bira & Pastırma & Hotdog El Ele, Hep Daha İyiye!  – Mikkeller Bar

Yolu Danimarka‘dan geçen herkesin bayıla bayıla gittiği Mikkeller Bar, San Francisco’da da var. Üstelik 42 çeşit draft bira seçeneği ile! Aman şimdiden not edin bi’ kenara. Benim gibi uçağa bineceğiniz gün farkedip sabahın köründe bira ile kahvaltı etmeyesiniz. 🙂 Danimarka çıkışlı gazeteci ve öğretmen olan iki kafadarın evde bira üreterek kurdukları bu marka, bira seven herkesin gidilecek yerler listesinde en üst sıralarda. Amerikan etkileri de içeren 42 çeşit bira için erkenden gidin, bara kurulun ve en minik bardak ile bira tadımına başlayın. Ooh mis.

Bir de -çok afedersiniz Dan dostlarım ama- Amerika’daki Mikkeller’in aşırı iyi bir mutfağı var. Özellikle pastirami tostuna ve Texas usülü acılı ve soğanlı hotdog’una aşık olduk. O kadar sevdik ki.. biranın bile önüne geçtiler. Son olarak, bir kaç bardak altlığı aşırmadan gelen bizden değildir demek istiyorum. 🙂

4)Amerika’ya Oturmaya mı geldik? Burger Yiyeceğiz Tabii – In and Out Burger

Klasik Amerikan yemeği dendi mi akla gelir: hamburger! Daha önce New York’ta 15 gün kalıp New York’un en iyi hamburgercileri üzerine master tezimi hazırlamıştım. Okumak içi tık tık. Batı Yakası’na geçince “mutlaka uğrayın” dediğim In and Out Burger. Zaten dünya alem biliyor burayı, ama yoğunluğa gelip atlanmasın lütfen. Hamburgerleri gerçekten çok iyi. Klasik ve cheeseburger var sadece, oldukça basit bir menü var. İçecekleri ve sosları kendiniz bankolardan alıyorsunuz. İçecekler bittikçe doldurmak serbest. 🙂 Bir de unutmadan hamburgere “(çiğ) soğan ekleyelim mi?” diye soruyorlar. Ekletmeyen bizden değildir! 🙂

5)Kabuklu Deniz Ürünleri & Biraz Asya Etkisi İçin – Crustacean

Kabuklu deniz ürünleri seviyorsanız sakın burayı es geçmeyin. Zevkine güvendiğim bir kaç kişi aynı anda mesaj atınca hemen arayıp rezervasyon yaptırdım. Sizlere de tavsiyem akşam yemeği saatleri için mutlaka rezervasyon yaptırın. Peki nedir Crustacean’ın olayı? derseniz… Öncelikle Crustacean Latince bir kelime ve “kabuklu deniz canlıları” anlamına geliyor derim. İkinci olaran o sonraki “ascean” böyle sanki Asian, Asyalı gibi sanki. Değil mi?

Burada başta kabuklular olmak üzere bolca deniz ürünü ve Asya mutfağı etkileri olan yemekler var. Mesela yengecin, ıstakozun yanında nasıl Asya mutfağı kuzum? derseniz.. Hayatınızın en harika noodle’ı garlic noodle (sarımsaklı noodle) derim. Sonra bol bol teriyaki sos derim..Ben kamar, ıskatoz böreği ve yengece kefilim. Beğenmeme gibi bir durum imkansız! 🙂 Bana “mutlaka git” diyenlere çok teşekkür eder, aynı haklı baskıyı sizlere yapmak isterim. Mutlaka gidin!

6)Allahım Sana Geliyorum! – Yank Sink Dumplings

Dumpling denen şey, bizdeki mantının hamuru çook incesi ve buharda veya fırında pişen Asyalı kuzeni olarak kabaca anlatılabilir. Tabii içindekilerin mantı ile alakası yok. En sık kullanılanlar domuz eti, ördek, tavuk vb. İlk görüşte pek bir şeye benzetemediğim bu yemek ile ilk defa 2015 yılında Singapur‘da tanışmış ve ba-yıl-mış-tım. Kişisel favorim özellikle buharda pişen, dumanlar fışkıran en yumuşak çeşitleri.

San Francisco üzerine araştırmalar yaparken pek çok kaynakta Yank Sink Dumplings’in adını duydum ve attım listeme. Rezervasyon almayan ve önünde uzuuun sıralar olan bu mekana, işimi şansa bırakmayıp öğleden sonra tuhaf bi’ saatte gittim. Gene de yarım saat bekledim. 🙂 Neyse efendim, tabii ki de beklediğime değdi. Özellikle buharda yapılmış domuz ve fırındaki ördek dumplingler bir harika. Yanına da Kore usulü turşu kimchi söyleyince daha da harika. Bir de ufak not; burası iş yerlerinin yoğun olduğu Down Town bölgesinde. Haritadan bakınca “acaba yanlış mı?” diye düşünebilirsiniz, düşünmeyin.

7)Alman Severler Burda mı? – Züppenkütchen

Bazen de internetten araştırmadan, sormadan spontane gelişen harika olaylar oluyor. Bir akşam vakti “ne yesek?” diye dolaşırken bu Alman mekanı gördük. Nedense sadece bar olduğuna kanaat getirip yemek öncesi bira içmek için girdik. Ama içeride bir Oktoberfest havası bizi karşıladı. Hemen bir köşeye iliştik tabii. Sonra gelsin rauchbier’ler (isli bıra), gitsin 1040’tan beri yapılan buğday birası weihenstephan. Yemek olarak da şnitzel, sosis, geyik eti gibi favori Alman klasikleri var.

Bira + Alman gecesi yapmak için ideal. Eğlenceli, dinamik bir ortam. Bir de genelde tek tek masalar yerine büyük komün masalar var. İnsanlara laf atıp muhabbete girmek için de uygun. Amerika’da olmaya bir kaç saatliğine ara verip Almanya’ya gidip geliverin. 🙂

 8)Ekmek İçinde Servis Edilen Balık Çorbası – Clam Chowder

görsel: tripadvisor

Okyanus kenarı ve deniz ürünü bol bir yerde, tüm bu deniz canlılarının buluştuğu bir çorba olacaktı tabii. İçinde midye, balık parçaları, krema, soğan ve bir takım sebzeler bulunan “clam chowder” da San Francisco’ya gelince denemeniz gereken lezzetlerden. Bizim alıştığımız balık çorbasından daha yoğun kıvamı ve kabukluların da etlerinin kullanılması ile farklılaşıyor. Bir de bence fazla tuzlu. Ancak ben genelde pek çok şeyi fazla tuzlu bulurum. O yüzden tuzlu iddiama pek güvenemedim.. 🙂

Clam chowder’ı ekmek (tabii ki de ekşi maya) içinde içmek asıl raconu. Ancak dilerseniz tabakla, kapta da içebilirsiniz. Kıvamlı ve kalori bombası bir çorba olduğu için, hele de ekmekle söylediyseniz tek başına ana yemek olarak yetecektir. Şu anda aşırı özledim..bir dakikalık sessizlik lütfen…….

9)Ramenin En İyisi İçin – Tokyo’dan İthal Men Oh Ramen

Bir dakika dolduysa, çorbamsı bir diğer yemek olan Japonya‘dan ithal ramen ile ilerleyelim. Önceden hem Tokyo’dan hem de Los Angeles’tan deneyip çok sevdiğim Men Oh Tokushima Ramen‘i San Francisco’da da görünce sevindim. Burası 9-10 dolar civarında fiyatlarla DEVASA ve süper lezzetli, Tokyo standardlarında ramen çeşitleri olan bir yer. Ancak San Francisco’da geçirdiğimiz 4-5 gün süresince, gün içerisinde hangi saat olursa olsun asla ve asla mekana yaklaşamadık bile. Önünde sürekli devasa bir sıra vardı. Önceden denediğim için bu işin peşini bıraktım. Ama ilk denemesi olacaklar bırakmasın, gerekirse açılır açılmaz kapıda bitsinler.

görsel: yelp.com

10)Gerekirse Uzun Uzun Beklerim Diyenlere – Tartine Bakery 

Konu uzun uzun beklemekten açılmışken Tartine Bakery ile devam edelim.. Özellikle ekşi maya artizan ekmekleri ile anılan bu fırında oturup bir şeyler yemek istiyorsanız en iyi ihtimal yarım saat beklemeyi göze alın. Ben alamadım. 🙂 Oturmadan to-go bir şeyler almak için de ufak bir sıra beklemek daha mantıklı geldi. Bir de akşam üstü 5 gibi çıkan baget ekmeği var, onun için sıra saat 4’te başlıyormuş.. Bu Amerikan dostlarımız sıra bekleyip, acı çekip bir şeyleri elde etmeyi çok seviyorlar kanımca. Neyse, benim gibi sabırsızlar için kısa bir bekleme sonucu tatlı reyonu ile aşk yaşamak ve o günün taze ürünlerinden gözünüz neyi keserse almanızı şiddetle öneririm. Google’a San Francisco yazınca pek çok gezilecek yer ve müzeden önce çıkan bu minnoş fırını atlamayasınız.

11)Croissant ve Muffin’in Aşk Çocuğu – “Cruffin”

Aklına fikrine hayran kalınacak bir insan evladı bir gün croissant ile muffin’i birleştirip “cruffin” yaratmaya karar vermiş. Bir de içine krema dolgusu eklemiş. O la la! İyi ki de yapmış. San Francisco’da pek çok fırında bulabileceğiniz bu dehşet lezzetli tatlıyı yerken aklınıza tek bir soru gelecek.. “neden birileri bunu daha önce, çoook daha önce düşünmedi?” 🙂 Cruffin yemek için pek çokları Mr Holmes Bakehouse’u öneriyor.

12)Pastane Yapımı Pop Tart & Kahve Keyfi

Karbonhidrata ve şekere vurmuşken, durmak yok, tam gaz devam edelim. Konumuz Amerika’nın popüler kültüre büyük armağanlarından biri olan pop tart. Pop tart aslında çikolatalı, çilekli, karamelli vb türlü çeşitlerde olan ince bir hamur işi. Özellikle tost makinesinde ısıtıp, içini akışkan hale getirdikten sonra kahve eşliğinde tüketilmeli. Ancak marketlerde satılan, seri üretilen bir şey günün sonunda.

San Francisco’nun hipsterlı 3. dalga kahvecileri, “fast food” denebilecek pop tart’ı gidip yerel ve işin ustası fırınlara günlük malzeme ile yaptırmışlar. Ancak üstünün şekerleri, süslemeleri tam gaz devam. Bir iki dakika mikrodalgada ısıtıp servis ediyorlar. Benim gibi zaten pop tart sever biriyseniz, bu güncellenmiş ve daha harika haline bayılacaksınız. Özellikle Black Jet Baking Co fırınından çıkma çilekli pop tart diyorum..

13)Salt Water Taffy yemek

Tuzlu su şekerlemesi olarak dilimize çevrilen bu şeker aslında bildiğiniz yumucık harika bi’ tür bonbon. İçinde hiç tuz yok, su da çok az miktarda. E ne demeye “tuzlu su şekerlemesi” deniyor? Rivayete göre 1880’lerde Doğu Yakası’nda New Jersey’de o zamanlar sadece “şekerleme” denen şekerler satan bir dükkan varmış. 1883 yılında fırtına nedeniyle deniz taşınca şeker dükkanını su basmış. Dükkan sahibi de insanlara “tuzlu su şekerlemesi” ister misiniz? diye kinaye yapınca… tuhaf ama herkes istemiş! O nedenle bu tuhaf ismin buradan geldiği rivayet ediliyor.

Neyse, tuzla alakası olmayan yumuşacık bu şekeleri özellikle Fishermen’s Wharf’taki devasa taffy dükkanında bulabilirsiniz. Romlusu, muzlusu, yoğurlusu, unicorn renklisi, İrlanda kahvelisi… akla hayale gelmeyecek çeşitleri var.

 

14)Çikolataya Girmek İsteyenlere – Ghirardelli

Ghirardelli çikolataları ve tatlıları, bu şehirde bir çikolata imparatorluğu kurmuş gidiyor. Kendi adını taşıyan Ghirardelli Meydanı’ndaki mağazasına uğramanız şart. Gözünüzün önünde resmen çikolata üretiliyor, dondurma yapılıyor, cupcake’ler süsleniyor filan.. İnsanın gözü etrafta Charlie’yi ve umpa lumpa’ları arıyor. Özellikle brownie, dondurma karışımları ve milk shake’leri aşırı iyi duruyor. Buraya uğrayıp bir şeyler yedikten sonra hediyelik dükkanında sağlam çikolata stokuna girebilirsiniz. 🙂

15)Whole Foods’da Sağlıklı Yemeğe Girmek

14 maddedir bol kalorili öneriler verdim durdum… Ama her seyahatin bir eve dönüşü var. Alınan fazla kiloları verirken daha az acı çekmenizi sağlayacak ve çok sevdiğim bir “sağlıklı beslenme” odaklı marketi önermeden yazıyı bitiremem. Whole Foods benim dünya üzerinde en sevdiğim market, marka. Londra’da air b&b tutarken en büyük kriterim Whole Foods’a yakın olması mesela.. O kadar çok seviyorum. Peki buradan neler alabiliriz? Organik bakliyatlat, organik & adil ticaret kahve ve çikolataları, bi’ takım (chia tozu, matcha tozu, vb) süper besinler, alternatif unlar (coconut, badem. vb), yerel Amerikan şarapları, organik kişisel bakım ürünleri (deodorant, şampuan vb), sağlıklı cipsler (pancar, kinoa), akla hayale sığmayacak çeşit kuruyemiş…O zaman bavulda ve kredi kartında yer açma zaman. Birazcık organik ve sağlıklı işlere gireceğiz.. 🙂

Şimdi söz sizde. Sevdik mi bu yemekleri? Okurken en çok hangisini yemek istediniz? Yakın zamanda SF’e gidecekler var mı?… Mutlaka yorum bırakın! 🙂 

ps: tüm yazılardan haberdar olmak & beni takip etmek için instagram sayfam : zeyneppcans

facebook sayfam: zeynepcansoylucom

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

1 Comment

  1. Kasım 26, 2017 / 1:08 pm

    Ağzımı sulandıran bir yazı olmuş valla <3
    Bu sene planlarda Amerika'nın batı yakası yok ama vizemiz zaten 10 yıllık mutlaka giderim bir gün San Francisco'ya 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir