Japonlara Özgü Harika Kavramlar : Top 5

1
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

Japonya ve Japon kültürü kadar birebir görüp etkilendiğim ve kendimi (onlara kıyasla) ışık yılı geride kalmış hissettiğim bir ülke daha olmadı henüz. (Evet, kızmayın hemen! Nordiklere henüz gitmedim 🙂 ) Japonların değerleri ve kültürleri; dini kökenlerinden gelen Şinto inanışından, hafiften Budizm ve Konfüçyüs düşüce-davranış ekollerinden ve bolca  Zen felsefesi etkilenmiş durumda. Bu etkiler sonucu insan davranışları gelebilecek en ileri derecede kibar, ince düşünülmüş, yardımsever ve abartıdan uzak.

Japonların tepkileri, batılılara göre çok daha ölçülü, saygılı ve (benim için) şok edici oldu. Mesela New York metrosunun aksine Tokyo metrosunda sabaha karşı 3’te bile çoğunluk düz yürüyemecek kadar sarhoş olsa taşkınlık yapan yoktu. Ya da yol tarifi sorduğum istisnasız herkes aşırı yardımcı oldu. Hangi mağazadan ne satın alırsam alayım (1 TL’lik sakız da alsam) bellerinden kırılıp başlarını ileri ve öne eğerek çok teşekkür ettiler. İstisnasız herkes bana birşeyler uzatırken iki elle uzattı. En son nokta Tokyo’dan İstanbul’a dönüş için uçağına binmeden önce bizi check-in yapacak memurların bankoları açmadan önce ayağa kalkıp gene bellerinden bükülerek selam vermeleri oldu.

Durun daha bitmedi. 🙂 Bizim check-ini yapan kadın memurdan cam kenarı rica ettim ve bana acil çıkış kapısında (normalde ekstra para ile satacağı – zira uçuş 12 saatlik!) altın değerindeki koltuğu verdi, bir de üzerine “Arigato Daimas” (Çok teşekkürler!) demesin mi?! Cidden sarsıldım ve düşündüm, Japonlar kibarlıkta ve insanlıkta aşmış gidiyor. Kimse kimseyi kullanmıyor, sömürmüyor veya kazıklamıyor; azalan nüfus artışına karşın dünyanın en büyük 3. ekonomisi adamlar! Peki, biz napıyoruz? İstanbul’da mesela trafikte yol vermemek için canını verecek (veya karşısınındakini alacak) insanlar var.

Neyse, başta kendime sonrasında sizlere motivasyon olması için Japonlara Özgü Harika Kavramlar: Top 5 listesi derledim dostlar. Mümkünse oolong çayınızı yudumlayarak bu harika kavramları çektiğim fotograflar eşiliğinde okumanız dileğiyle listeme başlıyorum..IMG_5991

1)Mushin (Mushin no shin) 

Türkçe’ye tam çevirisi “boş zihin” gibi tuhaf bir kelime olan “mushin”in kökenleri Zen Budizmine dayanıyor. Japonya kültürüne geçmesi ise dövüş sanatları ve çok sevgili Samuraylar sayesinde oluyor. “Mushin’e ermek” o kişinin zihninin başta korku, öfke ve ego gibi negatif unsurlar olmak üzere her türlü düşünceden (evet pozitifler de dahil) arınması ile oluyor. Zihin tamamen “mushin” durumunda olduğunda düşünce ve duyguların etkisinde olmadan, %100 özgür olarak her türlü etkiye en doğal ve doğru tepkileri veriyor.IMG_6117

Özellikle Samuray’lar kendilerini çarpışma sırasında “mushin” durumunda olacak şekilde eğitiyor. Böylece bir sonraki hareketi bekleyip düşünmüyorlar. Hareket geldiğinde en doğal ve doğru tepkiyi zaten iç güdüsel olarak veriyorlar! Özetle her türlü negatif/pozitif düşünceden arınmış bomboş zihin aşırı hızla ve özgürce çalışıyor ve sonuç en iç güdülerin en doğru şekilde dışa vurulması oluyor. Hatta bazı Zen hocalarına göre “mushin”e erişince; zihin düşünmenin, strateji ve plan yapmanın boş olduğunu çoktan öğrenmiş oluyor. Özgürce ve iç güdüsel bir şekilde tepki vermeye önem veriyor. Zihin akışta oluyor.. düşünce ve duygularla akışı bozmayın diyor ustalar.IMG_4860

2)Wabi Sabi

Wabi-sabi kavramı Japon’ların estetik ve dünya anlayışını en iyi ifade eden kavram. Zaten başta çay seramonileri, Japon bahçeleri, seramikleri gibi tüm kültürel konularda kendini gösteriyor. Peki nedir Wabi- sabi? Tam olarak kusurların ve tamamlanmamışlıkların kusursuzluğu denebilir. Wabi-sabi estetiğine göre asimetrik, eskitilmiş, düzensiz eksik şeyler; kusursuz versiyonlarından daha üstündür bile. IMG_6260 (1)

Wabi-sabi kavramı aslında Budist felsefesinden ve bu felsefeye göre varoluşun 3 ana elementine dayanıyor; i)geçicilik ii)acı çekme iii)yaşamın boşluğu(anlamsızlığı). Şimdi böyle okuyunca iç karartıyor ancak Budizm temelleri ve wabi-sabi üzerine birazcık okumuş ve bir kaç belgesel izlemiş biri olarak dilimiz mealini şöyle açıklamaya yeltenmek isterim. Burada (bence) denmek isteniyor ki; “Hayat anlamsız, rastgele olaylar bütünü ama tüm bu karmaşa ve kusurlar içinde güzellikleri farketmek veya yaratmak. Bu güzelliklerin de kusurlu ve 100% gerçek olması wabi-sabi’dir.” Hayatı hakkını vererek yaşayan insanların wabi-sabi’leri saptamada radarları çok açık olduğunu düşünüyorum. Şimdi şöyle bir düşününce bana bugününüzden bir kaç wabi-sabi örneği sayın desem ne dersiniz dostlar? Benim listem bugün bir arkadaşımın bana hazırladığı kocaman bir fincan cappuccino, yoga yaparken nefes alış verişimle hareketleri tamamen senkronize ettiğim o büyülü dakikalar ve evimizin balkonundan gün batımında güneşin doğayı pembeye boyamasını izlemek derim. 🙂

3)Kintsugi (diğer adıyla “Kintsukuroi“)

Kintsugi kelimesinin dilimize tam çevirisi kırılan seramik gibi objeleri “(sıvı) altın ile tamir etmek” olarak anlatılabilir. Altın dışında, gümüş ve platin gibi değerli metaller de kullanılabilir. Peki neden kırık yerleri daha da vurgulayarak değerli sıvı metallerle tamir etmek? Çünkü Japon inanışına göre kırılıp parçalandıktan sonra yeniden bir araya getirilmesi o objenin tarihini yansıtır. Tarihini ve geçmişteki hasarlarını saklamak yerine gururla sergilemek gerekir.IMG_5877

Bu nedenle kintsugi felsefesinin de wabi-sabi felsefesinden doğduğu tahmin edilmektedir. Bir objeyi daha estetik kılan kusursuz olması değil; eskimesi, yaşanmışlığı ve tamir edilen kırıklarıdır. Hatta bazı düşünürler işi daha ileri götürüp kitsugi’yi (ilk madde olan) mushin felsefesine dayandırırlar. Düşünmeden, olumlu olumsuz yargılamadan olduğu gibi olmak.

4)Giri ve tamamen zıttı Ninjō

Giri kavramı kelimenin tam anlamıyla “görev” ve “zorunluluk” demek. Haydi itiraf edin, yazıyı okurken az çok Japon’ları biliyorsanız “ne zaman estetik konularını geçip ağır toplumsal görevler gibi konulara gelecek?” sorusu kesin aklınızdan geçmiştir. Japon demek görev bilinci demek, daha az bireysel olup yaşadığı topluma karşı derin sorumluluk beslemek demek. Ancak listede ilk sıralarda yer almama nedeni genç kuşaklarla birlikte (yaşasın gen Y olmak) bu topluma karşı görev bilincinin düşüp, bireylerin kendi hayatlarını yaşama isteklerinin artması. IMG_5339

İşte tam da bu noktada devreye giren (girinin antitezi) Ninjō ise insani duygular ve şefkat demek. Giderek hızla artan bilgi alışverişi ile küçülen dünyamızda genç kuşaklar hala giri kavramına saygı duymakla birlikte kendi özel hayatlarını yaşayabilecekleri alanlar yaratma peşindeler. Mesela artık ayarlanan şirket birleşmesi tadında evlilikler yapmak yerine eşleri ile kendileri tanışıp bir süre flört edip evlenmek istiyorlar.IMG_6538

5)Kawaii

En sevdiğimi sona sakladım – Kawaii! Hatta süper-kawaii! 🙂 Daha önce Japonlara özgü tuhaflıklar yazımda anlattığım gibi kelime anlamı “şirin, tatlı” demek. 7’den 70’e herkesin en sevdiği ünlüsü Hello Kitty olan bir ülkeden bahsediyorum günün sonunda. Sevimli, tatlış şeylere çok meraklılar. Kocaman yetişkin iş güç sahibi insanlar Pazar günleri anime karakterleri gibi giyinip Harajuku’da salınıyor. Ve herkes bu duruma bayılıyor; Peki neden?

Biraz araştırınca bugün modern Japon yaşamını kasıp kavuran kawaii kavramının altından antik zamanlardan kalma “miyabi” kavramı çıktı. Miyabi; tam Türkçesi olmamakla birlikte birşeyleri daha tatlı, sevimli, masum hale getirmek olarak çevrilebilir. Örneğin bir kitabın Japoncaya çevirisini yaparken birebir çevirmeyip sakıncalı yerleri değiştirmek. Aslında ortaya tutarsız bir tablo çıkıyor. Az evvel kusurların estetiği diye kırık seramikleri altınlarla yapıştırıp sergileyen ırk bazen gerçekleri çok “kawaii” olmadığı için değiştiriveriyor. 🙂 Ama o kadar da olsun diyorum. Japonya’ya ve Japonlara varlıkları, beni hep şaşırtmaları ve bana her zaman aşırı ilham verdikleri için çok teşekkür ediyorum. IMG_6007

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

2 Comments

  1. Şubat 25, 2017 / 2:51 am

    Bu yazı güzel olmuş hakikaten. Bir kaç kelime kültüre dair çok şey anlatıyor.

    Mushin için flow state araştırmalarını önerebilirim (Mihály Csíkszentmihályi). Günümüzde de yeni bir kitap çıktı “stealing fire”

    Wabi sabi çok güzelmiş.

    Nordic’lere gittiğinizde, lagom’u hatırlayınız.

    • zeynepcansoylu
      Şubat 25, 2017 / 11:58 am

      stealing fire’a amazondan baktım ve bayıldım. harika insanlar dediğim kim varsa adı geçiyor özette. süper bir kitap ve nasıl haberim yok diye azıcık utandım. 🙂 bugün kitapçılarda bulamazsam kindle için alırım.

      lagom kavramına da wiki’den azıcık baktım ve gene bayıldım. siz bana hep yorum bırakın lütfen. aydınlanıyorum resmen. 🙂

      çok teşekkürler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir