İSKOÇYA VİSKİ TURU : TEK GÜNLÜK

1
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

img_9458İskoçya’ya gelmeden evvel internette biraz araştırdıktan sonra; Rabbie’s tur şirketinden kişi başı 41 pound’a günlük İskoç Malt Viski Turu paketi satın aldım. Turdan beklentim İskoçya’nın yeşil doğasına doymak, High Land Bölgesi’nde viski üretilen damıthane (distillery) gezmek, biraz İskoç tarihi dinlemek ve bol bol eğlenmekti. Aslında Edinburgh merkezli pek çok günü birlik tur var. Mesela içinde canavarı olduğuna inanılan Loch Ness turu, kale/şato turları, High Lands turları vb. Ancak bu turların çoğu sabah 8 gibi yola çıkıp akşam 9’a yakın merkeze geri dönüyor. Ayrıca kocaman otobüslerle en az 30 kişi ve üzeri bir kalabalık içeriyor.Bir de İskoç viskisi tadımları halihazırda viski üretilen damıthanelerde değil viski tadım barlarında yapılıyor. Bu tarz bir viski tadımını şehir merkezinde ben de yaparım diye düşündüm. Hem erken kalkmak istemedim hem de 12 saat sürecek kalabalık bir tur gözümde büyüdü. Daha butik ve daha deneyimsel bir tur istedim.

Bir de çok dürüst olacak olursam İskoç Malt Viski Turuna 18 yaşın aldında kimse alınmıyordu ve tüm tur maksimum 16 kişilikti. Etrafta ve yol boyunca minibüste çocuk olmaması fikri (politik açıdan ne kadar yanlış olsa da) aşırı hoşuma gitti. İyi ki de bu turu tercih etmişim zira hiç bir şeyi beğenmeyen duruşları ile farklılaşan sevgili eşim ve  çok yakın bir arkadaşımız bu turu aşırı beğenip gün içinde bir kaç defa “çok güzel tur” diyerekten onayladılar. 🙂 Şimdi sizlerle turdan aldığım notlar ve çektiğim fotolar ile bu turu adım adım anlatmak isterim sevgili dostlar…

rabbies

YOLA ÇIKIŞ…

Sabah prensesler gibi 8:00’de kalkıp 8:30’da oteldek çıktık. Grassmarket’taki otelimizden yürüyerek 15 dakikada Weaverly Köprüsü’nde olan Rabbies Tur ofisine geldik ve Malt Viski Turu için online biletlerimizi gösterdik. (evet, çıktı alıp taşımaya gerek yok) Kafesinde kahvaltımızı ederek 9:30’da teker dönecek turumuzu beklemeye başladık. Saati gelince 16 kişilik minibüsümüze kurulduk; şansımıza sadece 8 kişiydik! Biz 4 Türk, 1 Los Angeleslı çift ve  2 Hollandalı arkadaş.

Minibüse binerken biz Türkler en önden koşarak arka koltuklara saldırdık yolun iki yanına da hakim olmak için sağlı sollu yer kaptık, Hollandalılar peşimizden acele ile en önü kaptılar ancak yan yana oturmadılar, Amerikalılar eşyalarını boş koltuklara yayaraktan orta sıralarda yan yana oturdu. Buradan sosyolojik çıkarımlar yapıp eğlendik. 🙂 Sonra bilgisine ve anlatımına hayran kalacağımız İskoçya tarihi meraklısı ve ağır İskoç milliyetçisi rehberimiz geldi. Genelde aşırı milliyetçi insanların sabit fikirli olduğunu düşünürüm ama bizim rehberi pek bir sevdim Ayaklı wikipedia gibi olmasının bu sevgimde etkisi büyük.

..VE SIKICI OLMAYAN ESKİ İSKOÇYA TARİHİ

Tekerlek Edinburgh sınırlarının dışına Highlands Bölgesi’ne doğru dönmeye başladı ve bizim rehber bol bol not alacağım harika şeyler anlatmaya başladı..

  • 100’lü yılların başında İskoçya’nın High Land Bölgesi’nde adı “picts” olan savaşçı bir kabile toplumu yaşamış. Pict’ler yüzleri dahil tüm vücutlarına dövme yapan, vahşi ve bol bol kabileler arası savaşan bir toplummuş.
  • Roma İmparatorluğu sınırları İngiltere’yi de içine alıp kuzeyde İskoçya’nın High Lands Bölgesine dayanınca, pictlerden çok çekmeye başlamışlar.
  • Sınırlara bol bol saldırıp savaş çıkaran pickter, savaşa tamamen çıplak giderek Romalı askerleri şok ediyorlarmış. 🙂
  • Şok etkisi taşıyan ani saldırılardan bıkan Roma, 138 yılında İngiltere’nin kuzeyine devasa bir duvar inşa edip “vahşileri” dışarıda bırakmış. (Game of Thrones’a selamlar olsun 😉 )
  • Romalıların 410 yılı civarı İngiltere’den çekilmesi ile bu duvar yıkılmaya terkedilmiş. (bu konu ilginizi çektiyse wikipedia’dan ingilizce olarak detaylıca okuyabilirsiniz tık tık)

STIRLING KALESİ’NDE MOLA

Bu arada Stirling Kalesi’nde resim çekmek için 5 dakikalık bir ara veriyoruz. Konu kaçınılmaz olarak yakınlardaki Stirling Köprüsü’nde İskoçların, İngiltereye karşı ilk başarılarını kazandıkları bağımsızlık savaşını konu alan Brave Heart filmi ve ana karakter William Wallace’a geliyor..

  • Öncelikle Brave Heart filmi ile gerçekler arasındaki kocaman iki adet tutarsızlıktan bahsediyor. Birincisi Wallace asla yüzünü boyamadı, boyasa kitleler onu takip etmezdi diyor rehberimiz. 🙂
  • Bir de Wallace, Low Land bölgesindendi ancak filmde High Land bölgesine ait desenli (tartan) kilt (İskoç erkek eteği) giydi diye ekliyor.
  • Ancak filmin genel hatları ile bağımsızlık savaşının ruhunu anlattığı için beğeniyor. Bir de filmden sonra İskoçya’nın özellikle kırsal bölgelerine turizmin artışı yaşanmış. Rehberimiz bu durumdan memnun. 🙂
  • Turizm patlamasından sonra yeni bir William Wallace heykeli yapılmasına karar veriliyor. Heykeli yapan heykeltraş Wallace yerine onu canlandıran oyuncu Mel Gibson’ın bir kopyasını yapıveriyor! Şaka gibi ama gerçek. 🙂 İskoçlar duruma çok kızıp heykele zarar vermeye başlıyor ve sonunda heykel kaldırılıyor ve yerine gerçek Wallace’a benzeyen bir heykel dikiliyor.

Biz bunları dinlerken, camlarda yemyeşil destansı güzellikte İskoç kırsalı akıyor ve fonda iskoç gayda müzikleri çalıyor. Aşağıdaki video’dan göz atabilirsiniz. Derken ilk damıthanemize varıyoruz..

GLENGOYNE SİNGLE MALT İSKOÇ VİSKİSİ DAMITHANESİ

Glengoyne Damıthanesi, resmen bir kartpostal karesinden fırlamış gibi duruyor. Bir de hava mis gibi viski kokuyor, ancak yazarak anlatmam mümkün değil. Hava buram buram viski, vanilya, muz, türlü meyve, bal kokuyor. “Glen” kelimesi İskoç dilinde “vadi” demek, “goyne” ise “vahşi kaz(lar)” demek. Zaten dikkat etmişsinizdir pek çok İskoç viski markası “glen”(vadi) kelimesi ile başlıyor. Bizi 12 yıllık viski ile karşılıyorlar; kısa bir tanıtım videosu izlettikten sonra başlıyorlar anlatmaya..

glengoyne-damithanesi

Burası İskoçya’nın iyi anlamda en tuhaf damıthanelerinden biri. Neden mi? Birincisi; viskinin üretildiği damıthane binası High Land bölgesi sınırlarında (dolayısıyla viski High Land viskisi) ancak yolun hemen karşısındaki depo ve lojistik merkezi Low Land bölgesi sınırlarında! 🙂 İkinci olarak 1833 yılından beri aynı yöntemlerle viski üretiyor ve burası İskoçya’nın en yavaş viski üreten damıthanesi. Ortalama bir damıthane dakikada 10-15 lt arası viski üretiyor. Glengoyne’de ise dakikada sadece 5 lt viski üretiliyor.

Artan talebe karşı süreci hızlandırma ve 1833’ten beri gelen viski yapma tariflerini bozma planları yok. Böyle üreticileri çook seviyorum. 🙂

Glengoyne’de üretilen viski “High Land Single Malt Viskisi”. Kelime kelime incelerlersek meali şu oluyor; High Land bölgesinde distile edilen tek çeşit arpa maltı içeren İskoç Viskisi. Single malt viskilerin üretimi karışık (blended) malt viskilere göre çok daha butik ve zor. Aromaları da daha belirgin, o nedenle içine cola, soda gibi eklemeler yapmak onları öldürmek anlamına geliyor. Ancak blended malt viskilerde (misal Jonnie Walker) cola gibi bir aromacık daha eklemenin bir zararı yok.

BAZI FAYDALI İSKOÇ VİSKİSİ TERİMLERİ

İskoç Viskisi: bir viskinin “İskoç viskisi” sayılması için şu 3 şartı yerine getirmesi gerek;

i)%40 ve üzeri alkol oranı olması

ii)İskoçya sınırları içerisinde üretilmesi

iii)en az 3 yıl + 1 gün meşe fıçılarda olgunlaşması

İskoç Viskisi Bölgeleri:

i)High Land Bölgesi – ülkenin daha kuzeyde olan kısmı

ii)Low Land Bölgesi – daha güneyi

iii)Speyside – aynı isimdeki nehirden su alınarak viski yapılıyor

iv)İslay – ana kara bağlı ada

v)Campbeltown – Highlands bölgesi içinde yarım ada; günümüzde burada sadece 3 adet damıthane var.

110 Rakamı: İskoçya sınırları içerisinde 110 adet single malt İskoç viskisi yapan damıthane var. Ben henüz ikisini gezdim, İskoçya’ya bir daha gitmek için pek çok (108 adet) nedenim var. 🙂

Slainte Mhath! : Cheers Mate! = Şerefe Dostum! Anlımına gelen öz be öz İskoç deyişi. İskoç viskisinden ilk yudumu alırken mutlaka söylüyorlar. (“slaynça mah” diye okunuyor)

Meşe Fıçılar: Meşe ağacından yapılan fıçı kullanma zorunluluğu İskoçya kanunlarından geliyor.

img_9686

Fıçı ve Aroma: İskoç viskisi yapmak için iki türlü meşe fıçı kullanılıyor. Bunlar sherry veya burbon (Amerikan viskisi). Sherry fıçısı tercih edilme nedeni bol meyve aromalı bir şarap olması ve meşe fıçıdan İskoç viskisinin bu aromaları alması. Burbon tercih edilmesinin nedeni ise daha vanilya, karamel ve odunsu tatlar vermesi.

İskoç viskileri dünyanın en kaliteli viskileri ancak Amerikan viski fıçısında yıllandırılmaları nedeniyle Amerikanların en iyi viskiyi yapmak için bizim fıçılara ihtiyacınız var hehehe” minvalinde şakalarına maruz kalıyorlar. 🙂

img_9497

Meleklerin Payı: 

Bir viskinin “İskoç viskisi” olabilmesi için en az 3 yıl 1 gün meşe fıçıda olgunlaşması gerek demiştik. Bu olgunlaşma damıthanenin isteğine göre ister 3 yıl ister 80+ yıl olabiliyor. Ancak meşe odunundan yapılan fıçı nefes alan, hava geçiren birşey. O nedenle yıllar içinde fıçı içerisindeki viskinin bir kısmı hava geçişleri sırasında buharlaşıp dışarı gidiyor.

Fıçı içindeki viskinin yıllık %3’üne yakını havaya gidiyor ve bu viskiye “meleklerin payı” deniyor. Glengoyne’deki rehberimiz olaya “bu viski meleklerin içip eğlenip partilemesi için!” diye naif ve tatlış bir açıklama getirdi. 🙂 Bu durum viski damıthanelerinde her yerin neden mis gibi viski koktuğunu da açıklıyor.

Bazı damıthanelerde olgunlaşmakta olan viski fıçılarının üzerine özel bir düzenek kurup havaya karışan bu meleklerin payını yakalayıp “meleklerin payı viskisi” olarak şişeleyip çok daha pahalı fiyatlara satıyorlar. Benim gittiğim iki damıthane de bunu yapmıyordu. Ancak nedense içten içe meleklerin payını meleklere vermeyen bu damıthanelere kızdım ben dostlar. Almayalım, alanları uyaralarım. Bırakalım melekler partilesinler. 😉

Bir de not: meleklerin payı diye harika bir viski blog’u var; çeşitli tadımlar da düzenliyor. En kısa zamanda ben de katılmak istiyorum.

İskoç Viskisi İçme Raconu: Viski yüksek alkollü ve benim gibi çok alışık olmayanlarda ilk başta zor yutulan ve boğazı yakan bir etki yapabiliyor. Ancak İskoç viskisini içme raconu şöyle; önce kokluyoruz. Koklarken ağzımızı hafif aralık bırakıyoruz ki kokuyu tam alabilelim. Sonra bir yudum alıyoruz ve ağzın içinde her bölgeye değecek şekilde gezdiriyoruz. (dikkat edin hala yutmak yok!) Ağızın içinde her noktaya ulaştıktan sonra durup viskinin olgunlaştığı her yıl için 1 saniye bekleyip (12 yıl ise 12 saniye) yutuyoruz. İlk denememde ağzım ve boğazım süper yandı ama denedim. Zaten viski içtikçe, bol çeşit denedikçe sevilen birşey.

img_9738

İskoç Viskisi Bardağı: İskoç viskisini, bizdeki çay bardağına benzeyen özel şekilli bir bardaktan içmek makbul. Yukarıdaki resimde şeklini görebilirsiniz. Bardağın altı geniş üstü dar olduğu için; alttaki geniş yüzeyde kokular toplanıp üstteki dar kısımda daha yoğun hissediyor.

…İSKOÇ VİSKİSİ ÜRETİM SÜRECİ

Arpa maltından şişe viskiye kadar olan üretim sürecini Glengoyne damıthanesinde geziyoruz. Özellikle bacaların bulunduğu bölümde fotoğraf çekmemize izin verilmeyeceğini söylüyor rehberimiz. Neden mi? Çünkü ticaret sırrı ve o viskinin tadını veren en büyük etmenlerden biri

İskoç Viskisi Tadı: İskoçya’daki hemen hemen tüm damıthanelerin arpa maltı aynı üreticiden geliyor. Tad farkını ortaya çıkaran şeyler; kullanılan su, bacaların şekli (hepsi her damıthanenin ticari sırrı), maltı fermante ettikleri “wash bag” adı verilen kazanların materyali (örn meşe odunu) ve viskinin dinlendirildiği fıçının materyali.

Aşağıdaki videodan çok harika bir anlatımla (ancak İngilizce) İskoç Viskisi yapım sürecini izleyebilirsiniz.

LOCH LOMOND

Damıthanede viskinin yapılışını öğrenip, bol bol tadım ve viski alışverişi yaptıktan sonra minibüsümüze doluşup öğle yemeği molası vereceğimiz Lomond Gölü’ne doğru yol alıyoruz. Loch Lomond, İskoçya’nın en uzun kıyısı olan gölü. Ancak Ness isimli canavarın yaşadığı rivayet edilen Loch Ness çok daha derin olması nedeniyle “en büyük gölü” ünvanına sahip.

img_9547

Göl kenarındaki pub’da bol bol yerel İskoç yemekleri deniyoruz. Patates & pırasa çorbası, haggis (sakatatla yapılan bir tür köfte), sticky toffee pudding .. hepsi de leziz. Bir de İskoçlar, İngilizlere oranla çok daha fazla kuzu ve dana eti kullanıyor. Domuz eti olan yerel yemekleri yok.

img_9739

Yemekten sonra göl etrafında 1-2 km yürüyoruz ve havanın (İskoçya’da her zaman olduğu gibi) kapalı olmasına karşın Loch Lomond’un doğal güzelliğine hayran kalıyoruz.

DEANSTONE DAMITHANESİ

Deanstone damıthanesi “sürdürülebilir üretim” yapması ile farklılaşıyor. 1800’lerde pamuk & tekstil üreticisi olan bu damıthane hızlıca akan bir ırmağın yanında kurulu ve elektriğini buradan üretiyor. Hatta artan elektriği kendi kasabalarına sağlıyorlar. Bize burada tur yaptıran rehberimiz ilk iş gururla bize bu elektrik türbünlerini gezdiriyor.

img_9656

Devamında arpa maltının fermante olup alkole döneceği “wash bags” odasına giriyoruz. O da ne?! Buradaki arpa maltları meşe odunu kazanlarda değil dışı beton kazanlarda fermante oluyor. (Yanlış anlaşılmasın: viski meşe odunu fıçılarda olgunlaşıyor. Sadece arpa maltının fermante olduğu devasa kazanlar 5-6 metrelik meşe ağaçları kesilip özel hazırlanan kazanlarda değil. Betondan yapılma modern kazanlarda) Artık 1833’lerden kalan bir damıthanede değil; modern günümüze ait bir damıthanede olduğumuzu anlıyoruz. İçimden viski alışverişinin büyük bölümünü Glengoyne’den yaptığımız için derin bir “oooh” çekiyorum. 🙂 Deanstone da harika bir damıthane ve viskileri leziz ama eski yöntemlerle yapılan “old school” olana sahip olmak isteyen bir yapım var.

Turu tamamladıktan sonra rehberimiz bize 12 ve 20 yıllık viskilerimizi tadım için veriyor. Bütün gün viski denemekten yorulduğum için hemen earl grey çay alıyorum – evet viskinin yanında süper gidiyor. Ancak buradaki iki viskimi de bitiremiyorum. 🙂 Rehberimiz viskiye su damlatma hakkında bilgi veriyor..

img_9725

Viskiye Su Damlatma: İskoç viskisinin üzerindeki yağı çözmek ve ikincil aroma ve kokuları ortaya çıkarmak için damlalık ile 1-2 damla su damlatmak tavsiye ediliyor. Su damlatma işlemi daha çok sherry meşe fıçılarında yapılan viskilerde ikincil tatları ortaya çıkarıyor.

Peated Viski / İsli Viski: Denstone’da isli viski çeşitleri de üretiliyor. Adı “peat” (Türkçesi “turba“) olan bir doğal bir içerik ile viskiler tütsülenip is tadı veriliyor. Peat denen bu arkadaş doğada madenlerde, fosilleşmiş bitkilerde bulunuyor ve bol bol karbondioksit içeriyor.

..VE EDINBURGH’E DÖNÜŞ

Deanstone Damıthanesinde turumuzu ve alışverişimizi tamamlayınca minibüsümüze doluşuyoruz. High Land Bölgesi’ndeyiz.. Edinburgh’ya kadar 2 saate yakın yolumuz var. Rehberimiz hafiften sarhoş olduğumuzun farkında, o nedenle yavaş İskoç müzikleri açıyor. Bir saat kadar herkes kestiriyor. Edinburgh’ya bir saat kala İskoç Kraliçesi Mary ile kuzeni İngiltere Kraliçesi Elizabeth arasındaki sorunları ve Mary’nin idam edilmesini uzun ve ateşli bir şekilde anlatıyor. İçimden “sonunda milliyetçi damarı tuttu bizim rehberin” diyorum ve 100 yıldan eski ve kraliyet üyeleri gibi içimi açmayan konudaki bu öyküyü dinlememeyi seçip gözlerimi kapıyorum… Bir saat sonra yeniden Edinburgh’dayız. Mutlu mesut turumuzdan ayrılıp akşam yemeğine hazırlanmak için otelimizin yolunu tutuyoruz, elimizde şişelerce İskoç viskimizle. 😉

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir