Tamamen Yürüyerek: Lyon Gezilecek Yerler Listesi

0
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

Şubat ayının başında Lyon’da ikisi tek başıma olmak üzere dolu dolu üç gün geçirdim. Her gün istisnasız 15 km ve üzeri yürüdüm ve şehir merkezini, yolları süper öğrendim. Hareket olsun diye ve sevdiğim için hemen hemen her sokağa girdim çıktım, gördüğüm her merdiveni tırmandım ve her aziz tepeden şehre baktım. Bir kaç yıl sonra beni Lyon’a geri yollasanız her yeri yeniden bulabilirim o derece. Açıkçası (benden beklenmeyecek şekilde) yeme – içme ve gece hayatına fazla girmedim. Gündüzleri uzun uzun yürüyüp geceleri de erkenden yattığım sakin bir mini seyahat yaşadım. O nedenle sizlere en iyi bildiğim & deneyimlediğim konuyu yazmak istedim : Tamamen Yürüyerek: Lyon Gezilecek Yerler Listesi. ? 

Lyon gezilecek yerler listesine başlamadan evvel Lyon hakkında çok kısa bilgiler vermek isterim. Bu bilgileri ben de oraya gittikten sonra merak edip internetten öğrendim. 🙂 Lyon “aslan” demekmiş. Eh yani bir zahmet! 🙂 Lyon’lular , nüfus yarım milyona yakın, kendilerine “Lyonnais” diyorlar. Lyon şehri Unesco Dünya Mirasları listesinde. Eskiden ipek ticaretinin merkezi konumundaymış. Günümüzde kimya ve biyoteknik sektörleri hakim. Bir de İnterpol’ün merkeziymiş! Uuu!

Lyon, Fransa’nın güneydoğusunda olduğu için iklimi İtalya-Fransa arası diyebilirim. Şubat ayında havalar geride bıraktığım İstanbul’dan en az 7-8 derece daha sıcaktı. Bir de şehrin tam merkezinden geçen Rhône Nehri sayesinde iklim bir derece daha ılıman. Şehirde uzun uzun yürümek için en ideal zamanlar ilk bahar ve son bahar. Ancak çok kara kışta gitmezseniz de idare ediyor. O zaman haydi başlayalım yürümeye.. 🙂

ps: tüm anlattığım yerleri ve bir kaç adet bonus yeri tripadvisor uygulaması üzerinden liste yaptım. listemi paylaşmamı isterseniz yorum bırakın; paylaşayım. paylaşınca tüm liste otomatik olarak sizin uygulamanızda çıkacak.

Place Bellecour & Küçük Prens

Şehrin merkezinin merkezi bu meydanda güne başlıyoruz. Etraftaki cafelerden sabah kahvesi ve pain au chocolat’ımızı (çikolatalı ekmek) alıp, bu meydandan şehrin dört bir yanına yayılacağız. Meydanın tam ortasına gelip arkanızı devasa dönme dolaba verirseniz önünüzde şehrin kurucusu 14. Louis atı üzerinden size selam verecek. Dönme dolaba binmek için ideal zaman ışıkların yandığı gece saatleri. Ona da ayrıca bineriz. 🙂

Geldi gönlümün efendisi 🥂🥂✨❤ @atilsamancioglu

A post shared by Zeynep Cansoylu (@zeyneppcans) on

Louis’in arkasında birazdan tırmanacağımız tepeler, ziyaret edeceğimiz katedraller, kiliseler ve Roma kalıntıları yukarıdan göz kırpacak. Biraz sağa bakınca Eyfel kulesinin çok ufak bir replikasını görüp dalga geçmek serbest. 🙂 Bakışlarımızı tepelerden indirip tam karşıya dikersek ve biraz zoomlarsak çok tanıdık & sevilen birini göreceğiz – Küçük Prens ve yazarı Antoine de Saint-Exupéry’nin heykeli meydanın sonunda kendini gösterecek.

Meydanda kahvemizi içip karbonhidrat bombası kahvaltımızı ettiysek başlıyoruz yürümeye. İstikamet : 37 kat çıkmaya eş değer yükseklikte ve 3km ötedesi Fourviere Tepesi!

Fourviere Tepesi & Basilique Notre Dame

Meydanın bitiminde sağdaki Emile Zola Caddesi’nden girip ileri doğru yürüyoruz. Bir süre sonra Rhône Nehri bizi karşılıyor ve karşıya geçmek için 3 adet köprü seçeneğimiz var. Ben (cins olduğum için) en uzaktaki ve en soldaki beyaz olanı seçiyorum. Yukarıdaki resimde; karşıda en üstte duran bembeyaz Basilique Notre Dame tırmanmak için son nokta. Devamında arşa yükselebiliriz ancak. 🙂

Notre Dame’in bahçesinden yukarıdaki en harika şehir manzarasını izleyebilirsiniz. Buraya çıkan bir füniküler var. Havaların serin olmasını fırsat bilip 3 km yürüyüp, 37 kat çıkma (teşekkürler iphone, sen olmasan nasıl bilecektik?) yolunu tercih ettim.

Merdivenleri tırmanıp tepeye yaklaşırken bizi bazı güzellikler bekliyor. Biri Antik Roma Tiyatrosu Kalıntıları. Açık hava müzesi olan bu alana bilet alıp girip gezebiliyorsunuz. Ben Türk mantığımla “görüyorum işte, ne bilet alacağım” deyip ilerledim. Katedrale yaklaşırken baharda coşacağını tahmin ettiğim Gül Bahçeleri var; kış olmasına karşın güzeldi. Bir de camından kapısından harika müzikler fışkıran bir konservatuar vardı yol üstünde.

Lyon Sokak Sanatları – Clet Abrahams’ın Şehri

Yürüyüşümüz sırasında şehrin pek çok yerinde ve özellikle Fourviere Tepesi’ne tırmanırken bol bol birbirinden güzel sokak sanatları örneği var. İyi ki de varlar zira durup foto çekme molaları olmasa nasıl tırmanılırdı o merdivenler? Hem harika çizimler, stencil’ler, hem de yazılar var.
Bir de benim aşırı hayran olduğum, trafik tabelalarına harika işler yapan Clet Abrahams (üst resim) sağolsun bu bölgede el atmadık tabela bırakmış. “Ne diyosun kuzum? Kimdir bu adam?”derseniz şizi şuraya alayım. 🙂

Vieux Lyon: Quartier Renaissance & St Jean Baptiste Katedrali

Şehre baktığımız aziz tepe Fourviere’den inerken kendimizi İtalya’ya ışınlanmış gibi hissettirecek bir bölge var. Dar sokakları, eski parke taşları, daha sıcak renklere boyanmış yüzlerce yıllık binaları ve Lyon’un mutfak kültüründe süper önemli türlü kırmızı et ve sakatat sunan “bouchon“ları ile Quartier Renaissance‘dayız.

Burası öğle yemeği ve ikinci kahve molasını vermek için ideal. “Bouchon” bana uymaz, ne domuz yerim ne sakatat derseniz bu bölgede birbirinden harika pastaneler olduğu müjdesini de vereyim. 🙂 Quartier Renaissance’ın dar sokaklarını incelemeniz bitince ayaklarınız sizi sonundaki devasa St Jean Baptiste Katedrali‘ne götürecek.

Bu katedralin arka bahçesinde yıkılan ve daha az gösterişli ilk halinin kalıntıları var. Meydanda ise restore edilen devasa hali var. Google araştırmalarım sonuç vermedi ancak ben şahsen köşe başı şapel-kilise-katedral olan bu şehrin en azından eski kuşaklarının görece daha dindar olduğunu düşünüyorum. 🙂

Place des Jacobins

 

Artık yorulduk tepelere tırmanmadan nehir seviyesinde düz ayak bir yerlere gidelim, minnoş bir cafeye oturup crème brûlée yiyelim ve insanları izleyelim. Hakettik. 🙂 İstikamet: Place des Jacobins meydanı ve çeşmesi. Bu meydan 1600’lerde; çeşme ise 1860’larda yapılmış. Harika binalar, ışık, su sesleri, Fransızca bağırışan tatlı çocuklar var. Tam bir cafeye oturup insanları izlemelik bir yer. Bir de yakınlarda Nespresso mağazası var – evet yüksek kura karşın kapsüller daha ucuz!

Bazı Harika Binalar: Opera, Tiyatro, Hotel de Ville 

Özellikle gece olup binalar aydınlatılınca opera, tiyatro ve Paris ve Brüksel’de de bulunan Hotel de Ville binalarının muhitlerine ne yapın edin yolunuzu düşürün. İnsan gerçekten de hayret ediyor ve mimari ilgisi ve bilgisi olmasa da beğeniyor. 🙂

Bazı Harika Müzeler

Müze gezmeden olmaz – 3 tane çok beğenilen önerim var. Birincisi ve en favorisi Güzel Sanatlar Müzesi (Musee des Beaux-Arts); Terreaux Meydanı’nda yer alan bu müzede özellikle hafta sonları devasa sıralar göreceksiniz. Yok turist değil onlar Lyonnais’ler. 🙂 Uzun uzun tadını çıkararak gezmek için hafta içi ideal.

İkincisi ise özellikle ilginç binası ile öne çıkan Musee des Confluences. Burası bir doğa-bilim tarihi müzesi. Benzerlerini NYC, Londra ve Ediburgh’da derinlemesine gezdiğim için buraya gitmedim. Ancak hakkındaki yorumlar çok iyi.

Son olarak sinema meraklılarına : Musee Miniature et Cinema önerim var. Burası gezmesi çok kolay; eski şehir merkezinde maksimum 1 saatinizi alacak çok kompakt bir müze.

Bazı Renkli Mahalleler

Birazcık daha yürüyüp daha “yerel” bir yerler görmek isterseniz Lyon’un büyük garı Part Dieu yakınlarındaki Müslüman mahallesini ziyaret edebilirsiniz. Burada Arap ve Afrika ülkelerinden müslümanlar var. Geleneksel giysileri içindeler genelde. Ben işimi bildiğim için tam Cuma namazı saatinde gidip gezinmiştim. Yukarıdaki sokak sanatını görünce “aha, doğru yerdeyim” diyebilirsiniz. 🙂 Buradaki parkta bir de Marthin Luther King Jr’ın büstü var. (alt resim)

Bazı Alışveriş Planları

Biraz da alışveriş yapalım derseniz – şehir merkezinde Rue de la Republique üzerinde sağlı sollu harika mağazalar var. Daha uygun fiyatlı (hello Primark) bir şeyler bakıyorum derseniz gene büyük tren garı yakınlarındaki La Part Dieu alışveriş merkezi var.

Geleneksel Mezarlık Ziyareti

Şu sıralar benim gibi “hepimiz toprak olup gidiyoruz, ne alışverişi kuzum?” kafalarındaysanız ve yürümek için bitmek tükenmek bilmeyen bir motivasyonunuz varsa gelin merkeze 5km uzaklıktaki Cimetière de Loyasse mezarlığını ziyaret edelim.

Ben bir gün sabah erken saatlerde uzun bir yürüyüş ve tırmanış sonucu buraya vardım. O kadar yorulmuştum ve terlemiştim ki.. İçeri girip gezinirken durdum ve paltomun cebindeki draje çikolataları yemeye başladım. Yanıma mezarlık görevlisi geldi, aşırı zayıf yaşlı bir amcaydı.Tek kelime etmeden cebime baktı – bonbon kutusunu uzattım. Hiç konuşmadan birlikte yedik ve mezarları izledik. Bir kaç dakika kalıp gitti. Hayatımın en tuhaf ve anlamlandıramadığım anısıydı galiba. 🙂

Tren Garları & Havaalanları ve Photomaton’lar

Son olarak trene binmeyecek olasanız bile tren garına gitmeyi düşündürtecek bir teklifim var. Ancak Amelie filmini izlemiş olmak şart! Filmde çok önemli yeri olan photomaton’lardan Lyon’un en büyük garı Part Dieu’da var. Bir de havaalanında da var. Neden sizin de 2 euro’ya kendi mutlu anılarınızı içeren bir kitap ayıracınız olmasın?

Paris'i moda ve ihtişamı için değil de Amelie için seven kaç kişiyiz? 🐳💙🙇🏻‍♀️ #photomaton

A post shared by Zeynep Cansoylu (@zeyneppcans) on

Şimdi söz sizde – kimler Lyon’a gitmek ister? Gidenleri başka önerileri nedir? Mutlaka yorum bırakın. ? ??

#Carousel den daha Fransız ne var? 🤔 🎪 🇫🇷

A post shared by Zeynep Cansoylu (@zeyneppcans) on

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir