Cape Town’a Aşık Olmak İçin Nedenler : Top 10 Neden

2
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

Seyahat etmeyi ve yeni şeyler keşfetmeyi seven insanlar, tarzları ne kadar farklı olursa olsun, bir tür radara sahipler ve birbirlerini anında saptıyorlar bence. Birazdan okuyacağınız yazıyı yazan Cihan Ersoy ile bu radar sayesinde tanıştım ben de. 🙂 Kendisi henüz 27 yaşında, 5 kıta ve 32 ülke gezmiş, Worldwide Traveller Dergisinde bazı gezilerini yazmış ilham verici bir gezgin. Ayrıca üniversitede okurken bir seneliğine okulu dondurup Avustralya’da work & holiday vizesi ile kalıp çalışacak… Bir de sanki Avustralya’ya gitmek yetmezmiş gibi bu sürede sırt çantasını alıp Asyada ile bol bol gezecek kadar da vizyoner. 🙂 Bol bol derken benim en büyük hedefim Hindistana bile gitmiş! Bol bol ilham almak için elinize güzel bir içecek alın, arkanıza yaslanın ve Cihan’dan Cape Towna Aşık Olmak İçin Nedenler listesini okumaya hazırlanın..

Afrika kıtasının en güney ucunda, Hint ve Atlas Okyanuslarının birleştiği yerde parlayan bir yıldız Cape Town. Okuduklarım ve dinlediğim deneyimlerin hepsi olumlu olunca üstüne bir  de uçak biletinde 40% indirim yakalayınca geçtiğimiz bayramı rotasını belirlemek çok da zor olmadı ama itiraf etmek gerekirse dönmek baya zor oldu. İşte Cape Towna Aşık Olmak İçin Nedenler : Top 10.

cape town

İklim

Sizi bilmem ama benim için ben burada yaşarım diyebilmenin ilk koşullarından biri iklimdir. Her daim güneş ve ılıman iklimi gördüğüm an şehre karşı gönül yaylarım gevşer. Cape Townda kış ortalaması bile 16 derece ve güneş çoğunlukla tepede. Burada havalar hep mutlu modda; e doğal olarak insanlar da.

sunny day

Kozmopolit Yapı

Eğer gözlerinizi kapatıp sizi Cape Towna bıraksalar hangi ülkede olduğunuzu ilk başta kestiremeyeceğinize iddiaya girerim. Şehir konumundan dolayı Vasco De Gama’nın 1497’deki keşfinden bu yana; batılının ticaret ve zenginlik, doğunun ise işgücü ve kölelik nedeniyle uğrak noktası olmuş. Yaklaşık 500 yıllık bu birikim ise şehre kozmopolit bir hava katmış. Şehirde Hint, Malay, Endonezya, ve batı (İngiliz – Hollanda – Fransız) kültürünü rahatça görebiliyorsunuz.

Bu durum da hem yemek hem de eğlence kültürüne farklı renkler getirmiş. Tarihteki en büyük ırkçılığı bu topraklar da yaşanmış olsa da Mandela’nın büyük emekleri sayesinde bugünlerde şehre her tür insanın bir arada yaşabildiği kozmopolit bir hava hakim.

kozmopolit

Doğa

Diyelim ki evdesiniz ve hafta sonu doğada biraz vakit geçirmek istiyorsunuz. Atlıyorsunuz arabaya hoopp 2.5 saat sonra Beş Büyükleri (Aslan, Leopar, Fil, Buffalo, Gergedan) görebileceğiniz bir milli parktasınız. Ya da 1.5 saatlik mesafede Afrika Penguenlerini sahilde takılırken izleyip “Hayat bunlara güzel!” diyebilirsiniz. Yok daha fazla aksyion istiyorsanız dünyada sadece 3 yerde bulunan büyük beyaz köpekbalıklarını izlemek için kafes dalışı yapabilirsiniz ya da balinalara yakından göz atabilirsiniz. Masa Dağından zaten bahsetmiştim. (kalp kalp) Yok ben biraz yüzüp sörf yapayım diyorsanız sizi Clifton Beach ya da Camps Bay’e alalım. Başka bir doğal yaşam arzunuz? 🙂

doga

Tarih

Ümit Burnu’nun keşfiyle Güney Afrika’nın tarihi de değişiyor aslında. Batılıların sömürgeci yaklaşımı ve hırsı ile dolu hüzünlü bir tarihi var Güney Afrika’nın özellikle tüm bunların başlıca şehri olan Cape Townın. 1948’ten 1994’e kadar olan ve Apartheid (ırkçılık) olarak adlandırılan süre ise şehre ve bu ülkenin insanlarına ve Mandela’ya daha bir saygı duymanızı sağlıyor. Ülke tarihini yakından tanımak için en az iki gün ayırmanızı tavsiye ederim. İlk gün ücretsiz şehir turlarına katılarak ön bilgi toparlayın ikinci gün ise Mandelanın 27 sene sürgünde kaldığı Robben Adasını daha sonrada şehir merkezindeki District Six ve Slave Lodge müzelerini mutlaka gezin. Bolca hüzünleneceğiniz hatta ağlayacağınız ve insanlığınızdan utanacağınız 2 gün olacağını şimdiden belirtmek isterim.  Bir kaç kitap ve film önerim de olacak.

tarih 2

Mandela’nın iki eseri olan Long Walk to Freedom (filmi de var) ve Kendimle Konuşmalar gitmeden önce veya döndükten sonra ülkenin tarihini ve insanlarını daha iyi anlamak için mutlaka okunmalı.

Yine Mandelanın hayatını ve mücadelesini anlatan 3 film Goodbye Bafana, Invuctus, Long Walk to Freedom izlenmeye değer. Son öneri ise ırkçılığa karşı hareketin halk önderlerinden Steve Biko’nun hayatını anlatan ve Apartheid dönemini daha yakından anlamanıza yardımcı olacak olan bir film Cry Freedom.

tarih

Masa Dağı

Dünyanın 7 Doğa Harikasından birini şehrin her yerinden görüyor olabilmek bence büyük bir lüks. İnanılmaz yapısı, muhteşem doğası ile kafanızı sürekli çevirip bakmak istiyorsunuz bu güzelliğe. Hele bir de şarabınızı alıp gün batımında Cape Towna karşı birer kadeh içerseniz aşağıya indiğinizde yapacağınız ilk iş Cape Townda bir iş bakmak olacaktır benden söylemesi.

Table-Mountain-Wallpapers

Ucuz

Bir sırtçantalı olarak para-çokomel eğrisinin ne kadar iyi olduğu benim için oldukça önemli bir kriter. Ve gönül rahatlığı ile söylebilirim ki Capetown bu konuda en iyilerden biri. Ortalama üzeri bir restoranda 20TL’ye doyabilir, gece klübünde 5Tl’ye biranızı, 8TL’ye cininizi içebilir, 8-10TL’ye bir çok müzeye girebilirsiniz. Bence en pahalı şeyler kesinlikle hediyelik eşyalar!

Şarap Evleri

Stellenbosch hem Güney Afrika’nın hem de dünyanın en iyi şarap bölgelerinden biri. Doğal olarak keyfine düşkün Avrupalılar’ın Cape Town’dan sonraki ikinci gözde yeri olmuş burası. Ben hostelden ayarladığım turla 4 farklı yerde tadım gerçekleştirdim. Her gittiğiniz şarap evinde seçmiş olduğunuz 6 şarabın tadımı yapıyorsunuz ve açık söylemek gerekirse gün sonunda sarhoş buluyorsunuz kendinizi. 🙂 Benim favori şarap evlerim Fairview ve Anura, favori şarabım ise Güney Afrika’ya özgü bir üzüm olan Pinotage oldu. Fiyatları görünce kasalarca getirmek isteyeceğiniz eminim!

stellenbosch

Gece hayatı

Tarih, doğa, bağ evleri derken gündüzleri dolu dolu geçirdik gece dinleniriz diyorsanız kalbimi kırarsınız. Bence siz akşamüstü bir “power nap” (kısa kestirme) yapıp kendinizi Cape Town gecelerine hazırlayın. Şehri kozmopolit yapısının gece hayatına yansıması bir o kadar renkli ve hareketli olmuş. Geceye Bree St. ‘de başlayıp Long St. sabaha kadar devam eden partilerle devam edin derim.

Village Idiots , House of Machines, Mama Africa, Beer House, The Dubliner, Fiction (HipHop ve R&B)

gece hayatı

Jazz Kültürü

Berlin ve Beyrut’un muhteşem gece hayatlarının  ve eğlence kültürünün bu şehirlerde yaşanan zor dönemlerde birer birleştirici rol olarak ortaya çıktığını öğrendiğimde şaşırmıştım. Cape Townda ise bu rol underground olarak ortaya çıkan beyazlar hariç diğer tüm kültürleri bir araya getiren Jazz Bar’ların olmuş. Farklı kültürlerin bir araya geldiği bu buluşmalar hem insanlar için bir sosyalleşme alanı olmuş hem de bir kültürel miras oluşturmuş.  Şehirdeki en iyi jazz etkinliklerin Salı gecesi olması beni baya üzdü çünkü Çarşamba gelip, Pazar dönmüştüm. Aşağıdaki iki mekanı fazlasıyla duydum ve ben gidemesem de belki siz gidebilirsiniz diye paylaşamak istedim:

Asoka: Şehirde tanıştığım herkesin canlı bir jazz performansı için gösterdiği tek adresti ama ne yazık ki sadece Salı geceleri jazz performansı vardı diğer günler farklı müzik konseptlerinde faaliyet gösteriyordu.

The Crypt: St. George Katedrali’nin altındaki The Crypt seçkin jazz severlerin Cape Town’daki  buluşma noktası. Buradaki konsept daha bir fine dining ve orta yaş üzeri olduğu için ben gitmeyi tercih etmedim açıkçası.

gece hayati2

Cin Barlar

Cape Town’un muhteşem florasından yapılan yerel cinler ve sadece cin servisinin yapıldığı cin barlar favori içkisi cin olan ben için bulunmaz nimet oldu. Sabah erkenden başlayan bol gezmeli günleri bir kadeh cinle bitirmek bana baya iyi geliyordu. Favorileri aşağıda bulabilirsiniz. Neyse siz okurken ben gümrükten sıkıntısız geçirebildiklerimden bir kadeh alayım 😉

Hope&Hopkins: Cape Town’ın en iyi butik imalathenesi diyebiliriz. Cumartesi günleri tadım için kapılarını ziyaretçilere de açıyor.

Honest Chocolate : Efsane organik çikolatalarla uçuşa geçebilir yok ben cin alayım derseniz arkada gizli bir cin bar olduğunu ben size söyleyeyim bunu sadece yereller biliyor çünkü 😉

Rick’s Cafe: Aslında sadece cin satan bir mekan değil ancak mekanın sahibi Per’in şehirdeki en iyi içki koleksiyonuna sahip olma takıntısı olduğu için burası şehirdeki en geniş cin yelpazesilerinden birine sahip. Dünyanın en iyi cinlerinden biri olan Monkey 47’dan sonra eminim sizin de cine olan bakış açınız değişecektir.

Mother’s Ruin: Deneyimlemeye zamanım kalmamış olsa da adını bolca duyduğum yerlerden biri oldu. Ben gidemedim ama siz giderseniz benim için de bir kadeh içersiniz.

 

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir