Robben Adası Hapishanesi

1
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

img_6751

Bir ülke hayal edin; yerelleri sonradan başka ülkelerden gelen azınlıklarca sömürülsün, hakları ve zenginlikleri ellerinden alınsın. Bir de bol olaylı, kanlı ve insan hakları açısından utanç verici bir geçmişi olsun. Sadece çok yakın zamanda; ilk defa 1994 yılında ilk demokratik seçim ile halkın seçtiği devlet başkanı gelebilsin! O başkan da hayatının 27 yılını politik suçlu olarak hapislerde geçirsin. Hatta vaktiyle politik tutuklu olan yereller bugün hükümetin %60’ından fazlasını temsil etsin.. Ne kadar üzücü değil mi?

Ancak bu ülke geçmişe kin güdüp intikam almak yerine hedefini affedip ilerlemeye çevirdi. Şu anda Afrika kıtasının ekonomisi ve insan hakları en güçlü ülkesi. Politik suçluların kaldığı en önemli hapishanelerden birini de 1998 yılında müzeye çevirdiler. Müze olduğunun ertesi yıl 1999 yılında Robben Adası Hapishanesi , Unesco Dünya Mirası alanı seçildi. Üstelik burada grupları gezdiren rehberler de eskiden burda tutsak edilen politik tutuklular!

img_6760

Robben Adası Hapishanesi,  gezi deneyimlerim içinde beni en çok etkileyen oldu. Yüzlerce insanın hayatlarını söndüren, insanlıktan çıkaran, en acı verici yeri bizzat gördüm. Üzüntüden kahroldum. Aynı zamanda geriye kalanların geçmişe tutunmadan; insan üstü olgunluklar göstererek nasıl daha iyi bir gelecek için yollarına devam ettiklerini de gördüm.. İçimi aynı anda çok yoğun acı ve umutla doldurabilen başka bir yer görmemiştim. Çok etkilendim.

Nelson Mandela'nın hücresi

Nelson Mandela’nın hücresi

Robben Adası Hapishanesi Hakkında Genel Bilgiler 

“Robben Adası”, Hollandaca bir kelime ve Türkçeye “fok adası” olarak çevriliyor.

Robben Adası Hapishanesi, “maksimum güvenlikli hapishane” kategorisinde ve kaçmak imkansıza yakın. Kaçsanız bile yüzerek Cape Town’a ulaşmak imkansız; mutlaka bot gerekiyor.

Gene de kaçmak isteyen olursa diye 5 adet kule ve kulelerde keskin nişan alan okçular ile önlem alınmış.

Hiç kadın tutuklu olmamış; tamamen erkek hapishanesi olarak kullanılmış.

Bu maksimum güvenlikli hapishanede, o dönemin Apartheid yönetimi (beyaz ırkın, diğerlerinin üstünlüğünü inanan; kanunları ve sermayeyi buna göre düzenleyen)  bilinçli olarak kriminal ve politik tutukluları karışık kalacak şekilde ayarlamış!

Susan Kruger isimli bot ile tutuklular adaya getiriliyorlarmış. Ancak koltuklara oturup denizi izleyerek değil. Gözleri bağlanarak botun deniz görmeyen en alt katına tıkılarak; geldikleri yeri anlamamaları için böyle yapılıyormuş.

Bottan indikten sonra tutuklular iki kişilik gruplar halinde, ayak bilekleri ve boyunlarından zincirlenerek yukarıdaki resimde rehberimiz Thulani’nin gösterdiği kapıdan giriş yaparmış.

Giriş yaptıktan sonra kabul ofisinde erkek tutuklular ten renklerine göre sınıflandırılırmış. Bu sınıflandırma sonucu ne giyecekleri (uzun pantolon, kısa pantolon, şort) ve ne kadar yemek alacakları (daha açık renksen daha çok yemek alıyorsun! koyu renksen daha az!) belirleniyormuş.

Rehberimiz Thulani Maboso ile Tanışın

Thulani; sadece 19 yaşında girdiği ve hayatının belki de en güzel olacak 10 yılını geçirip 29 yaşında özgürlüğe kavuştuğu Robben Adası Hapisanesi turu yaptırıyor bize.

Bizim sevgili rehberimiz Thulani Mabaso ve Nelson Mandela mesela en koyu renk olan “bantu” sınıfına aitler. O nedenle günde yarım çay kaşığı şeker, yarım çay kaşığı margarin ve iki dilim küflü ekmek yeme hakları varmış ve kışın bile şort giymek zorunda kalmışlar! Batu sınıfının bir üstü renki anlamına gelen “colored” sınıfı; en üst sınıf ise (doğru bildiniz) beyazlarmış.

Bizi kendi de kaldığı bölümde 10 dakika boyunca gezmemiz için serbest bırakıyor. Robben Adası Hapishanesi koğuşları nasıldır aşağıdaki videodan görebilirsiniz.

Robben Adası Hapishanesi websitesi veya başka kaynaklarda olmayan sansürsüz hikayesini de turdan sonra aşağıdaki resimde gördüğünüz banklara hepimizi oturtup anlatıyor. Anlatırken yer yer sinirleniyor, gözleri doluyor.. Ama asla umudunu kaybetmiyor. Tüm yaşadıkları ve ondan alınanlara karşı karşımızda hayata samimiyetle pozitif ve umutlu bakabilen koca yürekli bir adam var!

Buradan sonra onun kelimeleri ile aldığım notlarım üzerinden anlatmak istiyorum dostlar.

Thulani’nin Anlatımıyla Robben Adası Hapishanesi 

Thulani bizi kapıda karşıladıktan sonra “2004’ten beri burada tur rehberliği yapıyorum.. genelde haftada  3 defa geliyorum. Ancak bazı günler kalktığımda “hayır diyorum; bugün gitmek istemiyorum.” o zaman o günler işe gitmiyorum! 🙂 ” diyip gülüyor. Sonra bizi kapıdan geçirip bu maksimum güvenlikli hapishaneye alıyor. “Asla cezamızın süresi için üzülmedik, biz buradan dünyayı yönetiyorduk.” diyor. Sonra gözleri parlayarak başlıyor anlatmaya…

İşaret dili önemlidir:  Başta Mandela’nın liderlik yaptığı PAC (Pan Africanist Congress), devamında PCU, Unity Movement ve bir sürü topluluk türlü el işaretleri ile tarafını belli eder ve anlaşırdı diyor. Sağ elini yumruk yapıp havaya kaldırıyor – işte bu PAC üyesiyim demek.

Eğitim en büyük silahımızdı : Tüm politik tutukluların en öncelikli hedefinin “üniversite kampüsü ortamı” oluşturmakmış. Kriminal tutuklulara bile okuma yazma öğretip eğitmişler. İçlerinden el becerisi yüksek hırsızlara yönetim ofislerin yemek veya sigara değil kitap ve gazete çalmayı öğretmişler. Mottoları? “Each one teach one“! Kendi İngilizce ve matematik öğretmenleri şuanki Güney Afrika Cumhuriyeti hükümetinde bakanlık yapıyorlarmış. 🙂

Alışılmadık Arkadaşlıklar: Bazı gardiyanların (hem de beyaz) özelliklike politik tutuklulara sempati beslemesi sonucu Thulani; insanların her zaman çok kötü olmadıklarını görmüş. Haber taşıyan, gizlice birşeyler getiren, kendisine yardımcı olan ve hala ailecek görüştüğü beyaz bir gardiyan arkadaşı olmuş. Hatta artık birlikte üniversitelere konuşmaya gidiyorlarmış. Ona haftaya “neden sırtıma copla vurdun?” diye sorcağım diye şaka yapıyordu bize!

Paylaşmak ve Kardeş Olmak : Buradaki tutuklular Thulani’nin kankası olan gardiyanın doğum günü için kaçak getirdiği bir dilim keki bile 48 parçaya bölecek kadar herşeylerini paylaşmışlar. Mandela, tüm tutuklulara yatak verilene kadar taş zeminde yatmış mesela!

img_6864

Robben Adası Hapishanesi Beton Bahçesi

Yaratıcı çözümler

Mandela’nın liderlik ettiği PAC hareketi için dışarıya mesaj gönderme çözümlerine bayıldım. Beton bahçede tenis oynarken; topu bilerek duvarın ötesine dışarı kaçırırmış Mandela. Kaçtığı yerden anlaştıkları bir gardiyan alıp dış dünyaya iletirmiş. Evet, önceden topu ikiye kesip içine PAC hareketine iletilecek notu koyarmış!

Nelson Mandela’nın Bahçesi: Invictus filmini izleyenler veya kitabını okuyanlar hatırlar. Hapishanenin devasa beton alanında Mandela bazı bitkiler yetiştirir ve kendisine bahçe yapar. Aslında burası hem bahçıvanlık hobisi için hem de ileride “Invictus” adı ile yayınlayacağı otobiyografisini kağıtlara yazdıkça saklayacağı yer olarak var! Mandela’nın elleriyle yazdığı biyografisini gömdüğü yeşilliklerin dibinde olduğumu duyduğumda resmen salaklaştım; algılayamadım!

img_6871

Invictus – otobiyografinin gömüldüğü bahçe

Yardımlar: Başta Kızılhaç ve İskandinav devletleri Robben Adası Hapishanesi yaşama koşullarının iyileştirilmesi için çok yoğun çalışmışlar. Hatta Kızılhaç o kadar yardım yapmış ki; yılda bir kaç defa denetlemeye gelir olmuş. Thulani diyor ki “Bize bazen muz ve portakal verirlerdi. Anlardık ki yarın Kızılhaç gelecek. Gene de muz ve portakalımız olduğu için sevinirdik!”

Kısaca Thulani’nin Kendi Hikayesi 

Kendisinden izin alarak sevgili Thulani’nin hikayesini de kısacık yazmak istiyorum. Anlattığı video’su da var – payalaşabilirsin dedi hatta ama bir türlü canım istemedi, elim paylaşmaya gitmiyor… Kısaca anlatırsam: PAC hareketine dahil Thulani 19 yaşında “special branch” (özel kol) denen işkence ve tutuklama alanında uzman polislerce tutuklanıp Robben Island Hapishanesi’ne getiriliyor. Burada PAC hareketinde çalışmaya devam ediyor ve eğitimini alıyor.

O dönemler ziyaretçi almak imkansıza yakın. Babası çok uğraşıp 8 ay sonraya ziyaret koparıyor. Bir ay önceden de Thulani’ye babasının geleceği söyleniyor. Heyecandan ve mutluluktan uyuyamıyor.. Ziyaret günü gelip çatıyor, Thulani ofise çağrılıyor ve hapishane müdürü diyor ki “Baban gelemiyor çünkü special branch polisleri onu vurdu. Şu anda hastanede, komada; büyük ihtimalle de ölür. Haydi koğuşuna geri dön!

Hayatının en mutsuz zamanlarını geçiriyor Thulani. Babası vefat ediyor ve ona bu haberi insanlık dışı şekilde veren hapishane müdüründen fiziksel işkence de görüyor maalesef ilerleyen dönemde. Elektrik veriliyor, üzerinde sigara söndürülüyor, dövülüyor… 🙁 Ancak 10 yıl sonra özgürlüğüne kavuşuyor.

İçinde kin ve nefret beslemeden ilerliyor; ailesini kuruyor ve hayata devam ediyor. Bugün o hapishane müdürü karlı bir şirketin ortağı ve çok önemli biriymiş gibi otobiyografisini yazmış. Thulani bize adamın ismini vermiyor. Samimiyetle ve gerçekten umursamıyor artık

Ve Diğer Tüm “Mandelalar”…

Başta Thulani olmak üzere yolu Robben Adası Hapishanesi ile kesişen tüm politik tutukluların eşi benzeri görülmemiş kahramanlar ve hepsinin birer Mandela olduğunu öğreniyorum ben de. Bu kadar büyük acılar, bir şekilde gelecek beklentilerine ve umuda dönüşebiliyor. Thulani de benim yüz yüze tanıştığım; dinlediğim, dokunduğum ve bana en çok ilham veren insan olarak hafızama sonsuza kadar kazınıyor.

img_6882

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir