İlham Veren Kadınlar Serisi : Pigmelerle Dans Yazarı Meltem Yaşar ile Tanışın

0
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

 

İlham veren kadınlar serisinin 29. haftasından herkese selamlar & sevgiler. Her hafta gezgin kadınlar ile röportajlara tam gaz devam. Bu haftaki ilham perimiz Meltem Yaşar. Onu Pigmelerle Dans ve Karanlık Kıtadan Aydınlık yüzler kitapları  ve sosyal medyadan bildiğimiz adıyla pigmelerle dans. Eski bankacı, Doğru Afrika’da harika safariler düzenleyici, yazar, fotoğrafçı ve bolca ilham veren bir içerik üreticisi kendisi. O zaman çok sevgili Meltem’in peşine takılıp haftalık ilham dozumuzu almaya gidiyoruuuz..

S:Ben baya stalk’ladım biliyorum ama tanımayanlar için kendini tanıtabilir misin? Gezme ve keşfetme tarzından biraz bahsedebilir misin?

C:Afrika aşığı bir insanım. (Afrika derken Sahra Altı Afrika’dan bahsediyorum. Kuzey Afrika’dan değil.) Afrika’yı ilk kez 6 yaşındayken televizyonda, Tarzan çizgi filminde görmüştüm. Bir de hep birlikte yine Afrika’da geçen Kökler dizisini izleyip ağlayan sulu gözlü bir aileydik. Afrika sevgisi böyle başladı ama oraya gitmenin çok meşakkatli ve pahalı bir deneyim olduğunu düşünüyordum. Çünkü Afrika, Türkiye için öncelikli ve bildiğimiz bir coğrafya değildi. Çok uzaktı, çok garipti, çok bilinmezdi. Çizgi filmden, televizyondan izleyebiliyordum bir tek.

Çok para kazanmam lazım galiba diyerek, küçük yaştan itibaren her şeyi planladım. Anadolu lisesi sınavlarına hazırlandım. Sonra ODTÜ’yü kazandım, yurt dışında British Council’den burslu master kazandım. Tüm bunları çok para kazanmak ve bir gün Afrika’ya gidebilmek için yaptım. Kara Şövalye filminde Joker, “bir işi yapmakta iyiysen, asla bedava yapma” der. Ben de işimde iyiydim ve iş hayatım boyunca emeğimin bedelini almadan hiç bir işi yapmadım.

İlk safarimi 1999’da efsane doğal park, Serengeti’ye Tanzanya’ya yaptım. İstanbul’a geri dönerken aklımın ve kalbimin bir kısmını orada bıraktım.

Derken 2005’te bir gün “Sisteki Goriller” filminden etkilenip gorilleri görmek üzere Uganda’ya safariye gittim. Uganda’da safari yaptığım şirket bana ortaklık teklif etti.  Gemileri yakabilirim ya da en azından ucundan tutuşturabilirim diye düşündüm. Sonra da valizlerimi toplayıp çocukluk hayalimin peşinde yollara düştüm. Bir sürü, aklımın ucundan dahi geçmeyen zorluklarla karşılaştım, yanlış olduğunu bildiğim çok şeyler yaptım ama asla vazgeçmedim.

Neticede çoğu mutlu 12 yıl Uganda’da yaşayıp hem Uganda’da hem de diğer Afrika ülkelerinde sayısız safari yaptım. Kendi safarilerimi düzenleyip Türkiye’den ve diğer ülkelerden bir sürü kişiye bu aşık olduğum ülkeyi ve kıtayı tanıtma fırsatım oldu.

Sonra kitabımı çıkarmak, bir hayalimi daha gerçekleştirmek –Olimpos’ta güzel manzaralı taş bir ev yapmak- üzere Türkiye’ye geri döndüm. Bir değil, iki kitap çıkardım. Evimi kendi ellerimle yaptım.

Daha farklı hayallerim de var. Hayallerim yoksa, ben yokum çünkü…

View this post on Instagram

Sizi ailemizin yeni üyesi Jinja’yla tanıştırayım! Bizim köydeki çobanlardan birinin kimsenin almak istemediği yavrusuymuş, adı da Garip’miş boynu bükük, annesinin kalan tek yavrusu olduğu için. Ama isim annesi @burcu.pinkshake fıstık gibi bi isim buldu: Jinja (okunuşu Cinca) Nil Nehri’nin doğduğu kasaba, tabii ki Uganda’da ve en en en çok sevdiğim yerlerden biri✌🏽🇺🇬🇺🇬🇺🇬 Kendisi evimizdeki tüm dengeleri alt üst etti bile iki günde. Misal dün gece uyanıp yatağıma aldım, nefesini koklayarak uyudum, çünkü nefesi süt değil karamel kokuyor yemin ederim 😍 Şu an küçük, ama bir yıl sonra göreceğiz inşallah sağlıklı sağlıklı büyüyünce. Çünkü anne Kangal, baba Akbaş. Böyle ❤️❤️❤️❤️ Bakalım Cincoş başıma ne işler açacak??? İki gün bitmeden iki begonvilimi kırdı, yeni diktiğim çiçekleri söktü. Haydi bakalım 😳♥️♥️♥️♥️ #satınalmasahiplen Not: “Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbâlime” demiyor mu Hayta’nın bakışları? 😂😂😂

A post shared by Meltem Yasar (@pigmelerle.dans) on

S:Zamanının ne kadarını seyahate ayırıyorsun? Hayatını planlarken seyahat ne kadar öneme sahip? Kaçıncı sıradadır?

C:Şartlar elverdiği sürece gezerim. Ama gezmiş olmak için değil. Durmamı gerektiren işlere, projelere kollarımı sıvadıysam da dururum. İlham alacağımı, iyi hissedeceğimi düşündüğüm zaman da gezerim. Kafamı bir meseleye çok taktığımı ya da aynı şeyleri düşünmeye başladığımı farkettiğim an yola çıkmam gerektiğini anlarım. Çünkü fiziksel olarak aynı yerde durmak zihni de durgunlaştırıyor. “Kafayı takmaya” başlıyorunuz gereksiz şeylere. Ufkun geniş olduğu yerlerde ufku genişliyor insanın. 🙂

Kaç ülkeye gittiğimi bilmem, asla saymadım. Hele gittiğim şehir sayısı? Hiç bir fikrim yok. Zaten önemi de yok. Bazen bir sürü ülkeye gidersiniz, bir sürü yere gidersiniz, iyidir, hoştur ama özünüze dokunmaz gördükleriniz, hissettikleriniz. Zaten evinize aynı siz olarak döndüğünüz geziler bence boşa harcanmış paralar ve atmosfere boşa salınmış karbondan başka bir şey değil. Deneyimleri özel hale getirecek olan etkenler de hem gittiğiniz yerlere, hem de size bağlı. Yemeğini yemeyeceğiniz, insanına dokunmayacağınız, tozunu yutup sokaklarında kaybolmayacağınız ülkelere gitmeyin. Ev konforunu arayacaksanız, evde oturun bence…

S:Şu sıralar nerelerdesin? Nasıl bir rutinin var..Biraz anlatabilir misin?

C:Antalya, Olimpos’tayım. 2 yıl önce 12 yıl yaşadığım Uganda’dan döndüm. Bir yılını evimi yaptırmak, bir yılını da bir anı/roman (Pigmelerle Dans), bir anı/fotoğraf kitabı (Karanlık Kıtadan Aydınlık Yüzler) çıkarmak ile geçirdim. Elimde bitmek üzere olan başka bir proje daha var. Bunun haricinde Olimpos’ta evimde bahçe işleri yapıyorum, kedilerim ve köpeklerimle vakit geçiriyorum. Yeni hobiler, yeni insanlar var hayatımda. Ve 2005’te bıraktığımdan çok farklı bir Türkiye…

S:Afrika, Afrika’da yaşam ve safari ile gönül ilişkin nasıl başladı? Dünyaya Afrikalı gözü ile bakmak ve yaşamak için bize ipuçların nelerdir?

C:İlk olarak 1999’da Tanzanya’da safariye gittim. 2005’te Uganda ve Ruanda’ya goril trekking yapmak için gittim. Zaten 2005 sonu da yerleştim. Dünya’ya Afrikalı olmadan Afrikalı gözüyle bakmak imkansız. Başka kıtadan bir insan bunu başaramaz ama kendini törpüleyebilir. Misal sürekli Afrika’nın bana ne kattığını soruyorlar. Afrika bana hiçbir şey katmadı. Aksine aldı. Hırsı aldı, siniri aldı, kibiri, telaşı aldı. Hepimizin problemi budur aslında: Büyüdükçe biriken fazlalıklar. Zaten hepimiz gibi bende de fazlası vardı ve onları atınca olması gereken hale yaklaştım sanki. Sabırlı olmayı öğrendim, ne olursa olsun sağlıklı olduğum sürece hayata gülmeyi öğrendim, geçmiş gitmiş olayları vakit harcamadan bir kenara itip hep geleceğe bakmayı öğrendim. Koşmayı hedefe varmak sanıyordum, sakin olmayı öğrendim. Aksi takdirde Afrika’da aklınızı kaybedersiniz. Zamanın akışı daha farklı bu kıtada çünkü. Her şey olacağı zaman olur, sizin zorladığınız veya dilediğiniz zaman değil. 🙂

S:Çok severek okuduğum ve blogda ayın kitabı olarak yazdığım Pigmelerle Dans kitabından bazı karakterlerle hala iletişimde misin? Kitaptan beri neler oldu? Meraktayız 😊

C:Çoğuyla iletişim halindeyim. Bazıları hayatımın bir parçası oldu, bazıları anılarda kaldı. Hikayenin devamını soruyorsanız, ikinci bir Pigmelerle Dans yazdım bile. Hatta 3., 4. bile gelebilir. Malum Pigmelerle Dans kitabında 12 yıllık Uganda ve Afrika maceramın sadece ilk 10 ayını yazdım. Daha yazacak çok şey var.

Ha bu arada, o kitaptaki baş kahraman kadın yok artık. Geri dönüşü olmayan bir şekilde değişti… O kadar değişti ki kitaptaki halinden eser kalmadı 😉

S:Seyahat etme virüsünü yeni kapmış arkadaşlara, genç öğrencilere neler önerirsin?

C:Onlara söylenebilecek en güzel satırları Shel Silverstein yazmış:

“Yapmamalısın diyenlere kulak ver, çocuğum.

Yapma diyenlere…

Yapmamalıydın diyenlere, mümkün değil diyenlere…

Yapmayacaksın diyenlere.

Asla olmaz diyenlere…

Sonra bana kulak ver, çocuğum.

Her şey olabilir, çocuğum, her şey mümkün…

KISA KISA:

  • en iyi seyahat arkadaşın kimdir: Kendim 🙂  ve Norveçli en yakın arkadaşlarımdan Nina Wessel. Birbirimize karışmayız, nerede olsa yatar, vejetaryen olmak kaydıyla ne olsa yer, mızmızlanmayız. Beraber çok yol yaptık, daha da çok yaparız.
  • yeni bir ülkeye gidince ilk iş ne yaparsın: Pazar yerlerini gezmeyi severim. Pazar yerleri bir ülkenin kültürü ile ilgili çok ipucu barındırır.
  • yemeklerini en sevdiğin 3 ülke: Tayland, Hindistan ve Etiyopya. Kenya’nın Hint Okyanusu sahilinde Swahili mutfağını da çok severim.
  • bıkmadan defalarca gidebileceğin 3 ülke: Etiyopya ve safari yapabileceğim her Afrika ülkesi. Uganda’yı saymıyorum, çünkü orada 12 yıl yaşadım zaten.
  • seyahate giderken yanına mutlaka aldığın 3 şey: Herkesin aldığı şeyler. Özel bir alışkanlığım yok. Afrika için ise bahçe/iş eldiveni ve lastik çizme safari aracımda hep olur. Bir de kikoy (Kenya şalı): Hem havlu, hem çarşaf hem elbise,
  • ruh ikizin şehir/ülke: Uganda’da bence dünyadaki cennet İshasha ve yine Uganda’dan Nil Nehri’nin doğduğu kasaba Jinja.

View this post on Instagram

Siz beni her gün lay lay loy loy geziyor ya da yazıyor sanın, işin perde arkası var bir de: Elimin keçi gübresine değmediği, kompost gübre yapmak için çabalamadığım, kazma ya da orakla bahçeye dalmadığım gün yok 🙃 Ya da heyelan olmasın diye çabalamalarımın… Doğada yaşamak kolay değil… Onu yapıyorsun, bu bozuluyor. Tırtılları öldürmeden ayıklayıp atıyorsun, çekirgeler dadanıyor, akrepleri ve yılanları nazikçe kaçırmak için ses çıkararak -yani şarkı söyleyerek- çalışıyorsun, örümcekler yatak odana yuva yapıp yüzlerce yavru aynı anda yumurtadan çıkıyor. Şu gördüğünüz gelincikler bile çıksın diye geçen bahar torbalar dolusu tohum toplayıp bahçeye serptim… Heyelan olmasın diye tüm kış duvarlarımı çatlatarak yağmur yağan kısma toprağı tutsun diye diktiğim ayrık otu tohumlarını karıncalar araklayıp yuvalarına saklıyor 😂 Her sabah böyle daha kahvaltı yapmadan -çoğu zaman pijamayla- bahçeye çıkıp o gün neyle mücadele etmem gerektiğini planlıyorum. “Hayat sana güzel” demeden önce bunları düşünelim hele bir 🤓😇😉 Herşeyin bir bedeli var, ödersen yaşarsın, ödemezsen gidersin. Ben şimdi tırnaklarımı fırçalayıp -malum, keçi gübresi mıncıkladım yine sabah sabah- geç bi kahvaltı yapayım ✌🏽✌🏾👊🏽

A post shared by Meltem Yasar (@pigmelerle.dans) on

Bİ’ TAKIM FAYDALI LİNKLER

Röportajı okurken, aralara serpiştirdiğim linklere dayanamayıp girmeyenler, sabır gösterenler için tüm gerekli linkleri nazikçe aşağıya bırakayım. =)

View this post on Instagram

"Afrika’da öyle bir cesaret geliyor ki insana ve öyle bir uyum hissi… Bir de her şey o kadar farklı ki bildiğiniz kurallar ve doğrular değil, ne denilirse onu yapmaya başlıyorsunuz. Deplasmanda ama güvende olduğunuza dair bir his kaplıyor içinizi. Burada olabilecekler sizin tahmin edebildiğinizden çok daha fenadır eminim. Ama insanları da sizden yüzlerce kat deneyimli… O yüzden deneyimlerin kollarına atılıyorsunuz. Kendinizi izliyorsunuz kendi çevirdiğiniz filmin baş rol oyuncusunu izler gibi. Tatildeyken ev konforunu arayanları, gittikleri ülkenin Türkiye ile benzerliklerine konsantre olan insanları hiç anlayamadım. Fas’ta gezerken “Ay aynı bizim lahanalardaaannn,” diyen mutlu olan bir turisti anımsadım. Bana böyle bir cümle kurmaya fırsat vermemişti Afrika Ana. Her seferinde yaşattığı eşi benzeri olmayan tecrübelerden dolayı müteşekkirdim. Hangi harita gezdiğim yerlerdeki tecrübemin izlerini yansıtabilirdi? Hangi safari programı goril trekking yapma anının sürprizlerini ve heyecanını yansıtabilirdi? Ve seyahatlerin en güzel anları planlanmadan başımıza gelen olaylarla dolu değil miydi? Afrika’nın güzelliği buydu: Sürprizlerden yana hiç sıkıntı çekmiyor, “Aaaa aynı bizim lahanalardaannn,” diyememenin keyfini çıkarıyordum." #pigmelerledanskitap sayfa: 82-83 ve kitaptan çıkarılan bazı satırlar. Not 1: Fotoğraftaki meyve sayfa 128'de bahsedilen jackfruit. Tarih: Ekim 2005 Not 2: Kitabımı kitapçılarda bulmakta zorlandığınızı biliyorum. Kalmadığı için teşekkür ederim. Ama ya sonra almak üzere kitapçınızdan ya da internetten sipariş edebilirsiniz: http://www.kitapyurdu.com/ http://www.dr.com.tr/ http://www.idefix.com/ https://www.inkilap.com/ http://www.hepsiburada.com/ https://www.kitapvekitap.com/ https://www.nobelkitap.com/ https://www.okuoku.com

A post shared by Meltem Yasar (@pigmelerle.dans) on

 

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bumerang - Yazarkafe