İlham Veren Kadınlar Serisi – Burcu Başar ile Tanışın

0
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

İnternete o kadar minnettarım ki… internet sayesinde TV gibi, gazeteler gibi “kitle iletişim” medya kuruluşlarına bağımlı kalmadan, farklı kaynaklardan bilgilere ulaşabiliyoruz. Yani bize sunulan içerikler yerine kendi keşfettiklerimizi bulup tadını çıkarabiliyoruz. Ben de bir kaç yıldır, TV, gazete, twitter vb mecralardan kopup kendimi okunacak harika bloglara ve ilham alınası içerik üretenler insanları takibe verdim. Mutluluk, yaratıcılık, hayattan keyif alma gibi anlamlarda çok da faydasını gördüm. Bir süredir çevremdekilerin “kimleri takip etsek?”, “önereceğin bloglar/vloglar neler?” soruları sıklaşınca çoğunluğun da bu yolda ilerlemekte olduğunu farkettim. O zaman noktaları birleştirip dedim ki: ilham aldığım, severek takip ettiğim ilham veren kadınlar serisi röportajları yapayım.

Yıllar içinde ortaya çıkardıkları içerikleri, yazılarını/bloglarını/video’larını en sevdiğim dizinin merakla beklenen yeni bölümü gibi takip ettiğim kadınlar var. Çok ilham aldığım, “ileride keşke onun gibi olabilsem” dediğim kadınlar var. Kariyerlerini, yaşama düzenlerini seyahate göre ayarlayan ve gene de işinde çok başarılı kadınlar var. Her şeyi geride bırakıp kalıcı veya bir süreliğine dünya turuna çıkan, cesaretlerine hayran kaldığım kadınlar var. Annelik ve seyahat işini keyifle ve eğlenerek bir arada götüren kadınlar var. Bu kadınları sadece yakın çevreme anlatmakla kalmayayım, bu ilhamı blogdan herkesle paylaşayım dedim. Bundan sonra her haftaya bir adet ilham veren kadın röportajı ile başlamak istedim. Hedefim 52 hafta, yani koca bir yıl boyunca ilham veren röportajlar ve harika bloglar/içerik üreticileri paylaşmak.

O zaman, ilham veren kadınlar serisi röportajlarına Burcu Başar ile başlayalım. Ben Burcu’yu yaklaşık 1.5 – 2 yıl önce keşfettim. Açık ara en sevdiğim seyahat bloglarından bizzarrejourneys.com ‘un yazarı ve efsanevi fotoğraflarını çeken kişi. Her birini poster yapıp duvara asmak isteyeceğiniz kadar iyi fotoğraflar çekiyor. Doğa ağırlıklı ve çok ana akım sayılmayacak yerleri geziyor. Bir de seyahate çıktığında websitesinde günü gününe günlük tutuyor. O seyahate çıkınca, bana “günlükler geliyor!!” diye bir neşe geliyor. An itibari ile Japonya’da seyahatte ve bu soruları taa Japonya’lardan yanıtladığı ve (tam hayal ettiğim gibi) serinin ilk röportajı olduğu için kendisine çok minnettarım…

S: Gezdiğin yerlere, bloguna, çektiğin harika fotolara ve paylaştığın içeriklere hayranım. Ancak seni tanımayanlar için kendini ve gezme/keşfetme tarzından biraz bahsedebilir misin?

C: 21 yaşından beri hayatta en sevdiğim aktivite yalnız seyahat etmek. Ağırlıklı olarak doğası ile öne çıkan rotaları tercih ediyorum – Norveç, Yeni Zelanda, Japonya’nın kimi bölgeleri ve İsviçre gibi. Esas mesleğim avukatlık olmakla birlikte, bir sene önce hem bloguma hem de seyahat yazarlığına daha fazla vakit ayırabilmek için esnek bir çalışma modeline geçtim.

S: Seyahatlerde (veya sonrasında) ne tür aydınlanmalar yaşadın? Hayata dair neleri “farkettin”?

C: Öncelikle iklimin insan karakteri üzerinde daha önce düşündüğümden de çok etki yarattığını farkettim. İspanya’nın güneyine ve Norveç’in kuzeyine peş peşe gittikten sonra mesela; bu kontrastı o kadar derin hissettim ki. Buna ek olarak doğanın hükmünün günlük hayatta da her daim çok daha fazla hissedilebildiği rotalarda insanların çok daha mütevazi olup, Dünya’da kapladıkları yeri abartmadıklarını gördüm.

S: Zamanının ne kadarını seyahate ayırıyorsun? En önemlisi “seyahate çıkma zamanı” hissi ne sıklıkla geliyor?

C: Son bir senedir daha uzun seyahatlere çıkmaya gayret ediyorum. Mesela en az üç haftalık gibi. Öyle olunca da seyahatler arası hem hazırlık süreci, hem de gitmiş olduğum rotayı dönüşte de daha iyi sindirebilmek için en az 2-3 aylık aralar koymaya çalışıyorum.

S: Şehir ve doğa seyahatlerinde günlük bir rutinin var mıdır? İkisini de ayrı ayrı anlatabilir misin?

C: Şehirlere gittiğimde eşyalarımı otele bırakır bırakmaz, hiçbir rotaya bağlı kalmadan yürümeye çalışıyorum. Bu benim için şehirle kimyamın tutup tutmayacağı konusunda bir test. Sonrasını ise şehrin genel olarak ana bölgelerini yürümeye ayırıp; sonraki günlerde hangi bölge daha çok ilgimi çektiyse onlara ağırlık veren bir rota çıkarıyorum.

Doğa seyahatlerinde ise rotaya göre çok değişkenlik gösterebiliyor. Şu anda Japonya’da trekking ağırlıklı bir seyahatteyim mesela. Gün oldukça erken başlıyor, akşam 5-6 gibi ise rota bitmiş ve otele dönmüş oluyorum. Uzunca bir seyahat olduğu için, 3-4 günlük trekking periyodları sonrası bir iki gün şehirde geçirmeye çalışıyorum. Hem ihtiyaçlarımı gidermek hem de yeni rotalar için dinlenmek amacıyla.

S: Seyahate dair ritüllerin var mıdır? Öncesi şunu yaparım, sırasında şöyle yaparım, bittikten şu kadar gün sonra sindirir ve yazarım.. vb? Ve bu süreçlerden (öncesi/sırası/sonrası) favorin hangisi? 

C: Seyahatler öncesi o bölgede çekilen tüm filmleri izlemeye çalışırım. Fotoğrafa ilgi duyduğum için bu görsel ilhamdan çok faydalanıyorum. Seyahat esnasında ise muhakkak o bölge ile ilgili yazı denemeleri ya da bölgehikayelerini aktaran kitapları okumaya çalışıyorum. Hem beni seyahate ilişkin daha heyecanlı kılıyor, hem de kitapta geçen mekanları küçük rota değişiklikleri ile ziyaret etme imkanım da oluyor.

Seyahatle ilgili yazıları ise döndükten en erken iki hafta sonra yazmaya çalışıyorum. Tüm seyahat bitip, seyahate kendi ülkemden bakınca; başından sonuna tüm rotayı daha anlamlı bir çerçeveye oturtmak mümkün olur diye düşünüyorum. Seyahatlerdeyken ise hem kendime hem de o bölgeye gideceklere not olması açısından bloguma her gün ne yaptığıma ilişkin bilgi verdiğim bir seyahat günlükleri köşesi var.

Kısa kısa

..sorularla Burcu’yu biraz daha tanımak için:

  • En iyi seyahat arkadaşın: Fotoğraf makinem
  • Yeni bir ülkeye gidince ilk iş ne yaparsın: Yürürüm
  • Yemeklerini en çok sevdiğin 3 ülke: Vietnam, Tayland ve İspanya
  • Bıkmadan defalarca gidebileceğin 3 ülke: Norveç, Japonya ve İsviçre
  • Ruh ikinizin şehir ve ülke: Sidney şehri (Avustralya) ve ülke olarak Norveç.

Eminim röportajı okurken, daha fazlasını isteyip bir noktada bizzarrejourneys.com’a, Burcu’nun instagramına tıkladınız. Ancak henüz tıklamayanlar ve takibe almayanlar için linkleri aşağıya bırakayım. =)

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

2 Comments

  1. Şubat 26, 2018 / 5:59 am

    Harika bir yazı olmuş, devamını keyifle bekliyoruz! ?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bumerang - Yazarkafe