24 Saatlik Glasgow Gezi Rehberi

1
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

Glasgow Üniversitesi çevresindeki Kelvingrove Sanat Müzesi – yerellerin takma adı ile “Hogwarts” 🙂

İskoç komedyen Billy Conolly, Glasgow şehri için şöyle der: “Glasgow hakkında en harika şey şudur: Eğer nükleer saldırı olursa sonrasında da aynen şimdiki gibi gözükür.” Ben de her sene Edinburgh’ya gidip kaçmak olmaz deyip geçen Kasım ayında sonunda Glasgow’a gittim. Çok kısıtlı zamanım vardı (1.5 gün) ancak şehri ana hatları ile gördüm. Komedyenimiz haklı, şehir çok gri ve İskoçya’nın en karanlık yağmur bulutları her daim üzerinde gibi. Burada güneş, sanki yüz yıllardır görülmemiş bir mucize gibi. Ancak şehrin dış görünüşünü bir kenara bırakırsak komedyen haksız. Çünkü Glasgow’un dünya harikası insanları (nam-ı değer “Glaswegian“lar), İskoçya’nın en harika aksanı, sürekli yağan yağmurlarla çoşan yeşilin 50 tonu doğası, Harry Potter serilerinden fırlamış kadar fantastik mimarisi, lezzetli pub yemekleri & İskoç viskileri ve gez gez bitmez (çoğu ücretsiz!) müzeleri var.

Londra’da süper erken kalktığım bir Salı sabahında, devasa ama yarısı boş (alacağım viskiler için 😉 ) bavulumla trene atladım. Harika doğa manzaralarını izleyerek ve beş buçuk saat sonra Glasgow Tren garındaydım. Bavulumu otel odama fırlattığım gibi koşarak ilk City Bus’a yetişdim ve şehri gezmeye başladım. Otobüste hayatımda ilk defa üst katın en önünü kaptım ancak mutluluğum 5 dakika bile sürmeyecekti. Yağan sağanaktan zor kaçıp alt kara rehberimize yakın oturdum. Rehberin dünyalar tatlısı Glaswegian aksanından başladım şehri öğrenmeye.. Öğrendiklerimi de sizler için 24 Saatlik Glasgow Gezi Rehberi notları haline getirdim. Başlıyoruz..

ps: tüm liste (offline olarak çalışacak şekilde de) trip advisor uygulamasında benim adımda var. paylaşmamı isterseniz mutlaka yorum bırakın.

Kelvingrove Müzesi ve Parkı  / 1 – 2 Saat

Şehrin merkezinden toplu taşıma ile 10 dakika uzaklıktaki Kelvingrove Sanat Müzesi tüm Glasgow gezi listelerinde bir numarada. Buraya otobüs ve metro ile çok rahat ulaşabilirsiniz. Girişi Glasgow’daki hemen hemen her müzede olduğu gibi ücretsiz! 🙂 Müzede Glasgow sınırlarında eski çağlardan günümüze yaşayan pek çok sanatçının eserleri var. Ayrıca yıl boyunca değişen sergiler de var. Yerlerde ahşap parkeler üzerinde yatan yuvarlanan Glaswegian bebeler göreceksiniz, onları sevin. 🙂

Kelvingrove Parkı & Glasgow Üniversitesi Kampüsü / 1 Saat 

Kelvingrove’dan çıktığınız gibi hemen sağda yerellerin “Hogwarts” (Harry Potter serisindeki büyücülük okulu) dediği mimarisi ile ünlü Glasgow Üniversitesi var. Burada nehir üzerindeki köprülerde gezmek, bahçedeki çimlerde yürümek ve binanın açık kısımlarında dolaşmak serbest. Ben Asyalı öğrencilerin sayıca fazlalığını gözlemleyip şaşırmıştım. Bir de kampüsün parkındaki heykellerin hepsinin ayrı hikayeleri var ve en ünlüsü Savaş & Barış heykeli.

Hem müzenin hem de parkın bulunduğu West End Bölgesi, şehrin en bohem ve öğrenci nüfusunun domine ettiği bölgesi. Buradaki Tennent’s Bar hakkında da ufak bir hikaye paylaşmak isterim. Zamanında Glasgow’da barlara kadınlar kabul edilmiyormuş. Sonunda kabul edilmeye başlanınca kadınları almamak için en çok direnen bar burası olmuş. En sonunda kadınlar şehirdeki tüm barlara girebilir hale gelmişler, Tennent’s hariç. Üniversite öğrencileri kadınlar da kendilerini günlerce bara kelepçeleyip gitmeyerek kadınları dışlayan son kaleyi de düşürmüşler! 🙂

Riverside Müzesi / 1 Saat 

Ulaşıma dair her şeyin ama her şeyin (Elton John’un botları dahil – “çünkü botuyla yürüyor” mantığı) sergilendiği ve girişi ücretsiz bir müze burası. Glasgow’da almış yürümüş olan deniz ulaşımı ve gemicilik konusunda meraklıların bayılacağı bir mekan. Hemen yakınlardaki tersane de gezilebiliyor.

Aşırı yoğun çocuk popülasyonu ve konuya alakam olmadığı için ben bu müzeyi ektim dostlar. Siz benim gibi yapmayın, gezin. Olur mu?

Glasgow Bilim Merkezi & Glasgow Kulesi / 1-2 Saat

görsel: wikipedi

Devasa bir salyangoza benzeyen Glasgow Bilim Merkezi girişi ücretli olan nadir yerlerden. Ancak içeride 3 farklı katta sergiler, planetaryum ve de IMAX sinema var. Ayrıca burda geçirdiğiniz süreyi uzatmak isterseniz güzel de bir cafesi var. Bilim merkezindeki aktiviteleri şu linkten takip edebilirsiniz. Çocuklarla gidecekseniz mutlaka gidin derim. Zira ben çok sevdim, kesin çocuklar da sever. 🙂 Tek olumsuz eleştirim biraz(cık) yorgun ve eskimiş gibi olan bölümler var. Ufak bir tadilat mı geçirse?

Glasgow Kulesi, İskoçya’nın en uzun binası ünvanına sahip. Kuleye giriş ücreti 10.5 pound.

SSE Hydro Binası / 15 Dakika

SSE Hydro binası aslında tam 12 bin kişilik harika bir konser salonu. 2013 yılında Rod Steward konseri ile açılmış. Bu arada Glasgow, İskoçya’nın en müzik sever ve en çok konserin yer aldığı şehirlerinden biri. Hatta ilk duyduğumda inanamadım ama Edinburgh’dan bile konser için gelenler oluyormuş. O nedenle buraya ziyaretinizi planlayınca mutlaka kimlerin konserleri var takip edin.

Bu binanın dış panellerini NASA tasarlamış. Görünüşünden belli zaten, uzaylılar gelip Glasgow’a minik bir üs açmışlar gibi duruyor. Bu paneller (şehirde sıfıra yakın olan) Güneş ışıklarını en iyi şekilde enerjiye dönüştürüp kullanacak şekilde tasarlanmış.

Glasgow Botanic Gardens / 1 – 2 saat

Biraz da doğa ile baş başa kalıp huzur isterim derseniz istikamet Glasgow Botanik bahçeleri. Gerçekten de çok güzel gözüken devasa bir cam sera ile sizi karşılıyor ve devamında türlü türlü gezilecek bahçelerle genişliyor bu mekan.Botanik bahçelere ek olarak Nisan-Eylül arasında açık bir çay salonu (tea room) var. Benim gittiğim Kasım ayında kapalıydı.

Online bilet almak için web sitesi tık tık.

İhtişamlı Glasgow Tren Garı / 15 dakika

Şehrin merkezinde yer alan tren garına şöyle bir bakmadan olmaz. Bir şehrin tarihini ve insanların nasıl yaşadıklarını en iyi tren garları yansıtıyor bence. Yukarıdaki fotoda gördüğünüz üzerinde tren garı yazan köprünün altındaki alana “Highland Men’s Umbrella” (Highland’li erkeklerin şemsiyesi) adı verilirmiş. Çünkü burada günlük işler bulmak için bekleyen ve yağmurdan sığınan Highland bölgeli erkekler olurmuş.

Buchanan Caddesinde Gezinti / 30 dakika

Buchanan Caddesi şehrin merkezinin merkezi sayılan hafif yukarı doğu eğimli bir cadde. Araç trafiğine kapalı ve iki yanda harika mimariye sahip binalar ve pek çok markanın mağazaları var. Gezinmek ve biraz alışveriş yapmak için ideal. “Hazır İskoçya’ya kadar gelmişken koyun yününden tartan desenli birşeyler alayım” diyorsanız tam yerindesiniz. Bir de Cuma veya hafta sonu denk gelirseniz İskoç müzikleri yapan harika gruplar oluyor.

Glasgow Modern Sanat Müzesi / 40 dakika

Buchanan Caddesi bitiminde yer alan bu müzenin önündeki atlı heykelin kafasında 7/24 bir trafik konisi göreceksiniz, şaşırmayın. 🙂 Artık Glaswegiean’lar vandalize mi ediyor yoksa modern sanat konusunda gider mi yapılıyor bilemedim ama çok sevdim! Bu müzeye de giriş ücretsiz ve çoğunlukla İskoç sanatçılardan modern sanat eserleri var. Derli toplu bir müze olduğu için çok hızlıca geziliyor.

Glasgow Royal Concert Hall / 30 Dakika

Klasik müzik seviyorsanız burada mutlaka akşam konseri kovalayın. Yok ben sadece mimarisine bakmak istiyorum derseniz gün içinde açık olduğu saatlerde hızlıca gezebilirsiniz. Biz gittiğimizde rehberli tur yoktu. Bir de ufak dedikodu: Bina akustik açıdan mükemmel olması için yıllarca büyük özenle tasarlanmış. Bina mükemmel olmuş ama altından geçen metro hattı unutulmuş!!!

Bir de Glasgow müzik şehri demiştik. Haftanın bazı günleri yürüyerek müzik üzerine konuşulan ve ilgili yerler gezilen turlar oluyor. Turları şuradan takip edebilirsiniz.

Publarda Bira & Viski İçmece / 1 saat – 

Aslında orta Avrupa’dan çıkıp kuzeye İngiltere ve İrlanda’ya çekilen Kelt kültürünün izlerini İskoçya’da bol bol bulabilirsiniz. Kendi konuştukları Galler dili gerçekten de İngilizceden bağımsız çok farklı bir dil. Bu kadar gezip dolaşmanın üstüne “hayat suyu” (water of life) yani İskoç viskisi için bir Kelt pub’ına veya İskoç pub’ına gitmeyi hak ettik. 🙂

Benim önerim “en uzun bar” ünvanına sahip – gerçektende pub’ın bar kısmı tüm binayı çevreliyor The Horse Shoe.

Bazı Eğlenceli Bilgiler

  • Glaswegian dostlarımız aksanı bence harika. Aşağıda çektiğim videodan bizim rehberinkine bir bakın derim.
  • Glaswegian’lar kiliseleri dönüştürüp gece kulübü, galeri veya restoran yapmayı çok seviyorlar. Tam benlikler. 😀
  • Sauchiehall Caddesi” adı İngilizcedeki soccer (futbol) ve whore (para karşılığı seks yapan kadın) kelimelerinin birleşiminden oluşmuş. O nedenle bu isim, Glaswegian dostlarımıza hem komik hem de utandırıcı geliyormuş. Viktöryen dönemde şehrin 2. büyük caddesi olmasına karşın kimseler adını anmak istemezmiş. 🙂

  • Gemicilik alanında uzmanlaşan Glasgow’da tersanelerden artan malzemeleri değerlendirerek ultrason teknolojisini ilerletmişler!
  • Vergi avantajından dolayı pek çok şirketin arama merkezleri (call center) Glasgow’da. Bizim rehber “aksanımızı çok seksi buluyorlar” diye açıkladı bu durumu. Bence haklı. 🙂

Şimdi söz sizde..Glasgow’u sevdik mi? Gitmeyi düşünür müsünüz? Gidenlerin önerileri nelerdir? Mutlaka yorum bırakın. 

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

2 Comments

  1. Mart 12, 2017 / 5:09 pm

    Yine insanın içini seyahat iştahı ile dolduran bir yazı! Teşekkürler Zeynep:)

    • zeynepcansoylu
      Mart 12, 2017 / 5:14 pm

      çok teşekkür ederim canım 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir