İLHAM VEREN KADINLAR SERİSİ – BAHAR AKINCI

0
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

İlham veren kadınlar serisinin 27. haftasından herkese selamlar & sevgiler. Her hafta bolca ilham veren, farklı hayatlar mümkün dedirten gezgin kadınlar ile röportajlara tam gaz devam. Bu haftaki ilham perimiz Bahar Akıncı.  Gazeteci, gezgin, yazar, ilham perisi, TV programcısı, İtalya-sever Bahar Akıncı röportajı için kemerlerinizi bağlayın. Haydi o zaman kalkışa geçip Bahar Akıncı ’ın peşine takılıp haftalık ilham dozumuzu alıyoruz bu hafta…

S:Zamanın ne kadarını seyahate ayırırsın? Hayatını planlarken seyahat kaçıncı sıradadır?

C:Seyahat artık benim işim haline geldiği için özellikle son beş senedir hayatımı seyahatlerime göre ayarlıyorum demek daha doğru. Yani birinci sıradadır.

S:Bir seyahat yazarı, TV programcısı yani içerik üreticisi olarak bir günün nasıl geçer?

C:Seyahatte değilsem çıkılacak seyahatleri planlamak ve seyahat yazısı yazarak geçer. Rutin yaptığım işler Hürriyet yazıları, varsa yeni bir çekim planı planlaması, acentelerle yaptığım turların planlamaları, toplantılar ve akşam üzeri toplantılar. Bu aralar akşamüstleri spor yapmaya çalışıyorum. İstanbul’a da taşınalı iki sene olduğu için görmediğim semtleri keşfetmeye çalışıyorum vakit buldukça.

S:İçerik üreticisi ve tur düzenleyen olunca seyahatler nasıl geçer?

C:Çalışarak geçiyor. Üç türlü seyahatim var. İlki TV programı çekimi. Sabahtan akşama kadar nerede nasıl çekimler yapacağımız günler öncesinden belli oluyor. Dışarıdan çok keyifli bir akış gözükse de sahne arkasında çok büyük emek var. Kilolarca kameralarla oradan oraya koşturuyorsunuz. Işığı ayarlamak gerekiyor. Doğru ışık yakalamak gerekiyor. Havanın yağmurlu olmaması gerekiyor. Bir sürü parametre var. Dolayısıyla program çekimlerinde hayatınız çalışarak geçiyor. Ancak akşam sekiz, sekiz buçuk gibi çekim bitiyor. İnanılmaz yorgun halde oluyorusunuz. Geriye yemek yiyip yatacak kadar enerji kalıyor geliyor.

İkinci tür düzenlediğim turlar. Eğer turlardan birindeysem her şey çok önceden belli oluyor. Tüm misafirlerle birlikte uçağa binip gidiyoruz ve gün gün saat saat rehberimizle birlikte neler yapacağımız belli oluyor. Ben gene tam zamanlı çalışıyor oluyorum.

En sevdiğim seyahat ise üçüncü tür: Türkiye’de arabayla yaptığım seyahatler. O zaman spontane davranabiliyorum ve vakit bana ait. Ahşap bir tabelanın peşine takılıp bambaşka yerlere gidebilirim. Karadeniz veya Ege rotası yapıyorsam tamamen biraz keyfekeder, insanlarla konuşarak, çekim yaparak, onların hayatları ile ilgili enstantaneler yakalayarak geçiyor. Arabayla yaptığım Türkiye seyahatlerini çok seviyorum.

S:Peki Türkiye demişken.. Mutlaka görün diyeceğin yerler nelerdir?

C:Ben Türkiye’nin tüm bölgelerini çok seviyorum. Mardin benim en sevdiğim şehirlerin başında gelir. İstanbul’u çok seviyorum. Dört bir tarafını ve yakın yerleri çok seviyorum. Trakya’yı çok çok seviyorum. Sonbahar ve ilkbaharda Trakya bağ rotası yapmayı çok seviyorum. Harika bir doğa var Trakya’da.. Keşand’da, Eceabat’ta , Çanakkale’de.. Ege rotasını da çok seviyorum. Kuzey Ege özellikle benim favorim. Tüm bunlar ve tabii ki Karadeniz ve yaylalar. Rize’den, Çamlıhemşin’den başlayıp Artvin’e kadar uzanan tüm o bölge.. Bunlar benim Türkiye’deki favori adreslerim.

View this post on Instagram

Günaydınnnn 🍀 #Karadeniz ile ilgili sizden en çok gelen soruların başında şu ikisi geldi: 🔹 Ne giyeceğiz? 🔹 Ne yiyeceğiz? Yediğim içtiğim bir sonraki videoda dursun, ne giydiğimden başlayayım. 🍃🍃🍃 Hayatında yayla görmemiş İzmirliler, sıcaktan kavrulan Denizli, Adana, İçel, Tokat, Çanakkaleliler; her şey benim istediğim gibi olsun, hemen olsun, şimdi olsuncu İstanbullular; Karadeniz’e giderken ilk işiniz valize ince bir elyaf KAR montu atmak olsun. Bu, duruma göre kalınca bir polar da olabilir. Karadeniz şakaya gelmez. 🍃🍃🍃 Tabii eğer yaylada geceleyecekseniz! Çünkü Karadeniz yaylası bu, en alçağı 1600 metreden başlıyor; gece canı istiyor 7 dereceye iniyor Ağustos ortası. 🌿🌿🌿 Yaylada konaklamayıp aşağı köy ya da kasabalarda (Hemşin, Ardeşen, Şenyuva gibi) konaklayacaksanız gündüz için tişört, rahat pantolonlar ve ince ceketler yeterli. 🌱🌱🌱 Çamura bulanmaya razı bir çift spor ayakkabı hatta daha iyisi plastik yağmur çizmesi şart. 🌱🍃🍃 Yağmurluk şart. Şemsiye boşuna taşımayın hiç bir işe yaramıyor zaten şemsiye açan turist bile görmedim yaylalarda. Islanmak güzeldir. 🌱🍃🌿 Yaylada kalacaksanız çıkmadan kalacağınız pansiyon sahiplerine bir ihtiyaçları var mı diye sormayı unutmayın; siz de abur cuburunuzu çantanıza stoklayın; yaylalarda market vs yok! 🌱🌱🌱 Son olarak; yanında mobil şarj, el feneri, sinek kovucu ve o sessizlikte dalıp dalıp gideceğiniz ya bir sevgili, ya bir kitap ya iyi bir müzik playlist’i ya da çok iyi anlaştığınız dostlarınız mutlaka bulunsun. 🍃🍃🍃 Video İÇİN sevgili @rahsangulsan Ve ekibine çok teşekkürler @nissanturkiye #nissanrotaları #Baharakincikaradeniz

A post shared by BAHAR AKINCI (@baharakinci) on

S:Peki İtalya aşkı, İtalyan yaşam tarzı ile gönül ilişkin nasıl başladı?

C:Şöyle başladı. 2011 yılında kurumsal hayattan istifa ettim. Reklamcıydım. Bir biletim vardı ve altı günüm vardı Amalfi’de bir pansiyonda. Amalfi’ye gittim ve orada çok tesadüfen bir mağazada (sonradan arkadaşım olacak) bir Türk ile tanıştım. Altı günlük maceram altı aya uzadı. O arkadaşım sayesinde bir fotoğraf galerisinde bir iş buldum. Fotoğraf galerisinde her gün saat 17:00 – 23:00 arası gelen Amerikalı turistlere o hafta hangi sergi varsa sergiyi anlatıp fotoğraf sattım. Dolayısıyla oradan kazandığım para ile Türkiye’ye bir giriş çıkıp yaptım. Devamında da 3.5 – 4 ay kadar sırt çantası ile İtalya’yı gezdim. Aslında İtalya aşkı böyle başladı.

Şu anda da devam ediyor. İtalya’ya çok sık gidiyorum. İtalya öyle bir ülke ki, Türkiye gibi her tarafında keşfedilecek birşeyler var. Her sene farklı bir bölgesinde de gitseniz gene de görmediğiniz bir kısmı oluyor. Çok zengin bir ülke.

S:Seyahat ederken çok farklı kültürlerden ortak özellik diyebileceğiniz neler var?

C: Tabii ki ortak özellikler var. Özellikte hostellerde kaldığım dönemde dünyanın dört bir yanından çok fazla arkadaşım oldu. Tabii ki ilk başta Akdeniz kültürüne sahip ülkelerle çok fazla ortak yanımız var. (hep bildiğimiz gibi İspanyollar, İtalyanlar, Yunanlılar ve Türkler) Bir nebze de güney Fransalılar.

Onun dışında Afrikalıların Türkiye’ye karşı çok sıcak olduğunu söyleyebilirim. Fas gibi yakın coğrafyalardan bahsetmiyorum. Tanzanya, Zanzibar gibi ülkelerde yaşayan insanlarla ortak dil oluşturmak kolay. Hintliler çok sıcak insanlar. Çok seviyorum onları. Hintlilerle anlaşmak çok kolay ve çok daha hayata saf bir pencereden bakıyorlar.

View this post on Instagram

Anlatacak çok şeyim var. İnternetim yok. (1,5 MİLYAR nüfuslu ülkede, kalabalıktan hiç bir hat doğru dürüst çekmiyor, operatörler ne yapsın?) 🙏🏻🙏🏻🙏🏻 Bu fotoğraftan sonra ölü yakma töreni için gadh’ların içine girdik, dilim tutuk. Ben hayatımda meğer hiç bir yeri görmemişim #Varanasi’den önce. 🙏🏻🙏🏻🙏🏻 Anlatacak çok şeyim var ama otele dönünce. Dilim tutuk. Dimağım dumur. Elim ayağım uykusuzluktan; yüzüm gözüm şaşkınlıktan şiş. 🙏🏻🙏🏻🙏🏻 Anlatacak çok şeyim var. Hikayelerim, videolarım, fotoğraflarım var ama önce çori çori Varanasi! 👳🏼‍♀️👳🏽‍♀️👳🏽‍♂️ @sacred7travel #india #hindistan #inanılmazhindistan #baharakincihindistan #india #incredibleindia #baharakincihindistan

A post shared by BAHAR AKINCI (@baharakinci) on

S:Seyahat etmeye çekinenlere korkuları olanlara, bu korkuları aşmaları için neler demek istersin?

C:Öncelikle dil sorunu kafalarından atmaları gerekiyor. Teknoloji o kadar çok ilerledi ki. Bir sürü çeviri aplikasyonu var sesli, yazılı vb. Anında çeviri yapıyorlar. Ayrıca dünyada bir çok insan zaten İngilizce bilmiyor. Asya’da veya Sicilya’da mesela. İngilizce bilmek de bu durumda bir şey ifade etmiyor. Dolayısıyla minimum seviyede, gideceğiniz ülkenin dilinde öğreneceğiniz 10 kelime size o seyahat süresince yeterince yetiyor.

Başınıza çok farklı bir şey gelmediği durumda yeterli. Oteliniz odası başkasına satılsa, uçağı kaçırsanız bile dil bilmeden halledilebilecek çok doğal durumlar ortaya çıkıyor. Ya dil bilen birilerimsize biri yardım ediyor, ya da karşınızdaki sizinle anlaşmaya çalışıyor. Dolayısıyla her şey yoluna giriyor. Genç nesil çok daha avantajlı. Okullardan dil bilerek mezunlar. Özellikle 30 yaş üstü kadın, erkek ve ailelerden bahsediyorum. Bu korkuyu yenmeleri gerekiyor.

İkinci olarak kadınların tek başına seyahat etme korkularını yenmeleri gerekiyor. Hem Türkiye içinde, hem de yurt dışında. Bu korkuyu yenmeye Türkiye’de gezerek yenmeye başlamak mantıklı. Zaten tek başına veya kız arkadaşları ile seyahat eden pek çok insan var. Gene 30 yaş üstü için konuşuyorum. Yalnız seyahatin korku haline gelmemesi gerekiyor.

Genç nesil için de tabii ki maddi korkular olabilir. Doların ve euronun ne kadar arttığı malum. Ucuz bilet kollamalarını öneririm.. ki bunu zaten yapıyorlar. Bu ucuz bileti de para birimi dolar ve euro olmayan ülkelerden almaları iyi olur. Ben şanslı nesildenim 35 yaşındayım ve 1 dolar = 1.3 TL iken seyahat etmeye başladım. Dolayısıyla genç nesil seyahatlerine Asya’dan başlayabilirler. Asya gerçekten en azından yaşanabilecek kadar ucuz bir yer.

View this post on Instagram

Hello dünya 🌍 Günaydın Trakya 🌻 Kalimera Kavala! Dün öğleden sonra başlayan Yunanistan yolculuğumuzun ilk durağına gece 01.00 sularında vardık ve iki şahane şey oldu. ☀️☀️☀️ İlki; İpsala’da Türk gümrüğünü arkamızda bırakıp Yunanistan ile Türkiye sınırını ayıran köprüden geçip Yunan’a geçerken oldu. Bütün belgeler elimde (çok dazla değil hepsini story’de yazdım), az buçuk Yunancamı hazır edip camı açıp görevliye Kalispera dedim. Kendimizi İngilizce ve Yunancaya o kadar şartlamışız ki; adam Türkçe camı aç dedi. (Arka camı kastediyor). Arabada üç kişi birbirimize bakıp “camı aç” ne demek dedik! Adam bir daha yüksek sesle “hanım camı aç camı!!!” deyince anladık ki, Türkçe konuşuyor. Son derece hızlı, komik ve sorunsuz bir şekilde Yunan topraaana giriş yapmış olduk. 🚙🚙🚙 Ama asıl muhteşem hikaye bizi Gümilcine Kavşağında bekliyormuş meğerse. 1 gece önce ısrarla mesaj atan, engelli eğitmeni dünya güzeli @aylaismaill ellerinde hediyesi ile karşıladı bizi. Hiç tanımadığı, sadece instagram’dan takip ettiği birini tam 45 dakika beklemiş. Buluştuk, sarıldık ve bir baktık ki elinde Gümilcine kahvesi, lokum ve bir de harita. Üzerinde karınca duası gibi bir şeyler yazıyor. 🌻🌻🌻 Dedim bu ne? Dedi, sizin rotanız. Üzerine tek tek gitmeniz gereken yerleri yazdım. Hatta plajları, cafeleri, feribotları tek tek arayıp güncel fiyat topladım. 🙏🏻🙏🏻🙏🏻 Ayla Türk olduğu için Yunanistan’da bir türlü atanamayan 4 diplomalı bir öğretmen. Nesillerdir orada yaşıyorlar. Büyük büyük dedesi bile orada doğmuş. Dilerim en kısa sürede atansın, öğrencilerine kavuşsun Gözlerimiz doldu. Sarıldık da sarıldık birbirimize. Çünkü dünyanın en güzel şeyi varmak değil, yolculuk… @nissanturkiye #qashaiyollarda #nissanrotaları #baharakinciyunanistan 📷 @fsn

A post shared by BAHAR AKINCI (@baharakinci) on

S: Tüm dünyadaki ülkeler yok olucak ve kurtarmak için sadece 5ini seçebilirsin deseler.. hangi ülkeleri kurtarırsın?

C: Önce tabii ki de ülkemden başladırdım. Çok seviyorum çünkü ve Türkiye dışında başka yerde yaşamayı şuan için düşünemiyorum. İkincisi İspanya’yı kurtarırdım. Üçüncüsü Tanzanya’yı kurtarırdım. Hindistan’ı kurtarırım. Bir tane kaldı… Herhalde İtalya olurdu o da.

S:Biri sınırsız bir bütçe verse ve sadece bir yıl süre var dese nereleri gezersin?

C: Gitmediğim ülkeler hala var. Mesela Japonya’ya bu sene kısmet olursa gidiyorum. Güney Amerika’da görmediğim ülkeler var. Güney Amerika’dan başlardım gezime. Mesela Porto Rico, Venezuella, Galapagos Adası.. Ordan da Asya ve Afrika’da görmek istediğim yerleri görmek isterdim ve sanırım bir yılım biterdi. 🙂

S:”Burada yaşanır” hissi veren ülkeler ve şehirler hangileridir?

C:Barselona! Barselona! Ben İzmir’de büyüdüğüm için bana İzmir’i hatılatıyor. Daha doğrusu şöyle diyeyim: Barselona İzmir’in görmek istediğim hali gibi. İzmir’i denize girilebilen, daha geniş bulvarları olan, alt yapısı daha iyi görmek isterdim.

S:Soruları hazırlarken içime doğdu. Böyle bir plan var mı bilmiyorum ama seyahat kitabı yazma planı var mıdır?

C:Evet. Suanda görüştüğüm bir yayınevi var. Nasıl bir şey olacak henüz daha şekillenmedi ama kadınlara yola çıkma cesareti verecek bir kitap olsun istiyorum. İlham veren bir kitap olsun istiyorum. İnşallah bu kış başına yetişecek ve hepimiz birlikte göreceğiz! 🙂

Bİ’ TAKIM FAYDALI LİNKLER

Röportajı okurken, aralara serpiştirdiğim linklere dayanamayıp girmeyenler, sabır gösterenler için tüm gerekli linkleri nazikçe aşağıya bırakayım. =)

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bumerang - Yazarkafe