TANIMAN GEREK – GAMZE YALÇIN RÖPORTAJ

3
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

Mini bir dünya kadın sokak sanatçısı turundan sonra (buradan okuyabilirsiniz) en güzel kısma geldik; Gamze Yalçın Röportaj ‘ı! Eminim Serdar-ı Ekrem sokağa çizdiği güzel ve kırılgan kadın eskizini gördün. Veya Karaköy’dekilerden birini. Veya duvarlarına mural yaptığı mekanlardan birinde bulundun. Şimdi Gamze’yi yakından tanıma zamanı..

Bize kısaca kendini tanıtabilir misin?

2010 MSÜ İç Mimarlık mezunuyum. Mezun olur olmaz Filipinler’da altı aylık bir uluslararası yardım projesine katıldım.  Çöplük bölgesinde yaşayan halk için ev inşası projesiydi. O süreçte çok farklı deneyimler edindim, ilham aldığım kanallar değişti. Tam da mezun olur olmaz gitmem de çok iyi denk geldi. Tüm kanallarım açıkken gittim. Orada yazdığım yazılar ve çizimlerde bir anda ilüstrasyona yönelen bir tarafımı keşfettim.

İlk duvar resmimi Filipinler’deki çöplük bölgesindeki bir ana okulunun duvarlarına yaptım. Bu, benim için hep ilham verici bir noktadır yaptığım işlerde. Sonrasında da döndüğümde “Ben iç mimarlık değil, duvar resmi yapacağım!” dedim.

İç mekanlara duvar resmi konseptleri, iç mekanlara, zemine, tavanlara derken şu anda sokağa doğru akan dolup taşan bir enerjiye dönüştü. 🙂

Şimdi sokaklarda daha geniş ölçeklerde duvarlara dönüşüyor. Bu da benim için bambaşka bir dünyaya açılan çok büyük bir ilham.

Kendi yaptığın sokak sanatını nasıl tanımlarsın?

Şimdiye kadar sokakta yaptığım işlerin hepsi çok spontane gelişti. O anda elimde marker, çantamda boya varken arkadaşlarımı durdurup “ben burada birşey çizeceğim” diye çizdiğim, planlanmamış, tamamen eskiz tadında işler. Planlanmadıkları için onların keyfi çok ayrı oldu. Gece yarısı bir anda marker ile yaptığım işler.

Ama bundan sonra daha fazla konsept geliştirip, söylemleri olan işler üzerine çalışmak istiyorum.

Ayrıca buna ek olarak workshoplar düzenleyip katılımcılarla sokakta boyadığımız işler oldu.

Sokak Sanatı projeleri yapmaya nasıl karar verdin? Hangi aşamalardan geçtin?

İlk çizimimi Serdar-ı Ekrem’deki sarı duvar üzerine yaptım. Çünkü zemin çok güzeldi ve “gel beni boya” diyordu. Ben de kendimi tutamayıp bir anda çizdim. Daha sonra mekanın sahipleri de insanların çok sevdiklerini söyleyip teşekkür ettiler.

İstanbul gri duvarları ile hep beni rahatsız ettiği için iç mimarı kurguya ve kendime bir baş kaldırış olarak sokak sanatına başladım. İstanbul’a binalar, mekanlar kuruyoruz ama şehre binaları yerleştirirken şehre yeni bir soluk katıyor muyuz diye düşündüm. Sokaklara ufacık bir renk darbesinin bile hayat verdiğini düşündüğüm için sokak sanatı projelerine başladım. Sokak sanatımı gören insanların mutlu olmaları ve sokak sanatını kabul etme biçimleri beni çok etkiliyor. Böyle durumları gözlemlediğimde kendi kendime daha çok çizmeliyim diyorum. Önemli olan sokaktaki insana birşeyi armağan edebilme mutluluğu. Ve ben sokak sanatımı armağan etmiş oluyorum.

Sokak sanatçısı olarak vermek istediğin mesaj nedir? Asıl derdin nedir?

Kendimi daha çok illüstrasyon ve müralist arasında tanımladığım için, yaptığım işlerin sokağa yansımasını istiyorum. Şu anda duygular ve iletimi üzerine çalıştığım bir sergi konseptim var. Duygular ve yansımaları üzerine araştırmalar yapıyorum. Sokaklarda da bu konular üzerine denemeler yapıyor olacağım. Sokak benim eskiz alanım gibi. Sokakta eskiz yapıp çizimlerimi duvarlarıma taşıdığımda; aldığım tepkiler, ay ışığı veya sokaktaki gürültü gibi elementler bana beklenmedik şekillerde ilham verebiliyor.

Özellikle hem sokak sanatçıcı hem de  iç mimar olarak “sokak” kelimesi senin için ne ifade eder?

Hep bellediğimiz yerleşim yerleri dışında (evler, mekanlar) sokak bizim için “boşluktaki alan” tanımınına giriyor. İnsanlar olarak sokakta hep beraber varoluyoruz. Bütünlük ve insanlar arasındaki iletişim kurma mekanı. Aslında ne varsa sokakta; sanat, müzik, aşk.. Özetle hepimizin ortak birleşim alanı.

Sokak bana her zaman ilham verir. İtalya’dan bir sokak, İstabul’un kaotik ama ilham verici sokakları gibi.

Favori sokakların var mıdır?

Moda tarafında bana çok huzur veren sokaklar var; bahçeli evleri ve sessizliği ile. Serdar-ı Ekrem’in dokusu, tarihi hissi ve binaları beni çok etkiliyor.

Bazen kendi kendime İstanbul’da doğup büyümeme rağmen hala keşfetmediğim ne çok sokak var diyorum.

Ulaşmak istediğin en büyük hayalin nedir?

Duvar resmi planladığımız bir sokak için çılgın bir hayalim var. O sokağı tamamen boyamak! Binaları, duvarları, kaldırımları, her yeri! Ve sokağa yaptığım işten ilhamla bir isim vermek.

Bence böyle sokaklar olmalı istiyorum. (kocaman gülümsüyor)

Nelerden ilham alırsın? Yaratıcı fikirler nerelerden gelir?

Bu aralar anlık ve sürpriz şeylerden ilham alıyorum. Hiç farkında olmadan dinlediğim bir müzikten, izlediğim bir filmden, hatta bir insanın duruşundan. Daha güncel olan ve bu ana ait olan şeyleri fark etmeye başladım yakın zamanda.

Bazen seyahatlere, yepyeni bir başlangıca yani büyük şeylere anlamlar yüklüyoruz. Aslında herşey anı farkederek yaşamanın keyfinde. Yani bu anımı nasıl yaşayıp tadını çıkarıyorsam bana büyük bir enerjiyle dönmüş oluyor. Artık daha gündelik şeylerin mutluluğunun ve ne kadar özel olduğunun farkına vardım.

Biraz örnek verir misin?

Mesela tesadüfen tanıştığınız bir insan size birşeyler anlatıyor ve o anda bambaşka bir boyutla bunu sergi projesine bile dönüştürebilecek ilham veriyor. Çok fazla araştırıp, çok fazla bir yerlere gitmeye gerek yokmuş aslında. Biz sanatçılar hep büyük şeyler, büyük sıçrayışlar bekliyoruz. Aslında herşey bu anda. Aşk gibi, müzik gibi, içtiğimiz kahve gibi.. Artık bu andan çok daha yoğun ilham alabiliyorum.

Gerçekten iyi bir sokak sanatçıcı tüm şehri tuval gibi görürmüş. Sen hem çok iyi bir sokak sanatçısısın hem de şehir plancısısın. Çalışmalarını yaptığın/ yapmayı planladığın en yaratıcı yer neresidir?

Bildiğin gibi Atölyem Sumahan’da.  O nedenle Suma Beach için birşeyler düşünüyorum. Suma Beach’te kumun üzerinde heykelsi ve çok yeni uzlam yaratma kaygıları ile birşeyler düşünüyorum. Deniz kıyısında, Kilyos’ta, kumun içinde ve çok geniş bir alan olması bana çok ilham veriyor. Orada yapabileceklerim çok sınırsız. Kendi duvarını kendin yarat ve boya şeklinde 🙂

Bize “Ya Banksy kadınsa?” gibi ufkumuzu genişletecek, bakış açımızı değiştirecek ve ilham verecek bir şey söyleyebilir misin street art’la ilgili?

Sokak sanatı için duvar boyamanın dışında daha kütlesel daha üç boyutlu neler katılabilir diye kafa yoruyorum. Sadece duvarlara değil de trafik aydınlatmalarına ya da bambaşka objelere de bakılabilir. Ya da bir ağaca ipler sarıp örgü yapılabilir. Aslında yapılabilecek o kadar çok şey var ki..

Sokağı daha yaşanılabilir hale getirmek için daha çok sanat katılacak, duvar dışında başka katmanlar olduğunu düşünüyorum. 

Polisle başın belaya girdi mi? Kadın olmanın yardımı dokundu mu?

Açıkçası hiç girmedi. Türkiye’den de bir çok sokak sanatçısı ile konuştuğumda polislerin onlara “Yapın, ne olacak!” dediklerini duydum. (gülüyor)

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir