Sonsuz ve Hedefsiz Yolculuk: Yoga Eğitmenliği Eğitimi

0
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

Sonuç odaklı, tez canlı, gerçekçi ve bazen ileri derecede sarkastik kişiliğimle taban tabana zıt olan sonu ve hedef(ler)i olmayan yoga yolculuğum 2015 yılı sonlarında başladı. Youtube’da gezinirken 30 günlük bir “yoga challange” görüp denemek için başladım. Açıkçası o zamana kadar pilatesinden fitnessına crossfitine zumbasına kadar pek çok spor denemiş ama dikiş tutturamamıştım. Yeni yıl gelmeden düzenli yapacağım bir spor arayışındaydım. Yoga da bir denemeydi benim için; mat bile almamıştım o derece.

30 günlük programın 3. gününde çeşitli duruşlar yapıp, nefes alış verişimi hareketlere göre ayarlarken çok değişik şeyler hissettim. İsimlerini yeni öğrendiğim ve o zamanlar vücudumu oldukça zorlayan pozlara girmek için bir gözüm bilgisayar ekranında, diğeri kendi üzerimde, aklım doğru nefes alıp vermekte, vücudum esneyip alan yaratmakta derken.. Yoga pratiği boyunca çok derin odaklandığımı, o andan, pozlardan ve nefes alıp vermekten başka bir şey düşünmediğimi farkettim. Yani o zamanlar sorsanız “pamuk gibi oluyorum” minvalinde bir şeyler derdim. 🙂

Yoganın mutluluk veren, hatta “kafa yapan” fiziksel etkileri üzerine kısa bir meditasyonla kapanan online dersler bitince huzur yüklü bi’ bulut gibi hissediyordum. Çok kısa sürede hiç beklemediğim kadar çok aşık olmuştum. Bazen günde iki veya üç defa 40 dakika üzeri pratikler yapma, pozların isimlerini ezberleme, henüz yapamadığım pozları inatla deneme derken… baya baya kaptırmıştım kendimi. Yoga matını o kadar “kişisel alanım” olarak benimsemiştim ki yoga yapmadığım zamanlarda da üzerinde bağdaş kurup bilgisayarımı yoga bloklarına yerleştirip çalışıyordum. Düzenli yapacağım spor arayışım beni hayallerimin ötesinde harika bir şey olan ve bana çok iyi gelen yogaya getirmişti. Çok şanslıydım.

“Öğrenci hazır olduğunda öğretmen belirir” inanışı, yogaya aşık olmamdan çok kısa süre sonra gerçek oldu. Yoga eğitmeni ve aynı zamanda arkadaşım olan Başak, duruşların temellerini ve hizalanmayı doğru öğrenmem için bana dersler verdi. Aşağı bakan köpek pozunda ilk defa omuzları sıkıştırmadan sırtımı düzleştirmeyi onun anlatımı ve yönlendirmeleri ile gerçekleştirdiğim ilk anı hiç unutmuyorum. Dünyalar benim olmuştu. 🙂 O an sanki kimselerin bilmediği kadim bir sırrı kulağıma fısıldamışlardı!

Hayat ve zaman hızla akarken, her şey değişirken ailem, arkadaşlarım, seyahat sevgim ve düzenli yoga alışkanlığım sabit kaldılar. 2016 yılı başından beri düzenli tuttuğum 5 yıllık bir günlüğüm var. O günlükte en sık kullandığım kelimelerden biri yoga olunca iyice öğrenip derinleşmeye karar verdim. Buraya kadar her şey güzelce gidiyordu ama sizlere henüz söylemediğim bir sorun vardı. Dın dın dın!! Ben insan içinde, kalabalık grup halinde yoga yapmayı hiç sevmiyordum. Kendime özel “alan” belirlediğim yogayı yalnız yapmak bana normal gelen şeydi. Bu tuhaf gelebilecek durumum yüzünden yoga eğitmenliği eğitimine başlama konusunu sürekli erteliyordum.

Sonra bir kaç yoga stüdyosunda eğitmenlik tanışma toplantılarına gittim. Bu deneyimler benim için 10 üstünden -5 puanla sonuçlandı. Genelleme yapmak yanlış ama benim gibi gerçekçi bir yapınız varsa yogayla ilgilenen BAZI eğitmenlerle kaliteli iletişim kurma ihtimali düşük. Ya da bana böyle kişiler denk geldi. Eğitmenlik için gittiğim bir tanışma dersinde “odada bulunanların 1/3’ini eleyeceğim nihohoh” diyen bir eğitmen görüp arkama bakmadan kaçmıştım. Başka bir stüdyoda “Shiva’nın* tokadını yiyeceksiniz!!1!!” (*hint felsefesinde savaş tanrısı) diyen bir eğitmen vardı. Galiba asla yoga eğitmenliği eğitimi almayacağım diye düşünürken gene Başak’ın yönlendirmesiyle Githa Yoga Stüdyosu ile tanıştım.

Eğitime katılmadan önce bir derse katılıp etrafı gözlemledim ve burayı çok sevdim. Kocaman yoga salonları, arka bahçesi, eğitmenlerin enerjisi ve açıklayamadığım nedenlerden güvende hissettim. Başak “eğitime gel, sen yaparsın” deyince eğitimi kim veriyor nasıl biridir diye sorgulamadan başladım. Bu arada hayatımın iş, blog, udemy projelerim, özel işlerim vb anlamında en yoğun dönemindeydim. Ama bir şey “doğru” hissedince doğru olduğunu biliyorsun ve oluyor.

Eğitimin ilk buluşmasında gripten yerlerde sürünerek gittim. Eğitmenimiz Mey Elbi‘ye karşı ilk görüşte yoga eğitmenine aşık olma hisleri yaşıyordum. (tabii ki de dersten çıktığım gibi Mey’i google’ladım ve her mecradan takibe aldım) İkinci günkü yoga pratiğinden sonra bir haftadır tıkalı burnum açılmıştı. Ödevleri yapmak, kobaylarım olacak arkadaşlarıma yoga dersleri vermek ve sonsuza kadar yoga öğrencisi olmak için heves doluydum. Bir de ilk gün eğitim için kitap vb şeyler verilen Githa Yoga bez çantamda bir adet Çin şans kurabiyesi vardı. (hemen yedim çünkü #ilovekarbonhidrats) İçinden çıkan falımda “bazen sadece nefes almak gerekir” yazıyordu. Yoga eğitmenliği yolculuğumda ne zaman zorlansam ve endişelensem böyle yapmaya karar verdim!

An itibari ile eğitimin ilk iki ayını geride bıraktık. Önümüzde dört aylık daha eğitim ve Eylül ayında inziva var. (merak edenler için eğitim programı linki: tık tık) Bu arada yazıyı sponsorlu içerik sananlar varsa açıklık getirmek isterim programın ücretini ödeyip yoga eğitmenliği eğitimine gidiyorum. Yani sevdiğimden, memnun kaldığımdan ve merak edenler için süreci anlatmak için yazıyorum. Reklam değil. 🙂

“Yoga eğitmenliği eğitimi nasıldır?” derseniz sıradan bir eğitim günü bir buçuk- iki saatlik pratik, minimum yarım saatlik meditasyon, geriye kalan dört saate yakın zamanda da ders dinleme, öğrenme notlar alma ve sınıfa ders anlatma şeklinde diyebilirim. Eğitimde geçen zamana ek olarak aylık okunacak kitaplar, izlenecek belgeseller, yoga pozları çizme – açıklama, verilecek dersler, biraz anatomi öğrenme, alınacak dersler (Eylül sonuna kadar 30 saat stüdyoda ders almış olmamız gerek), araştırmalar diyebilirim. Ayrıca isteğe bağlı her gün evde pratik yapmak da size kalmış bir şey. Zaman ve enerji harcamak, okula geri dönüş gibi yazıp çizmek ve zorunlu olmamakla birlikte Sanskritçe bol bol kelime öğrenme gerektiren bir süreç.

Şimdiye kadar gittiğim tüm okullar, dersaneler ve kurslarda sınava, puana ve rekabete şartlanan zihim şokta ama çok mutlu. Gönüllü olarak birşeyler öğrenmek, kendimi geliştirmek ve ileride öğrendiklerimi ilerleyen zamanlarda başkaları ile paylaşmak için buradayım. Her ne kadar kalabalık bir grup halinde olsak da eğitmenlik eğitimi bana sorarsanız çok bireysel bir süreç. Herkesin yoga pratiği seviyesi, yoga tarihi – felsesesi bilgisi kendine özgü ve farklı.

Düzenli ve ufkumu açan konularda okumalar – araştırmalar yapmak, belirli saatte derse girmek, yazılı ödevlere hazırlanmak ve pozları çizip faydalarını, kökenlerini araştırmak benim için çok keyifli gidiyor. Daha ilk buluşmada bir şeyi farkettim.. gideceğim pek çok pek çok yoga-meditasyon-zen eğitimlerinden ilkindeydim. Varılacak bir hedef, alınacak bir puan, yapılacak zorlu bir poz vb hedeflerim yok. Yoga üzerine öğrenmenin sonu da yok.

Bu satırları okurken ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama büyük şehirde yaşayan, kurumsal bir işte çalışan, liseye giriş – üniversiteye giriş vb sınavları geçirmiş bir insan olarak hedefsizlik ve sonsuzluk bana çok iyi geliyor. Temel yoga eğitimini tamamladıktan sonra ne yaparım, hangi eğitimle devam ederim şimdilik bilmiyorum. Duruşlarda uzun uzun kalınan ve meditatif yönü ağır basan yin yogaya çok büyük merakım var. Onu biliyorum. Belki yin üzerine sonsuz & hedefsiz eğitimlerime devam ederim.

Yogaya aşık olur olmaz eğitim işine atılmadığıma mutluyum. Tam doğru zamanda ve doğru öğretmen ile doğru yerde olduğumu hissediyorum. O zamanlar (Mey’in ilk derste bize sorduğu soru olan) “yoganın size katkısı nedir?” sorusuna esnekliğimi artırmak ya da (çok sevdiğim) üst bacak kası diyecek kadar şuursuzdum çünkü! lkdjflkdjf (#truestory) An itibari ile cevabım bana üç yıl önce hediye ettiği ve zamanlara giderek büyütüp yeşerttiğim “kişisel alanım” derim. Daha uzun yazmadan burada duruyorum ve yoga eğitmenliği eğitiminde ilerledikçe deneyimlerimi yazarım diyorum. Sizin de merak ettiğiniz bir şey varsa mutlaka sorun.

Aslında beni bıraksanız daha uzuun uuzun anlatırım ama yoga eğitmenliği eğitimi nasıldır diye merak edenler için açıklamaya çalıştım. Şimdi söz sizde. Kimler düzenli yoga yapıyor? Veya meditasyon? Kimler hangi sebeplerle eğitime başlamayı düşünüyor?Yogadan aldığım hedefsizlik ve sonsuzluk hissi hakında ne düşünüyosunuz? Size böyle hissettiren neler var? Mutlaka yorumlarınızı bekliyorum.

ps: yoga ve yoga eğitmenliğine dair tüm instagram story/hikayelerimin hepsi tek tek profilimde (zeyneppcans) highlight olarak sonsuza kadar bizlerle..

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

5 Comments

  1. Funda
    Mart 3, 2019 / 6:00 pm

    Öncelikle hedef koymamayı sevenler olduğunu yani benim gibi insanlar olduğunu öğrenmek hoşuma gitti. Serde tembellik olsa da en azından hayalinde hedef koyar dimi insan?Bende yok. Yoga sevgim ise girdiğim spor salonuyla başladı. Şimdi ise yoga hocamız ayrıldı kurstan maalesef. Belki bu anlatımının kazancı, benim için Ankara’da yoga eğitmenliği kursu arayışına girmem olucak. Namaste Zeynep 🙏ve çoook başarılar..

  2. Mart 3, 2019 / 6:48 pm

    Zeynepcim, şahane bir şey yapıyorsun! 🙂 açık ders verirsen katılmak isterim;)

  3. Duygu
    Mart 4, 2019 / 8:30 am

    Yine içinde kendimden çok şey bulduğum şahane bir yazı olmuş, elinize sağlık! <3 Ben de yogayla 1,5 yıl kadar önce arkaşımın zoruyla tanıştım. İlk derslerde öyle çok da sevmedim, ilk görüşte aşk değildi yani benimki 🙂 En başlarda, sınfta her pozu fırt diye yapanları gördüğümde o senelerdir yarışta olan zihnimin "hehe bak sen yapamıyorsun" sesleri ağır basıyordu ama yoganın felsefesini, bunun bir yarış değil upuzun ve keyifli bir yol olduğunu anladığımda tavrım, pratiğim ve sadece mat üzerindeki değil dışındaki algım, halim de değişti. Majör depresyon ve yeme bozukluğu yaşamış bir insan olarak, yeniden gözlerimin taa içini güldürendir yoga 🙂 Namaste!

  4. Başak
    Mart 6, 2019 / 7:06 am

    Harika, içten ve sıcak bir yazı olmuş yine 🙏🏽 “Aşağı bakan köpek” kısmında duygulanmadım desem yalan olur 😊 Harika bir yol olsun, yine, başkasının değil, bizzat kendi ayak izlerini oluşturarak gidiyorsun ki bu da bu hayatta herkesin maalesef ki cesaret edemediği bir şey 🙂
    Sevgiler,

  5. Burak
    Mart 11, 2019 / 11:26 am

    sonuç odaklı, tez canlı ve gerçekçi sıfatlarıyla başlayan yazınız, beni direk içine çekti. çünkü birbirinden farklı işlerle uğraşıyor olmam ve sabırsızlığım bazen kötü sonuçlara yol açıyor. arada bir durup dinlememiz gerektiğinin farkındayım ama bunu yapacak bir aktivite bulamadım. ne zaman öylesine boşça otursam, kendimi yeni bir iş yaparken buluyorum.
    Belirttiğiniz düşünceler benim yogaya plan ön yargımı kırdı sanırım, ancak hiç bilgisi olmayan birisi olarak nereden başlamalıyım, nasıl başlamalıyım bilmiyorum. Bu konuda yönlendirme yaparsanız çok mutlu olurum 🙂
    Bana da şimdi sorsanız neden yoga diye, esneklik arttırma derim ama asıl ihtiyacım olan vücudumdan ziyade, beynimin esneyip, rahatlamadı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bumerang - Yazarkafe