Saf Sevgi ve Kozmik Bağlantılar Hissetmek İçin: Fil Barınağı Ziyareti

0
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

2018 yılı seyahat ve özellikle deneyim odaklı seyahatler anlamında çok iyi başladı. Yeni yılı ailemle İzmir’de karşıladıktan sonra yıllardır gitmelere doyamadığım Amsterdam’a gidip blog tarihinin en uzun yazısı olan 100 Maddelik Amsterdam Yeme İçme Rehberi 1 ve no 2’yi hazırladım. Amsterdam’dan günü birlik minnoş şehir Delft’e gittim. Sonra Mart ayında Bangkok – Phi Phi Adaları – Phuket üçlemesini yapmak üzere 10 gün boyunca Tayland’daydım. (her türlü sorunuza cevap verecek Tayland Seyahati Planlama Rehberimi yazdım). Tayland’dan sonra Nemrut Dağı’na çıkıp gördüklerim gerçek mi diye sorduladım. Adana’da en güzel kebapları yedim. Eski Mardin’e bir terasta oturup şehre hayran kaldım. Hatta cebimde roketleyen euro kuruna inat Paris’te Beyonce & Jay Z konser biletim bile var Temmuz ayı için. Ancak hiç bir deneyim fil barınağı ziyaretimden daha iyi olamazmış gibi hissediyorum..

Çünkü hiç bir manzara, turkuaz deniz, tarihi anıt, mimari şaheser canlı mı canlı ve gözünüzün içine bilinçle ve sevgiyle bakan mutlu fillerden etkileyici olamaz! Özellikle köpek evlat edindiğimiz şu günlerde hayvanlara ve onların iletişim ve sevgi kapasitelerine bir başka hayranım. O zaman gelin sizleri Phuket’teki fil barınağı ziyaretime götüreyim..

TAYLAND’DAKİ FİLLER & FİL BARINAKLARI HAKKINDA GENEL BİLGİLER

Filler, Taş Devri’ndeki mağara duvarı çizimlerinden beri tüm kültürler, dinlerde bir şekilde yer bulan ve çoğunlukla bilgeliği simgeleyen nazik devler. Filler aslında eğitilmeye ve evcilleştirilmeye uygun hayvanlar değiller. Ancak Tayland’da yüz yıllardır inşaat, taşımacılık, eğlence gibi sektörlerde maalesef işkence görerek kullanılıyorlar. Tayland, dünya fil nüfusu anlamında 6. büyük ülke. (toplam 13 ülkede doğal yaşayan fil nüfusu var)

Fillerin dünyadaki dağılımına bakınca ilk sırada Afrika, ikinci sırada da Asya kıtası geliyor. 1900’lerin başlangıcında 1 milyon adedi biraz aşkınca Afrika fili ve 100 bin adet civarı da Asya fili olduğu hesaplanıyordu. Günümüzde bu rakamlar 450-750 bin arası Afrika, 35-40 bin adet arası Asya fili olacak şekilde geriledi. Aslında tükenme tehlikesi olan türler dendiğinde filler ilk sırada akla gelmiyor. Ancak sayıları ciddi derecede azalıyor. Bu azalmanın ana sebebi artan insan nüfusu ile ormanların tarım alanlarına dönüştürülmesi. Dolayısı ile de fillere yaşam alanı kalmaması… (nerdesin ey koca yürekli Thanos?..)

Tayland özelinde bakacak olursak 3500 adet civarı ormanlarda, doğal yaşamda yaşayan fil var. 4500 adet civarı ise insanlarca sahiplenilmiş yaşayan/çalıştırılan/barınaklarda korunan fil var. Çok üzücü ama Tayland’daki fillerin yarısından fazlası doğal yaşam yerine iyi/kötü bir tür esaret içinde yaşıyor..

Tayland’a kadar gitmişken fil görmek, sevmek, beslemek, yıkamak vb şeyleri istemek oldukça normal. Tüm bunları yapmanın şimdilik en iyi yolu fil barınakları. Fil barınakları, kötü şartlarda çalıştırılan, işkence gören fillerin kurtarılıp rehabilite edildikleri ve iyi bakıldıkları yerler. Özellikle ülkenin kuzeyi ormanlar ve filler açısından zengin. En büyük fil barınakları Chiang Mai şehri ve yakınlarında. Ancak güneyde de fil barınakları mevcut. Ben Phuket Adası’ndaki Green Elephant Sanctuary barınağına gittim. Neler oldu anlatayım..

YARIM GÜNLÜK FİL BARINAĞI DENEYİMİ 

görsel: green elephant sanctuary

Bir yerin fil barınağı olabilmesi için iki şart var: 1)fillere binmek yok (no riding), 2)amaç eğitim bile olsa zincir kullanmak yok (no chain). Madenlerde, ormanlarda ağır yük veya show işinde çalıştırılan filleri kurtarıp bir daha çalıştırılıp zorlanmayacakları bir hayat sağlayan bir yer fil barınağı. Barınağın boyutuna ve bütçesine göre kalan fil sayısı değişiyor. Bir tane fili bakıp beslemek aslında oldukça zor ve maaliyetli.

Asya filleri, günde 16-18 saat arası zamanlarını yemek yiyerek geçiriyorlar. İnanılmaz ama her gün kendi vücut ağırlıklarının 10%’u kadar yemek yiyorlar! Yani yetişkin bir fil günde 300-360 kg arası yemek yiyor!! Peki neler yiyor bu dev çocuklar? Ağaç yaprakları, bambu, şeker kamışı, her türlü meyve, bitki kökleri vb.

Fil barınağı deneyimi de sabah erken saatlerde yeni uyanan filleri bol bol besleyerek başlıyor. Sepetlerce, muz, ananas, bambu ve şeker kamışı ile bir saate yakın filleri besliyorsunuz. Biz yemekleri ilk gördüğümüzde “bu kadar şeyi nasıl yiyecekler?” diye düşünmüştük. Ancak bir saat içinde tüm sepetler boşaldı.. fil besleme nasıldır görmek için bkz aşağıdaki video

Fil besleme seansı bitince fillerle çamurlu suya geçiyoruz. Islak ve kuru çamuru fillere masaj yaparak sürüyoruz. Kendileri de hortumları ile üstlerine toprak atıyorlar. Bir güzel çamura bulanıyorlar. Bir nevi fil spa uygulaması.. =) Filler kendilerini toprak/çamurla kaplamayı içgüdüsel olarak çok seviyorlar. İyice kaplandıktan sonra temizlenmek üzere ikinci ufak havuza geçiyoruz. Elimizde kovalar ve fırçalarla çamurları bir güzel temizliyoruz. Filler de hortumları ile kendi üstlerine ve bize su fışkırtarak temizleniyorlar. Havuza koşup atlamalarından, üstümüze su fırlatmalarından ne kadar oyuncu oldukları belli oluyor. Sanki 3.5 tonluk köpek yavruları gibiler. =)

Son aktivite olarak da devasa bir duşun altına hep birlikte girip yıkanıp arınıyoruz. Bu noktada yarım gündür birlikte olduğumuz fillerle çekinme sınırlarını aşıp arkadaş olmuş oluyoruz. Gün başında devasalıklarından korkup çok yanlarına giremeyen ben, elimde fırça altlarından girip üstlerinden çıkıyorum. Hortumlarına sarılıyorum.. Hiç eğlenmediğim kadar eğleniyorum. Duşun altında bir saatten fazla kalmışız. Ama zaman çok hızlı geçiyor.. Duş kapanıyor ve filler sahiplerinin (birazdan anlatacağım “mahout“larının) yanında yanımızdan ayrılıyor. Bizler de kurulanıp çılgınca yemek yiyoruz. Yarım gün çoktan geçmiş, çok eğlenmiş, çok sevmiş ve çok yorulmuş haldeyiz..

Bu arada sabah 6:30 gibi otelden araba ile alınıp barınağa götürülme, saydığım tüm aktivitler, fillerle oynarken foto çekimi, öğle yemeği ve araba ile otele geri görülme paketi fiyatı kişi başı 250-300 TL civarı. Civarı diyorum çünkü barınağa göre değişiyor. Biraz pahalı gelebilir ama günde 360 kg yemek yediklerini, devasa alanlara kurulan barınakların başta kira olmak üzere giderleri olduğunu unutmayalım..

GREEN ELEPHANT SANCTUARY PARK FİLLERİ İLE TANIŞIN

Bu barınakta toplamda 6 adet fil var ancak ziyaret ettiğimiz gün bir anne ve bebek fil, hastanede aşılarını olmaktaydı. O nedenle biz dört adet dişi fil gördük. Hepsi de ülkenin kuzeyinden kurtarılmıştı. Birazdan hikayelerini kısaca anlatacağım ama önce çok ilgimi çeken bir konudan bahsedeyim. Her filin kendine özel “mahout” adı verilen (mahut diye okunuyor) bakıcısı vardı. Her file bir bakıcı/mahout yani. Peki mahout tam olarak nedir?

Tay kültüründe mahut olmak somut bir yetenekten çok ruhsal bir anlama sahipmiş. Çok eski zamanlardan beri saygı gören ve prestijli bir meslek sayılıyor. Mesleğini iyi yapan mahutlar, filleri ile uzun yıllar süren güçlü bağlar kuruyormuş. Hatta filler hastalanmadan ne tür bir hastalık olacağını erkenden sezip teşhis edenler varmış. Meslek genelde babadan oğula öğretilerek geçiyor. Green Elephant Sanctuary’deki mahutlar aileleri ile birlikte 7/24 fil barınağı sınırlarında içinde yaşıyorlar. Mahut ve fil ilişkisine hayran kalmamak elde değil..

Barınakta görüp sevdiğimiz dört adet dişi filin hikayesine dönecek olursam.. Biri 1 yıllık hamileydi (daha 1 yılı daha var doğuma🐘💙). İkincisi madende çalışırken mayına basıyor ve sağ ayağı yaralanıyor. O ayağında tırnakları eksik.. Üçüncüsü de ormanda ağaç taşımacılığında kullanılırken sahibinin ekonomik durumu kötüleşti diye az besleniyor!!!! Diğer fillere göre o kadar cılız ve ufacıktı ki. Şimdi tek işi bütün gün yemek yemek ve günden güne daha sağlıklı olmak. Son fil de inşaat işlerinden uzun yıllar önce kurtarılmış orta yaşlı, hafif tombik ve dünya tatlısı bir fildi.

TAYLAND’DA FİLLERE KÖTÜ DAVRANAN YERLER (ve kaplanlara, maymunlara vb..)

Dünya ne tuhaf bir yer. Bir yanda bu masum hayvanlara  işkence edenler, güç kullanarak çalıştıranlar, aç bırakanlar var. Diğer yanda onları kurtarmak için yasal savaşlar veren, kilometrelerce öteden getirip, çok büyük bütçeler harcayarak sevgiyle bakanlar.. Hangi takımda olacağımızı seçmek ve bu güzel devler için sorumluluk almak önemli.

Tayland’a gitmişken filleri içeren temiz aktivitelere para harcamak en büyük sorumluluk. Fillere (ve diğer tüm hayvanlara) eziyet eden aktivitelerden kaçınmak, tek bir lira harcamamak ve bu aktivitelerin zararlarını konuşmak, paylaşmak da harika bir sorumluluk örneği.

Tayland’da aşırı genel olan #elephanttrekking yani turistlerin filin sırtına bindikleri bir sektör daha var. Fillerin showlarda türlü numaralar yapsınlar (örnek #fantasea )diye şiddet gördükleri sektörler de var. Ayrıca sadece yavru filleri kafese, dar alana kapatıp turistlerle foto çektirdikleri bir sektör daha var. Aman uzak durun lütfen. Zaten bu yazıyı (1200 kelime) okuduysanız sizden fillere hayatta zarar gelmez.. =) kalp kalp kalp Bu nazik devlerin omurgaları 200 kg civarı taşıyabiliyor ve eğitilmeye uygun değiller. Vahşi ve güzel canlılar onlar.

Şimdi söz sizde. Fil barınağı deneyimim sizi de etkiledi mi? Tayland’a gitme ve bu çocukları ziyaret etme konusunda ciddi düşünenler kimler? Uçak bileti için arama kurdunuz mu?  Mutlaka yorumlarınızı bekliyorum.

ps: meraklısına başta Fil Barınağı olmak üzere tüm Tayland deneyimi story’lerimde profilimde ( zeyneppcans ) highlight olarak sonsuza kadar bizlerle..

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir