İlham Veren Kadınlar Serisi – Kurumsal Turist ile Seyahat ve Bahreyn’de Yaşam Üzerine

0
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

İlham veren kadınlar serisinin 31. haftasından herkese selamlar & sevgiler.  Her hafta gezgin kadınlar ile röportajlara tam gaz devam. Önümüzdeki bir kaç hafta dünyamızın farklı köşelerinden bildiren ilham veren kadınlardan röportajlar okuyacağız. 🙂 Bu haftaki ilham perimiz Kübra. Onu blogu ve sosyal medyadan bildiğimiz adıyla kurumsal turist. Freelance çalışan, gezgin, blogger ve bolca ilham veren bir içerik üreticisi kendisi. O zaman sihirli halımıza atlayıp Kübra’nın peşine takılıp Bahreyen’e ve gezdiği yerlere ışınlanalım. Bahreyn’de yaşam nasıldır, oralarda yaşamak seyahat aşkına neler yapar öğrenelim…

S:Seni hiç tanımayanlar için biraz kendini tanıtabilir misin?

C:İsmim Kübra. Mesleğini icra etmeyen endüstri ürünleri tasarımcısıyım. Hem İstanbul’dan hem de kurumsal hayattan nefret ettiğim için iki sene önce işi bıraktım, bir süredir evde bağımsız işler yapıyorum. Yaklaşık 8 aydır eşim Uğur’un işi sebebiyle Bahreyn’de yaşıyoruz. Yaşadığım her deneyim benim için çok kıymetli, hayatımı buna göre şekillendirmeye gayret ediyorum. Karda burnumun kızarmasına, suda ellerimin buruşmasına, nefesim kesilene kadar yürümeye bayılırım.

View this post on Instagram

// D U B A I // Yüksek sıcaklık ve nemden dolayı Güneş’i görmediğimiz zamanda gün batımı için Burj Khalifa’nın tepesine çıkmak pek mantıklı olmasa da normal havada etkileyici olabilir belki. Gitmeyi düşünenler için kısaca: 🌃 Biletleri en hızlı tükenen saat 18.30 çünkü hem gündüz hem akşam halini görüyorsunuz. . 🌃 Gece görüntüsü çok daha güzel fakat foto çekmek çok zor, iç mekan ışıkları camlardan yansıma yapıyor. . 🌃 Biletleri internetten almak şart. “Cobone” app’de kampanyalı biletler var. . 🌃 Kötü veya gereksiz değil ama açıkçası büyüleyici bir deneyim de değil. Onun yerine Dubai Frame’i önerebilirim. . #dubai #uae #burjkhalifa #dubaistyle

A post shared by Kurumsal Turist (@kurumsalturist) on

S:Blogunda yazdığın gibi “Bahreyn ve Suudi Arabistan arasında” geçen nasıl bir hayatın vardır? Sıradan bir gününü hayalimizde canlandırmamız için anlatabilir misin?

C:Bu konu biraz karışık aslında. Uğur, Suudi Arabistan’da çalıştığı için orada oturma iznimiz var ama ülkedeki şartlar sebebiyle şimdilik Suudi Arabistan’da oturmayı reddediyoruz 🙂 Çalıştığı yer sınıra yakın diye evimizi Bahreyn’de ayarladık. Özellikle Avrupa ve Amerika’dan gelen ailelerden bu yöntemi kullanan çok var, iki ülke de durumun farkında. Suudi Arabistan’daki oturma izninizle Bahreyn’de ev kiralayabiliyorsunuz, hatta Bahreyn’den de oturma izni alabiliyorsunuz. Ben henüz onu yapamadığım için Bahreyn’de turist vizesi ile kalıyorum. 30 günlük sürem bittikçe Suudi Arabistan’a geçip vizemi yeniliyorum. Onun yanı sıra başka bürokratik işlemler sebebiyle de gittiğim zamanlar oluyor.  Ama hepsinden önemlisi, parçası olmak istemesem de oradaki hayatı çok merak ediyorum ve fırsat buldukça gidip görmek istiyorum. O nedenle şimdilik iki ülke arasında mekik dokuduğum bir hayatım var. Onun dışında günlerim genellikle evde köpek bakarak, içerik üreterek veya bir yere seyahat planı yaparak geçiyor.

S:Arap yarımadasında hayat nasıldır? Özellikle bir kadın olarak? Farklı ülkeleri de biraz kıyalayabilir misin?

C:Arap Yarımadası çok geniş bir coğrafya ve bu konu hakkında genelleme yapmak çok zor. Körfez ülkeleri bile kendi içinde çok farklı koşullara sahip. Her yere özgürce girip çıktığınız, istediğiniz kıyafeti giydiğiniz, içki içip, gece kulübünde dans edebildiğiniz Bahreyn’in dibindeki Suudi Arabistan’da bunların hiçbirisini yapamazsınız, örneğin.

Bahreyn özelinde konuşmam gerekirse, Türkiye’den gelen bir kadın olarak adapte olmakta zorlandığımı söyleyemem. Erkeklerin benimle tokalaşmaması, partnerinizle gittiğiniz otelde evlilik cüzdanı sorulması veya yerine gore “üsturuplu giyinme” gerekliliği hayatım boyunca karşılaşmadığım şeyler değil açıkçası. Burada, beklediğimden çok daha rahat ve her kültürden insanın karşılıklı saygı çerçevesinde yaşadığı bir ortam olduğunu görmek beni fazlasıyla mutlu etti.

Evet, kadınlara yönelik bazı kısıtlayıcı kurallar hala mevcut; halk plajlarında mayo yasağı veya evlilik dışı hamile kalan kadına hapis cezası gibi…Ancak bunlar da günden güne uygulanabilirliğini yitirecek çünkü hem parası olan için alternatiflerin sınırı yok hem de ülkenin yarısından fazlası bizim gibi yabancı uyruklu. Yabancı kültürlerle içiçe yaşamış, eğitimli ve modern Bahreyn kadını da toplum içinde geri planda kalmış bir profil değil. Diğer Körfez ülkelerinden farklı olarak burada başı açık gezen yerli kadın oranı da hayli yüksek. Hal böyle olunca Bahreyn’de sırf kadın olduğum için yaşadığım bir sıkıntı –henüz- yok.

Burada yaşamanın en büyük zorluğu coğrafi koşullar. İzmir’den kalkıp çöle yerleşerek hayalimizdeki hayatı yaşamıyoruz ama daha huzurlu bir ortam bulduğumuz için keyfimiz yerinde. İnsanlar kibar ve sakin. Kabalık yok, kaos yok… Bütün bunlar zamanla sizin psikolojinize de yansıyor sanırım.

Gördüğüm kadarıyla Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’da da ılımlı bir hava hakim. Dubai ve Abu Dhabi “Ortadoğu” kimliğinden tamamen sıyrılmış durumda zaten. Bölgenin açık ara en sıkıntılı yeri bence Suudi Arabistan. Kurallar daha çok yerlisini bağlıyor olsa da sosyal yaşamda çok rahatlıkla kadının ikinci sınıf vatandaş sayıldığı bir ülkede bulunduğumu hissediyorum; bir işlem yaparken “Sponsorun kim?” diye Uğur’un sorulduğu bir ortam var. Araba kullanma yasağı kalkalı 4 ay oldu ama hala gittiğim zaman gözlerim kadın şoför arıyor. Yasağın kalkması için mücadele eden aktivist kadınların da hapiste olduğunu göz önüne alınca koşar adım modern dünyaya adapte olma süreçlerinin dışarıdan görüldüğü kadar hızlı olmadığını söyleyebilirim çünkü asıl kaynak halkın zihniyeti. Fakat iyi tarafından bakarsak, tüm bunların koca bir saçmalıktan ibaret olduğunu düşünen Suudilerin sayısı da azımsanmayacak derecede. Onların varlığından haberdar olmak bile bana farklı bir bakış açısı kazandırdı. Türkiye’deyken engel olmakta zorlandığım ırkçı düşüncelerimi tamamen bir kenara bırakmamı sağladı.

S: Seyahatlerinde ”İyi ki buradayım!” dediğin anlara örnekler var mıdır?

Olmaz mı! Zimbabwe’deki Victoria Şelalesi’nin sularıyla ıslanırken, Maldivler’de dalış yaparken, Nepal’de Himalayalar’ın eteklerinde, Kapadokya’da vadilere balondan bakarken, Ümit Burnu’na giderken, Namib Çölü’nün kırmızı kumlarında yürürken hep bu cümleyi sayıkladım.

C:”Yok artık bu kadarı da olmaz” dediğin, çok şaşırdığın olaylara/anlara örnekler verebilir misin?

Himalayalar’da 5 kiloluk çantayla zar zor yürüdüğümüz dağlarda yaşlı amcaların sırtındaki sepette taş taşıdığını, çocukların o yamaçlarda hoplaya zıplaya okula gittiğini gördüğümde hem ağzım açık kaldı hem de kendimizden, yaşadığımız aşırı konforlu hayattan utandım. Dünya bu kadar adaletsiz bir yer olmamalıydı.

Yine Nepal’de tesadüfen karşılaştığım bir toplu evlenme töreninin detayları oldukça ilginçti. Durbar Meydanı’nın ortasında süsleyip püsledikleri kız çocuklarını evlendiriyorlarmış. Güneş’le!

Suudi Arabistan’da da sürekli şaşıracak bir şeyler buluyorum. Sosyal hayatteki kadın-erkek ayrımına alıştım ama bazı yerlerde kadına ayrı asansör görünce dilim tutuldu açıkçası. Reklam panolarında erkeğin ayak bileğinin, Google haritalarda ise yüzü bile görünmeyen kadınların komple buğulanması gibi durumlar sinirden kahkaha attırıyor.

View this post on Instagram

#KurumsalTurist2017 Ağustos ayına diğer yarıküreye geçerek başladık ve ilk molamızı görüp görebileceğim en güzel şehirlerden birisi olan Cape Town’da verdik. Bunlar da benim Cape Town ‘en’lerim: 🐳 Masa Dağı’ndan Atlas Okyanusu’nu seyretmek. . 🐳 Ümit Burnu’nun nefes kesen manzarası, yol üstündeki deve kuşları ve babunlar . 🐳 Camps Bay’de hayatımda gördüğüm en yüksek dalgalarla karşılaşmam. . 🐳 V&A Waterfront’ta dolanırken suda zıplayan foklar. . 🐳 Boulders Beach’teki Afrika penguenleri. . 🐳 Çatlayana kadar yediğim lezzetli ve ucuz sushiler. . 🐳 “Hey mama!” diye diye her an her yerde dans eden insanlar. . 🐳 Daha fazlasını merak edenler için profilime Cape Town yazılarını bırakıyorum 🤘🏼 • • • • • #capetown #southafrica #cityofcapetown #capetownmag #lovecapetown #instagramcapetown #gezgin #cokgezenlerkulubu #hurriyetseyahat #seyahat #gezi #tasteintravel #guardiantravelsnaps #traveldeeper #tlpicks #cntraveler #mytinyatlas #bbctravel #livetravelchannel #athomeintheworld #darlingescapes #takemethere #forbestravelguide #bestintravel #guardiancities #travelstoke #suitcasetravels #natgeotravelpic

A post shared by Kurumsal Turist (@kurumsalturist) on

S:Ülke dışında yaşamak seyahat etme tutkunu nasıl etkiledi?

C:Ülke dışında yaşama maceram üniversite yıllarına, Erasmus ile İtalya’ya gidişime dayanıyor aslında. O zamana kadar, özellikle yurt dışına seyahat etmeyi, hem maddi hem de manevi olarak gözümde büyüttüğümü fark ettim. Zorunlu olarak o ilk adımı atmamla birlikte tek başına ülke değiştirmenin, farklı kültürden insanlara dert anlatmanın, telefon ve internet kullanımının şimdiki gibi yaygın olmadığı bir zamanda harita üzerinden yol bulmaya çalışmanın veya kaybolmanın aşılması zor engeller değil, seyahat eden herkesin hayatında olan sıradan olaylar olduğunu anladım.

Bu esnada bulunduğum yerde “yabancı” olma hissini çok sevmeye başladım. Etrafımda anlamadığım bir dil konuşulması, daha once hiç görmediğim bir mimari üslupla inşa edilmiş yapılarla karşılaşmak, adını duymadığım yemekleri tatmak, farklı bulduğum her şeyin altında yatan sebebi araştırmak  ve yeni bir kültürün içinde geçirdiğim her anımda bilmediğim, bazen şaşkına çeviren bir şey öğrenmek bana çok keyif veriyormuş meğerse 🙂

Bahreyn’e gelişimiz seyahat tutkumuzu değil ama tercihlerimizi ve planlarımızı çok etkiledi. İtiraf etmem gerekirse bu bölgeye karşı hiç ilgili değildim fakat yaşamaya başlayıp çok yanlış düşüncelere sahip olduğumuzu anladıktan sonra Arap Yarımadası’nda dolaşmak daha çekici gelmeye başladı. Herkesin akın akın gittiği bir destinasyona gittiğimde ne bulacağımı az çok biliyorum ama bu coğrafya hala keşfedilmeyi bekleyen güzelliklerle ve sürprizlerle dolu.

View this post on Instagram

Çevremizdeki herkesin Bahreyn’e taşınacağımızı öğrendiklerinde ilk sorusu şu oldu: “Peki, Luffy’i ne yapacaksınız?” Şöyle ki; ona da pasaport çıkarttıracağız, Tarım Bakanlığından gerekli onayları alacağız, daha sonra Bahreyn’in kabul ettiği bir nakliye firması ile anlaşıp taşımasını yaptıracağız çünkü Arap ülkelerine kendimiz alıp götüremiyormuşuz. Bütün bunlar için 4 kişilik bir aileyi 2 ay doyuracak kadar masraf yapacağız maalesef 🤦🏻‍♀️ Bizim için hiç kolay olmadığını söyleyebilirim ama o da ailenin bir bireyi olduğu için bizimle gelecek, başka bir alternatif söz konusu olamaz. . . . . . . #doglovers#stayandwander#animallover#instadaily#MyTinyAtlas#ABMTravelbug#passionpassport#travelbug#mytravelgram#wanderlust#womenwhoexplore#dametraveler#GirlsWhoTravel#darlingescapes#livetravelchannel#letsgosomewhere#beautifuldestinations#anilarinisakla#worlderlust#theoutbound#ig_turkey#turkishfollowers#instapassport#instatravel#seyahat#gezgin#gununkaresi#gezi

A post shared by Kurumsal Turist (@kurumsalturist) on

S:Seyahat tutkunu paylaşan biri ile birlikte olmak nasıl bir duygu? Ne zaman birlikte Amerika’ya hortum kovalamaya gidersiniz? ?

C:İklim o kadar değişti ki birkaç sene sonra Amerika’ya gitmemize gerek kalmadan Türkiye’de de göreceğiz gibi…Doğanın kudretine tanıklık etmek beni çok heyecanlandırıyor ama ne zaman, nasıl tepki vereceğini kestirmek çok güç. O nedenle böyle bir planın gerçekleşmesi için bizim Amerika’da biraz uzun kalmamız lazım. O bütçeyi ve yıllık izni ayarlamaya çalışıyoruz. Ya da bir gün orada yaşamaya başlarız belki, kim bilir… 🙂

Ne olursa olsun insanın partneri ile ortak bir zevki paylaşması hayattaki en güzel şeylerden birisi bence. Söz konusu seyahat olunca çıktığımız yol bizim için daha unutulmaz oluyor. Tek başıma gezdiğim zamanlarda duyduğum en büyük eksiklik, o anıma tanıklık eden birisinin olmayışı. Sevincimi veya şaşkınlığımı sıcağı sıcağına birisiyle paylaşmadığım zaman kursağımda kalıyor gibi hissediyorum. Çok klişe olacak ama mutluluk gerçekten paylaştıkça artıyor. Birisiyle birlikte aynı hayalleri kurduğum ve yavaş yavaş bunları gerçekleştirebildiğim için şanslıyım.

S:Tüüüüm seyahatletinden top 3 lokasyon seçemeni istesem.. Hangilerini seçersin ve neden?

C:Okavango Deltası / Bostvana – Kelimelerle tarif edilemeyecek bir doğal güzellik. Vahşi yaşam olduğu gibi korunmuş ve kendinizi bunun ortasında, savunmasız bir şekilde bulmanız çok kolay.

Nepal’de gördüğüm her yer: Kültürü, aşırı güleryüzlü insanları ve dağları beni çok etkiledi.

Cape Town / Güney Afrika: Yeryüzü şekilleri ve içinde barındırdığı canlılar bakımından nefes kesici. Her zevkten seyahatsevere hitap eden dolu dolu, neşeli, rengarenk bir şehir.

Kısa Kısa:

  • Yeni bir yere varınca ilk iş ne yaparsın: En yakında olan düzgün bir kahveciye ararım. Gezmeye başlamadan once iyi bir kahve içmem lazım. O sırada etrafa bakarım, insanları incelerim, notlarımı gözden geçiririm…Kendi çapımda ufak bir hazırlık aşaması yani.
  • Seyahatlerinde her zaman yanında olan 3 şey: Sadece seyahat günlüklerimi yazdığım not defterim, parmak arası terliğim, migren hapım
  • Yemeklerini en sevdiğin 3 ülke: Ortadoğu mutfağına bayılıyorum. Bunu tek bir ülkeyle sınırlayamam, çoğu yeri Lübnanlılar besliyor zaten. 🙂 Diğer iki ülke de İtalya ve Gürcistan.
  • Bıkmadan defalarca gidebileceğin 3 ülke: Maldivler, Güney Afrika, İtalya
  • Ruh ikizin şehir/ülke: Pokhara/Nepal

Bİ’ TAKIM FAYDALI LİNKLER

Röportajı okurken, aralara serpiştirdiğim linklere dayanamayıp girmeyenler, sabır gösterenler için tüm gerekli linkleri nazikçe aşağıya bırakayım. =)

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bumerang - Yazarkafe