İlham Veren Kadınlar Serisi – Gezici Günlük Röportajı

0
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?


İlham veren kadınlar serisinin 10. haftasından herkese selamlar & sevgiler! Bu haftaki ilham perimiz Gezici Günlük. İstanbul’da yaşam, seyahat, şehir, kahve, hayat, estetik detaylar ve her daim özlediği İtalya konularında yıllardır blogundan ve sosyal medya hesaplarından bizlere ilham veriyor. Harita ötesi fotoğraflar ve video’lar çekiyor. Bir de evde hazırladığı kahvaltılar ve kahvelerle zevkli olmanın, harika detaylar yakalamanın doruklarından bildiriyor. O zaman yeni haftaya girerken dünyaya daha farklı gözlerle bakmak ve ilhamla dolmak için Gezici Günlük röportajımıza başlıyoruuuz… =)

S:Zamanının ne kadarını seyahate ayırıyorsun? Hayatını planlarken seyahat kaçıncı sıradadır?

C:Sanırım daha ilk soruda çuvalladım! Cevaplamak için durup uzun uzun düşünmek zorundayım.. Çünkü ne sıklıkta seyahat ettiğimi ya da mesela bir yıl içinde kaç seyahat yaptığımı bile hiç düşünmüş, hesaplamış değilim.. Ben sadece sık sık, hayattaki en büyük tutkumun peşinden gidiyorum.. Ne sıklıkta gittiğim ya da gittiğim yerde kaç gün kaldığım önemli değil; seyahat benim için bir ruh hali.. Aklım hep onda takılı.. Sürekli yeni bir plan, bir rota, bir hayal var.. Pasaportum hep cebimde, valizim daima gitmeye hazır.. Hatta bazen iki seyahat arasında kendi evim başka bir otel, yaşadığım şehir İstanbul, keşfedecek yeni bir yer gibi gelir.. Seyahat daima hayatımın merkezinde.. hep başrolde..

S:Seyahat ederken nasıl bir rutinin vardır? Biraz anlatabilir misin?

C:Seyahat benim için uçak biletini satın aldığım anda başlar; daha o an o şehir için heyecan duymaya başlarım.. Biletin ardından konaklama için yerimi ayarlar sonra da derin araştırmalara girerim.. Her şehir için özel bir defter hazırlıyorum.. Hiçbir dijital uygulama, web sitesi vesaire o defterlerin yerini tutamaz.. Kendi ilgi alanlarım doğrultusunda gideceğim şehre dair herşeyi didik didik ederim.. Ağırlıklı olarak yerel kaynaklar, o şehirde yaşayan lokallerden öneriler, filmler, kitaplar, efsaneler, orada yaşamış önemli tarihi kimlikler… Önce her şehir için araştırmaya aynı şekilde başlarım ama o seyahatin teması, ilgi odakları araştırdıkça değişir, şekillenir.. Ben şehri daha gitmeden kağıt üstünde komple gezmiş olurum neredeyse..

Beni heyecanlandıran küçücük detayların peşine düşer gittiğimde odaklanacağım şeyleri netleştiririm.. Tüm planım hazır olur ama hava durumu, güncel şartlar gibi şeylere karşı B ve C planlarım da vardır.. Mesela o şehirde sadece 4 yemek molam vardır ama benim 20 adresim hazırdır.. Her şehre bambaşka bir ruh hali ve beklenti ile gitsem de ilk kez gittiğim her şehirde en eski kahve dükkanına mutlaka uğramaya, şehrin kahve kültürüne odaklanmaya, semt pazarı ve market gezmeye, bit pazarında dolanmaya, en azından bir müze gezmeye, opera, bale ya da klasik müzik konserine gitmeye, günlük hayatın aktığı sıradan semtlerde yürümeye çalışırım..  “falanca şehirde mutlaka” listelerindeki herşeyi yapmak değil, o şehirle gerçekten tanışmak esastır benim için.. Bu yüzden de pek hayal kırıklığına uğramam; gittiğim her şehri çok severim..

Dönünce de anıları öyle hemen rafa kaldırmam.. Hatıra değil, kullanırken hep hatırlayacağım şeyler alırım gittiğim yerden.. Tabak mesela.. Kahvaltı masalarım seyahatlerimin özetidir.. Anarım, özlerim, yeniden gitmek için hayal kurarım.. Çok sevdiğim şehirler için daima bir sonraki sefer için yeni notlar alır; o şehirlere ilgimi hep taze tutarım..

S:İtalya, İtalyan yaşam tarzı, kahve kültürü ile gönül ilişkin nasıl başladı? Dünyaya böyle estetik bakmak ve yaşamak için bize ip uçların nelerdir?

C:İtalya’ya dair ilk anılarım klasik Roma, Floransa, Venedik üçlemesi ile başlıyor.. Ancak bu standart gezi esnasında İtalya ile aramızdaki ilk kıvılcım minicik bir detay ile ateşleniyor; minik bir kasaba: Orvieto.. Roma ile Floransa arasındaki yolda, ana yoldan çıkıp funiküler ile çıkılan küçük bir kasaba.. Çıkıp ana meydanına ulaşıyoruz, mahzen gibi bir yerde birşeyler içip daracık sevimli sokaklarında yürüyoruz..kayboluyoruz.. sonra karşımıza çıkan fırına girip focaccia ekmeği alıyoruz.. Fırıncı turist nedir bilmiyor, ben de italyanca.. İşaretle gösteriyorum; o tartıp kesiyor ve istediği kadar alsın diye açtığım avucumdaki bozukluklardan birkaç tane seçip “grazie” diyor..

Orvieto sokaklarında yiye yiye dolaştığım üzeri zeytinyağı ve biberiyeli o ekmeğin -hala bile- İtalya’da bugüne dek yediğim en lezzetli şey olduğunu ve sihirli olduğunu düşünürüm.. O gün bu ülke ile yollarımın defalarca kesişeceğini, birbirimizi çok seveceğimizi anladım.. İtalya’da içtiğim ilk ayaküstü kahve ile daha önce oturarak içtiklerim çok farklıydı.. O bar tezgahının önünde, o kalabalığın arasında olunca İtalya bambaşkaydı.. Her gelişimde daha çok özgür bıraktım kendimi..  gözlemlemeye, risk almaya, denemeye, yanılmaya, öğrenmeye, harmanlanmaya hazırdım… ve giderek daha da çok sevdim..

Sorunun devamı aslında blog yazma sebebime çıkıyor.. Ben kendi bakış açımı paylaşabilmek için yazmaya başladım.. Gördüğüm detayları aktarabilirsem belki başkaları da böyle bakar, gittiği yerden daha çok keyif alır diye umarak..Bize yaşamayı, seyahatleri, tüm dünyayı sevdiren şeyler koca koca şeyler değil; küçücük binlerce detay.. Onları görmeye ayarlı gözler, iyiniyet ve sevmeye hazır bir kalp ile gidince her yer çok güzel..

S:Biri sınırsız bütçe ve uçak bileti verse ve sadece 1 yılın var dese.. nereleri gezersin?

C:Hep söylediğim bir şey var; seyahat için nakitten daha önemli bir şey var: Vakit!. O yüzden bu teklifte en heyecanlı kısım gezmek için koca bir yılımın olması!. Güney Amerika’dan başlardım dolanmaya; rotama mutlaka birkaç kahve çiftliği de eklerdim.. Yıllardır “biletler çok pahalı yaa!” diye söylendiğim Japonya’yı da aradan çıkarır, başta Tokyo olmak üzere tüm ülkeyi baştan başa gezerdim.. Uzakdoğu, egzotik yerler, Hindistan ve ilginçtir ama Amerika beni hiç çekmiyor.. O yüzden adımlarımı yine Avrupa’ya çevirip kalan vaktimi (ve paramı) bugünlerde bize derin derin iç çektiren Euro’nun geçtiği ülkelerde harcardım.. Oralarda zaman sınırlaması olmadan plansızca gezmek istediğim çok fazla kasaba var..

S:Yaşanırki burda” hissini en derinden hissettiğin şehirler/ülkeler hangileridir? Neden?

C:Hayatımın ilk yurtdışı seyahatini Londra’ya yapmıştım; her şey kusursuz, İngiliz detaycılığı muhteşemdi.. Sanat, sokak modası, insanların rahatlığı, sırf bir tek şey satan ve onun üzerinde uzmanlaşan dükkanlar, her şey ama herşey beni çok etkilemişti.. Şehirden öyle etkilenmiştim ki 15 gün sonra dönünce orada yaşama hayalleri kurmaya başlamıştım.. ama kısa sürede bunun aşırı beğenmenin etkisi olduğunu, aslında bunu çok içten istemediğimi anladım..

Aynı his birkaç yıl sonra Floransa’da oldu.. Bu minicik şehirde bisiklet üzerinde işine, okuluna gidenlerden biri olmak istedim.. sonra o his de geçti ama hayat beni bir şekilde 3 haftalığına da olsa Floransalı yaptı; geçen yaz üç hafta boyunca o bisikletli öğrencilerden biri oldum ve İstanbul’un bir ilçesi kadar olan minicik Floransa’da o kadarcık “Floransalıcılık” bana yetti!.

Bunlar şakaydı ama ciddiyetli olarak bunu düşündüren sadece iki şehir var: İkinci evim Milano ve kültüründen, yaşamından çok etkilendiğim Moskova… Ancak İstanbul’a güçlü hisler ile bağlıyım.. Aslında hep sık sık seyahat edip evime, İstanbul’a dönmeyi, burada huzur ve güven içinde yaşamayı tercih ederim…

Kısa Kısa

  • en iyi seyahat arkadaşın kimdir: Eşim. (@evisual)
  • yeni bir ülkeye gidince ilk iş ne yaparsın: İlk kahveyi içip adapte olacak şahane bir kahveci bulurum.
  • yemeklerini en sevdiğin 3 ülke: İtalya, Yunanistan ve komple Balkanlar
  • bıkmadan defalarca gidebileceğin 3 ülke: İtalya, Fransa ve Almanya
  • ruh ikizin şehir/ülke: Elbette İtalya!.

Röportajı okurken, aralara serpiştirdiğim linklere dayanamayıp girmeyenler, sabır gösterenler için tüm gerekli linkleri nazikçe aşağıya bırakayım. =)

Gülümse Madrid, çekiyorum!📸 #gezicigunlukmadrid

A post shared by Gezici Günlük (@gezicigunluk) on

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir