Hızlıca İki Günde Kiev Gezi Rehberi

0
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

İstanbul’dan iki saate yakın rekor sürede  uçulan Kiev, şehir tatili sevenler için harika bir hafta sonu noktası. Görülecek yerleri seçenekli ve bol, başta konaklama ve ulaşım olmak üzere harcama kalemleri ucuz, 71 adet park ve 2 adet botanik bahçesiyle fazlasıyla yeşil ve temiz bir şehir. Aynı zamanda Ukrayna’nın başkenti. Bu arada Ukrayna demişken, benim bu ülkeye bizzat gelene kadar hakkında bildiklerim çok az ve yüzeyseldi. Herkes gibi şunları söylerdim i)kadınları güzel (ülkemizin geneline göre baya kibarca ifade ettim 🙂 )  ii)ülke ucuz iii)Rusya ile çok sevişmiyorlar. Kiev’de 2.5 gün geçirince Ukrayna konusunda algım açıldı. Bu üç yüzeysel klişeyi bir kenara atıp aşağıdaki üç maddeyi yazıya başlamadan vermek isterim.

i)Tarih, Tarih ve Daha Çok Tarih: Ukrayna’nın içinde bulunduğu topraklardaki medeniyetlerin tarihi 7000 yıl öncesi gibi sürelere uzuyor. Buralarda Hunlar, Gotlar, Romalılar ve 5. yy itibariyle Slavlar ve Kazaklar yaşamış.

ii)Kyiv Rus: Kiev şehrine Ukrayna dilinde “Kyiv” deniyor ve şehrin ilk kuruluşundaki orijinal adı ise “Kyiv Rus“. Neden? Tuhaf ama aslen Rus İmparatorluğu’nun ilk tohumları Kiev’de atılmış. Ancak Moskova’nın yükselmesi ile Kiev gözden düşmüş. 12 ve 13. yy’larda Kiev, Moğollardan saldırılar almaya başlayıp iyice gerilemiş. Ayrıca meşhur Avusturya-Macaristan imparatorluğu da 50 yıl kadar Kiev’in de dahil olduğu bir bölgeyi yönetmiş. Bugün bize kalan? Harika kahve ve opera! Bir de II. Dünya Savaşı’nda Nazi ordusu işgaline maruz kalmış. Ülke geneli ve en çok da yahudi nüfus çok acı çekmiş.

iii)Modern Ukrayna: “Ukrayna” kelimesi “sınır hattı” anlamına geliyor. Ukrayna’nın Rusya’dan bağımsızlığını kazanması ise yakın bir tarih olan 1991 yılında gerçekleşiyor. Ancak günümüzde de bazı çatışmalar, sıkı devlet kontrolü, ve politik belirsizlikler var.

Çok özet ülkenin tarihini kavradıysak; söz içinizi daha da şişirmeyeceğim. Hemen Kiev’de nasıl bol bol gezilir, nerelere gidilir konularına geçiyorum. İki tam gününüz, bol enerjiniz, rahat ayakkabılarınız ve bol bol yiyip içmeye hazır bir mideniz olduğunu varsayıyorum ve listeme başlıyorum..

1)Konaklamanızı Merkezden Ayarlayın

Burası konaklama ücreti konusunda insanın karnına ağrılar sokan bir şehir değil. Geceliği 100 TL’den başlayan fiyatlarla merkezden otel, apart veya air b&b kiralayabilirsiniz. Güvendiğiniz konaklama sitesini açın ve konuma göre dizin. Ben konumdan 10 puan alan bir apartta kaldım ve aşırı memnun kaldım. Linkini şuraya bırakayım. Buranın işletmecisi Sergey ile de gitmeden whatsapp üzerinden muhabbeti kurdum. Bir daha gidersem bana ve tanıdıklarıma iyi fiyat verecekmiş, öyle der. Burda kalmak isterseniz yorum bırakın size Sergey’nin telefon no’sunu vereyim. 😉

Özgürlük Meydanı: şimdi – protestolar zamanında

2)Özgürlük Meydanı ve Khreshchatyk Bulvarından Gezmeye Başlayın

Yeni bir şehre gidince içinden “Neresi buranın İstiklal Caddesi (r.i.p) ??” diye geçirenlenden misiniz? Aynı türdeniz! Pek çok şehirde merkez cadde ve meydan net belli olmayabiliyor. Şehirler çok merkezli olabiliyor. Evet, çok sinir bozucu. Ancak Kiev’in ana meydanı Özgürlük Meydanı (Maidan Nezalezhnosti) ve ana caddesi meydanın sonundaki devasa Khreshchatyk Bulvarı. (adını okumaya çalışmayın  – offline  harita app’ine yazın gitsin)

Özgürlük Meydanı, 2013 yılındaki (Gezi Parkı ile benzer dönemlerde) öğrenci protestoları olarak başlayan ancak yönetimin şiddet uygulaması ile tüm ülkeye sıçrayan hareketin de kilit bir toplanma merkezi. Tüm protestolar ve çatışmalar sonucu ülke başkanı Viktor Yanukovich istifa ederek çekilmiş. Bu süreçte pek çok masum ve genç Ukraynalı da hayatını kaybetmiş. Bu dönemleri anlatan 8.4/10 puanlı harika bir belgesel var: Winter on Fire. IMDB linkine şuradan ulaşabilirsiniz. Ben de en kısa zamanda izlemek istiyorum.

Bir de “meydan” kelimesi ukrayna dilince “maydan” diye okunuyor. Dil olarak tek ortak noktamız. Gerisi kiril, gerisi Slav. 🙂 Khreshchatyk Bulvarı’nı baştan aşağıya gezmek neredeyse bir saatinizi alacak, devasa bir bulvar şimdiden belirteyim.

3)Khreshchatyk Bulvarı’ndan Kalkan City Bus Turlarına Binin

Evet farkındayım süper “insider” bir bilgi olmadı. Ancak zamanın sınırlı ve görülecek yerin çok olduğunu düşünürsek, eh bir de şehri anlatıyorlar daha ne olsun deriz. Bulvarda trafiğin aktığı yönün tersine yürüyünce hemen sol tarafta göreceksiniz City Bus’ı. Tam 11 durağı var ancak Ukraynalı dostlarımız henüz turizm ve organize olma konusunda çok iyi değiller. Duraklarda inip saatlerce bekleyebilirsiniz. Benim önerim hiç inmeden turu tamamlayın. Tüm tur bir buçuk saat sürüyor. Sonra gözünüze kestirdiğiniz duraklara gidersiniz. Bu otobüs saatleri nasıldır derseniz şuradan (tık tık) buyurun. Bir de Kiev’de harika muraller, sokak sanatları var. En güzel keşfetme yöntemi yürüyerek ve City Bus’tan yerlerini saptayarak.

4)Golden Gate ve Çevresi

Merkezden (Özgürlük Meydanı) çok uzaklaşmadan yürüyerek Golden Gate ve çevresinde sokaklara açılmaya hazırız artık. Gözler kiril alfabesine ve muhtemelen yazılanları hiç anlayamayacağı gerçeğine alıştı. Komünist stili devasa geniş bulvarlara ve karasal mevsime de alıştık. Adım başı “кави” yazan ve “kahve” anlamına gelen büfelerden harika kahveler de almaya başladık. Keyifler yerinde. O zaman şehrin en zengin semtlerinden birinde gezmekle devam edelim.

Golden Gate, Kyiv şehrinin tarihi kalesinin kalan son duvarının korunup sergilendiği bir yapı. İçine girip gezebiliyorsunuz, dışarıdan da bakması keyifli. Benim kaleler konusunda görüşümü biliyorsunuz (“taş üstüne taş”) o nedenle dışardan baktım. Hemen yanında güzel bir havuz etrafında masaları olan Golden Gate Park ve cafesi var. Burada oturup havuzu izlerken birşeyler içmek çok keyifli. Bir de parkın girişindeki ağaçlardan birinde tamamen plastik çatallarla yapılmış kedi heykeli var. Gülümseme garantili 🙂

5)Mariyinsky Parkı ve Sarayı

Burası şehrin en büyük ve önemli parklarından. Ayrıca ülke başkanının sarayına da ev sahipliği yapıyor. Taksiyle, yürüyerek veya en yakın metro istasyonu Arsenalna durağından ulaşabilirsiniz. Havuzu, sevgililerin kilitler astıkları “Aşıklar Köprüsü”, bir de Dinyeper Nehri’ne tepeden bakan harika panaromik bir manzarası var. Yanınıza içecek ve atıştırmalık bir şeyler alıp tam keyif yapmalık bir park. Genelde havuza bakan banklar kapılmış oluyor. Bir de Kievli dostlarımız hep banklara oturuyorlar. Annem ve ben çimlere yatıp meyvelerimizi yiyerek parkın düzenini baya bir bozduk sanırsam. 🙂

6)Kiev-Pechersk Lavra = “Caves” Mağaralar Manastırı

Öncelikle belirteyim ki (ben de gidip görene kadar bilmiyordum) Kiev, ortodokslar için çok kutsal bir şehir. Ortodoks hacıların mutlaka uğraması gereken pek çok manastır, kilise bu şehirde. O nedenle hem haç yolculuğuna çıkanlar hem de turistlerden oluşan tuhaf bir kalabalık var. Kiliselerin girişinde bir tarafta baştan ayağa kapalı giyinen kadın hacılar bellerinden bükülerek eğilip kalkarak dua ediyorlar, manastır duvarlarını öpüyorlar; diğer tarafta selfie çubuklu turistler foto çekiyor. Baya değişik bir karışım var. 🙂

Dinyeper Nehri manzaralı, tepelerden birince 28 hektarlık devasa alanda (Kiev’deki tüm dini yerler gibi) altın kubbeleri ile şehrin en büyük ve en önemli manastırlarından biri burası. Üstelik yer üstü manastırlara ek olarak yer altı gezilen mağaralar ve mağaraların içinde eksi mezarlar ve kiliseler var. Bu manastır Slav ülkeler içinde en en kutsal bölge sayılıyor. Rusya, Ukrayna ve Belarus’un hacılarını burada görebilirsiniz. 1051 yılında inşasına başlanan manastırın yer üstü kısmı gezmek 20 grivna, yer altı kısımlar ise 60 grivna. Bu arada 6 grivna yaklaşık 1 TL – fiyatlar oldukça insaflı.

Ben bu sefer burayı dıştan gördüm. Anlam ve önemine bir de yer altı kısmı olduğu bilgisine hakim değildim. Kiev’e yolum bir daha düşerse ilk iş burayı etraflıca gezmeye en az 3 saat ayıracağım.

7)Aziz Sofia Katedrali (=Aya Sofya Katedrali)

Kiev-Pechersk Lavra kompleksine bitişik Aziz Sofia Katedrali hem unesco dünya mirasları listesinde hem de ismen tanıdık geldi. 1000’li yıllarda o zamanki adıyla Constantinople’daki Aya Sofya’ya rakip olarak inşa edilmiş. 11. yüzyılda Kyiv Rus bölgesindeki çok seviyen Kiev Prensi tarafından Bizanslı ustalara yaptırılmış.

Elinize çatal alıp pasta niyetine saldırmalık mimari yapılar için #Kiev 🇺🇦🏰🎂🍦

A post shared by Zeynep Cansoylu (@zeyneppcans) on

8)Podil Bölgesi ve Aziz Andrew Kilisesi

Diğer adıyla “Andrew’s Descent” (yani Andrew yokuşu) olarak bilinen bu bina google’a Kiev yazında karşısınıza ilk çıkacak kartpostallık bir görüntü. Efsaneye göre eski zamanlarda bir adam, bu tepeye bir haç dikmiş ve demiş ki “Harika bir şehir tam burada kurulacak.” Bu dadam da havari Andrew’müş. Benim gibiyseniz gözleri çoktan devirdiniz, biliyorum & çok iyi anlıyorum. 🙂

Günümüze gelecek olursak buradaki yeşilin en tatlı tonlarındaki kilise 1754 yılında İtalyan mimar Bartolomeo Rastelli tarafından yapılmış. Kubbeleri tamamen altın olmayan nadide dini yerlerden biri! Bu mimar aynı zamanda St Petersburg’daki Kış Sarayı’nı da yapan kişiymiş. Zaten kilise fazlası ile Rus duruyor. Bu sıralar restorasyonda olduğu için dışarıdan bakabildik sadece.

Kilisenin yer aldığı bölgeye Podil deniyor ve bol bol hediyelik eşya satan stand, cafe ve arnavut kaldırımlarıyla çok sevimli yerlerden biri. Bol bol yürüyecek, yokuş inip çıkacaksınız. Bence spor ayakkabı giymekte fayda var. Ayrıca çok çeşitli eşyalar olan standlardan mutlaka bir şeyler almak isteyeceksiniz. Yanınızda nakit para getirin ve pazarlığa açık olun. 🙂

9)Landscape Alley Parkı (Peyzaj Sokağı)

İşte burası (google’a değil ama) bana “Kiev” dediğinizde size ilk göstereceğim görsel. Podil bölgesine gelmişken buraya uğramamak olmaz. Küserim size! Podil’in merkezindeki hediyelik eşya satan standları, Andrew Kilisesini ve kalabalıkları arkanızda bırakıp meydandaki parka girin. Parkı da geçtikten sonra saklanmış ufak bir sokak bulacaksınız. Orası Landscape Alley!

Haritada kolayca bulmanız için sokağın tam adı Velyka Zhytomyrska Street. Seramik parçalarıyla kaplı türlü ve minnoş heykeli görünce kocaman gülümsememek imkansız. Küçük prens, kocaman kediler, ağzını kocaman açan (aynı zamanda bank olan) canavarlar, birbirine sarılan devasa zebralar.. vb vb Bu tatlı canavarımsı sanat eserlerinin içine girmek, tepelerine çıkmak, çocuk parkındaki oyuncaklarla oynamak serbest. Ancak bizim gibi öğle sıcağında gitmeyin. Daha aktif vakit geçirmek için sabah serinliği ideal. 🙂

10)Çernobil Müzesi ve Çevresindeki Harika Sokak Sanatları

Çernobil nükleer santral faciasını duymayan yoktur. Kısaca özetini, yüz binlerce insana ve ülkemize etkilerini okumak için tık tık. Felaketin meydana geldiği Çernobil şehri, Kiev’den 90 km uzaklıkla ve günlük turlar düzenleniyor. Kiev’de biraz vaktiniz varsa gerçekten çok etkileyici bir deneyim olabilir bu tura katılmak. Ancak hala normalin çok üstünde radyasyon seviyesinde ve her bölgesine girilmiyor. Günlük Çernobil turları için tık tık. Ufak bir hatırlatma: “hazır Kiev’deyim, haydi tura gideyim” diyerekten spontan karar almak imkansız. En geç 15 gün önceden turunuzu satın almanız gerekiyor.

Biz hem neşemizi düşürmemek için hem de Kiev’de fazla vaktimiz olmadığı için gitmedik. Çernobil felaketi olduğunda ben dünyada henüz yoktum. Annem bu dönemi televizyondan takip ettiği için her detayı hatırlıyordu ve üzülüyordu. O yüzden yerine gitmek yerine müzesine gittik. Kontraktova metro istasyonuna yakın müzenin giriş ücreti 20 grivna (yaklaşık 3 tl). Audio guide almazsanız pek fazla İngilizce açıklama yok. Her açıklamayı dinleyip anneme fenalık geçirtmemek için audio guide almadım. Ancak sergilenen fotoğraflar, eşyalar, mektuplar, trioid kanseri olan çocuklar.. her şey kiril alfabesinde olsa da yeterince açıktı. Bir de tüm elektronik, ekran vb işleri Japonlar yapmıştı. Fukuşima’daki nükleer felaketi de anlatan bir kısım ve sakuralar vardı. Canım Ukraynalılar & Canım Japonlar 🙁

11)Aziz Michael Katedrali

Çernobil felaketinin simsiyah havasından biraz silkinmek isterseniz şehir merkezine (evet Özgürlük Meydanı yakınları) dönelim. Bebek mavisi ve beyaz tonlarda ve (tabii ki de!) altın kubbeli Aziz Michael Katedrali’ni ziyaret edelim. Orijinali 12. yüzyılda yapılan katedreli Sovyetler 193o yılında “değersiz” görüp yıkmışlar maalesef. Sovyetlerin yıkılışından sonra 1991 yılında aslına sadık kalarak (hello altın kubbe) yeniden inşa etmişler.

Dışındaki altın kubbeleri benim gibi gösterişli buluyorsanız içine girince en UV filtrelisinden güneş gözlüğü öneririm. İçerisi yerden tavana bol altın renkli ve süslü. Dini yerleri zaten sevmeyen ben ortodoksların kiliselerini mimledim burası yüzünden. O kadar fazla şey ve renk var ki.. burada nasıl sakinleşip içlerine dönüyorlar bilemedim. Kim bilir Rusya’da neler göreceğim.. 🙂

12)Kiev Opera Binası

Bir dönem Avusturya-Macaristan etkisi alan kalan Kiev de tabii ki de harika bir opera binası ve gösteriler var. Etkinlik takvimini şuradan takip edebilirsiniz. Binayı dışarıdan mutlaka görün derim. City Bus turuna binerseniz önünden geçiyor. Viyana Operasında olduğu gibi rehberli turlar yok. Ancak 2 TL’den başlayan fiyatlarla bilet alıp bir akşamı burada geçirmek çok harika bir fikir. İçeride 4 TL’ye şampanya olduğunu söylesem.. ilginizi daha da çeker miyim?

13)Rodinamat (MotherLand) Heykeli ve Savaş Müzesi

Rodinamat heykeli şehrin her yerinden görülüyor ve New York’taki Özgürlük Anıtından büyük olduğu söyleniyor. Aşırı büyük heykelleri seviyorsanız yanına gitmek ve hemen altındaki Savaş Müzesini gezmek tam sizlik. Heykelin sağ elinde havaya kaldırdığı kılıcı ve sol elinde üzerine çekiç ve orak işli kalkanı var. Ben buradaki müzenin girişini: tankları, savaş uçaklarını City Bus turundan görüp gezmeyi çok istedim. Ancak müze kapanmak üzereydi – o nedenle girmedik. Kiev’e bir sonraki gelişimde yapılacaklar listemde.  Bir de sonradan araştırmalarıma göre müzenin II. Dünya Savaşını anlatırken çok taraflı olduğunu söyleyenler var.Böyle devasa heykeller konusunda görüşüm “uzaktan daha güzel” olmuştur hep. Ancak Savaş Müzesini gezmeden yorum yapamadım. Bence vaktiniz varsa gidin.

14)Yahudi Mahallesi ve Brodsky Sinagogu

Şehrin ana sinagogu olan Brodsky’i ziyaret etmek ve yahudi mahallesinde gezinmek için bir iki saat ayırabilirsiniz.  Çünkü burada yahudi yerleşimlerin tarihi Rusların hıristiyanlık tarihinden bile eskiye dayanıyormuş. Dilerseniz walking-tour tadında rehberli turlar da var. İçiniz bir miktar daha üzülmeyi kaldıracaksa Babi Yar katliamının izlerini sürebilirsiniz. II. Dünya Savaşında 1941 yılında Kiev, Nazi ordusu egemenliğine giriyor. Şehirde sürekli bombalamalar, sivillerin öldürülmesi gibi olaylar gelişiyor. Eylül ayı sonunda Alman ordusu askerleri şehrin dört bir yanına duyurular asıyor. Kiev şehrinde yaşayan tüm yahudileri 29 Eylül sabah 8’de Melnikovsky & Dokhturov caddeleri köşesine çağırıyorlar. Ayrıca yanlarına değerli eşyaları ve paralarını almaları çünkü başka şehirlere gönderileceklerini söylüyorlar. Gelmeyen yahudilerin vurulacaklarını da ekliyorlar. Sadece o sabah, belirtilen yere gelen 33.000 yahudi vurularak öldürülüyor.. Devamında Kiev’de hayatını kaybedenlerin sayısı 60.000 binleri buluyor. Yaşadığımız zamanda ben böyle bir olayı hayal bile edemedim. 🙁

15)Harika Yeme & İçme İşleri

Tamam sizleri biraz üzdüm, farkındayım. Şimdi harika yeme & içme önerileriyle neşenizi ve kan şekerinizi zıplatmak niyetindeyim.

i)Milk Train: Ukrayna’nın, hatta Avrupa’nın en harika kahvaltısı, kahveleri ve tatlıları. Beğenmeyene benden parasının iki katı iade! Karamelli popcornlu ve muz kremalı kek vardı. Başka sözüm yok!

ii)Public Cafe: Evlenip nikahınıza almak isteyeceğiniz baconlı egg benedict burada. Ayrıca tuhaf ama nargile de var ve 25 TL civarı.

iii)Dogs and Tails: Yerel biralar, harika kokteyller ve efsane ötesi sosisler için!

iv)La Bodeguita Del Medio: Evet adı Küba’daki orjinal ve efsanevi mojito barı ile aynı. Rom ve Küba kokteylleri denince yüzü gülen, hayatı anlam kazananlardansanız tam sizlik bir yer. Öyle bacardi rom yok, tüm romlar Havana Club! Canlı müzik var ve yemekler başta Meksika olmak üzere Güney Amerika kafalarında. kalp kalp kalp.

v)Gürcü yemekleri deneyebileceğiniz her hangi bir yer: mutalaka 95% kuzu eti, 5% pirinç içeren Gürcü yaprak sarmasını deneyin! Bence biz burada yanlış yapıyoruz: kıyma yerine parça kuzu eti kullanmak ve pirinci azaltmak şart. 🙂

Son olarak..keşke gitmeden birileri bana söyleseydi diye düşündüğüm

Bir Takım Faydalı Bilgiler

  • Taksileri Bol Bol Kullanın: hava alanından otele gitmekle başlayarak bol bol taksi kullanacaksınız. Zaten para birimini, TL’nin 6’da biri olduğu için ekonominizi sarsmayacak.
  • Pazarlıktan Çekinmeyin: taksilerin büyük kısmında taksimetre yok. binmeden ücretini soruyorsunuz, telefon ekranına grina cinsinden yazıyorlar. Hemen evet demek yok, aşağıya çekin. Sürücü hayır derse arkanızı dönüp yürüyün. Rakip taksici gelecek ve istediğiniz ücrete sizi götürecek. Evet çok ayıp ama yoksa dev kazıklanırsınız.
  • İklim: Coğrafya derslerindeki o “karasal iklim” doğru ve Ukrayna’da gözlemleyebilirsiniz. Yazın gündüz güneşten yanık olabilir, gece üşüyebilir. Sabahları sağanak yağmurlara uyanabilirsiniz. Kasım-Mart arası da şehirden kar kalkmıyormuş. Gitmek için favori seçenek: Eylül, Ekim ve Mayıs.

Bir de yetişemediğim ama aklımın kaldığı bir şey Kiev metrosunu kullanmak. Dünyanın en harika metrolarından biri olduğu rivayet ediyor. Taksi fiyatlarının uygunluğu ve yapılacaklar listem elimden ordan oraya koşturduğumuz için metroya binmeyi atladım. Siz mutlaka binin olur mu? 🙂

Şimdi söz sizde – Aklınıza yattı mı? Kiev’e gider miyiz? Gidenlerin güzel anıları var mıdır? Mutlaka yorum bırakın!  🙂

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

9 Comments

  1. Derinom
    Ağustos 13, 2017 / 8:17 am

    Yine Harika bir yazı, çok keyifli 2 gün olmuş😍 Ben şimdiden uçak bileti bakmaya başladım bile. Umarım en kısa zamanda gidebilirim. Gitmeden mutlaka size ulaşırım.

    • zeynepcansoylu
      Ağustos 14, 2017 / 11:01 am

      çok teşekkürler güzel yorum için 🙂 umarım en kısa zamanda gidersiniz, sevgiler.

  2. Ağustos 13, 2017 / 1:41 pm

    Lviv’e gitmiş ve çok beğenmiştim. Kiev’e de 2018 de gitme niyetim var, bu yazıyı çıktı alıp direk giderim sanırım 🙈 Elinize sağlık

    • zeynepcansoylu
      Ağustos 14, 2017 / 11:01 am

      çok teşekkürler güzel yorumunuz için 🙂 sevgiler

  3. Hülya
    Ağustos 15, 2017 / 7:00 pm

    Elinize sağlık. Çok güzel yazmışsınız. Resimler mükemmel. Gezmeyi çok sevrrim. 2018 mayıs için plan yapmaya başladım. Çocukken mektup arkadaşım vardı Kiev ten çocukluğuma gittim. Okumak çok keyifliydi. 😊

  4. Ağustos 23, 2017 / 10:02 am

    Selam, harika yazı için teşekkürler 🙂

    Haftaya Kiev aktarmalı bir seyahatimiz olacak ve Kiev de bekleme süremiz 5 saat. Bu süre şehre için tek bir yer önerecek olursan nereye gitmeli, ne yemeli. Sabah saatleri olacağı için kahvaltı tercihimiz olabilir 🙂

    • zeynepcansoylu
      Ağustos 23, 2017 / 6:10 pm

      bence once milk train’de kahvaltı, sonra da kiev’e dair fikir vermesi açısından yerinizden inmeden 1.5 saatlik city bus turu derim 🙂

  5. Cansu
    Ekim 30, 2017 / 8:05 pm

    Çok açıklayıcı ve nokta atışı olmuş yazdıklarınız gidip görüp yemek yemek istedim şuan 😋

    • zeynepcansoylu
      Ekim 31, 2017 / 7:32 am

      çok teşekkürler güzel yorum için 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir