Daha Çok Seyahat Etmek İçin Bilimsel Sebepler!

2
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?
IMG_0429

Antalya Havalimanı

Seyahat etmek maalesef bizimki gibi toplumlarda biraz kendini şımartmak ve ihtiyaçlar ötesi bir lüks olarak algılanıyor. Çok seyahat edenlere (bir kısım açık görüşlü insan dışında) iyi gözle bakılmıyor. Hatta işi abartıp “iyi yolculuklar” demek yerine “amma gezdin, biraz evde otur” gibi (sanki fikrini sormuşsunuzcasına) sevimsiz yorumlarını beyan eden insanlar bolca var. Aslında herkesin öncelikleri, hayatını ve parasını nasıl harcaması gerektiği tabii ki de sadece kendisine kalmış dostlar. Ancak ülkemizi (Dünya mutsuzluk anketinde sondan 3. sırada çıkmışız) diğer ülkelerle kıyasladığımda bazen içim kararıyor.

Mesela Avrupada, Amerikada, Avusturalyada, Nordiklede gençler üniversitede okurken veya bitirince bir yılını tamamen boşaltıp, minimum bütçe ve bol bol günlük işlerde çalışarak sırt çantası ile dünyayı geziyor. Ben kimim, beni ne mutlu eder, hayatımla ne yapmalıyım sorularının cevaplarının peşine düşüyor. Şimdi 20’lerim başında olup böyle bir maceraya atılmak için neler vermezdim, anlayamazsınız. Bir şekilde hayatta ne yapmak istediğimi kendimce tanımladım; uğraşıyorum ulaşmak için. Seyahat ve değişik kültürler görme işini 20 günlük izinim ve bayram tatilleri ile götürüyorum şimdilik. 🙂 Ancak başta kendim gibi seyahat tutkunları, sonrasında da “acaba gitsem mi” diyenler için araştırıp bilimsel kanıtlarla ve seyahat etmek üzerine kendi çektiğim fotograflarla geldim. Evet, karşınızda Daha Çok Seyahat Etmek İçin Bilimsel Sebepler! Bir sonraki seyahatinizi planlarken, borçlanmanız gerekirse veya müdürünüzden izin isterken bilimsel sebeplerle argümanınızı destekleyebilirsiniz. 🙂

Seyahat Etmek Ömrü Uzatıyor

IMG_1027

Vondelpark, Amsterdam

Los Angeles Times dergisin yayınladığı ve Ohio State ve UCLA Üniversitelerinin hem fareler hem de insanlar üzerinde yaptıkları deney sonucu seyahat etmenin ömrü uzattığı bilimsel olarak kanıtlanmış. Peki nasıl? Çalışmalara göre ömrü kısaltan etmenler; stres, tansiyon ve bağışıklık sisteminin zayıflaması olarak tanımlanmış. Deneklerin belli bir süre çalışıp (veya okula gidip) stres yüklenmeleri sonra da düzenli aralıklarla 2 haftalık seyahatlere çıkarak deşarj olmaları döngüleri ölçülünce gerçekten de yılda bir kaç defa çıkılan seyahatlerin (ki bunlar tropik veya plaj seyahati olmak zorunda değiller; şehir gezmek de sağlıklı) tansiyona, stresi düşürmeye ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye olumlu etki ettiği ölçülmüş.

Ben hep diyorum güzel (ve tercihen uzun) bir tatilde ömrüm uzuyor, içim hayat neşesi ile dolup taşıyor diye. Şimdi arkamda bilimsel gerçekler var. Kimse beni durduramaz. 🙂 Peki farelerde bu deney nasıl yapıldı? Zavallık farecikler belirli aralıklarda çalıştırılıp (koşma, labirent) kortizol (yani stress) seviyeleri artırılmış. Sonra farklı yerlerde (farklı yer kritik 🙂 ) dinlendirilip tüm olumsuz etkilerin iyileştirildiği görülmüş. Yani yıllık izinlerinizi kullanmıyorsanız firmanıza kötülük bile yapıyor olabilirsiniz. Belki de hastalanıp sigorta haklarınızı sonuna kadar kullanıp daha büyük zarar vereceksiniz. Bir daha izin alırken bu mantıkla bir argüman sunabilirsiniz.

Seyahat Etmek Zekayı (IQ Puanını) Yükseltiyor

IMG_4319

Pekin Uluslarası Havalimanı

Amerika Birleşik Devletleri Eğitim Bakanlığı tam 21.600 adet çocuğun ana sınıfından 5. sınıfı bitirene kadar düzenli akademik başarı ve seyahat datalarını tutarak; seyahat etmenin IQ’yu artırdığını kanıtlamış bulunuyor! Daha fazla seyahat eden çocukların okuduğunu anlama, matematik ve genel kültür seviyelerini istatiksel açıdan anlamlı olacak ölçüde artırmış. Peki neden? Araştırmacılar daha çok seyahat edip farklı kültürleri gören çocukların daha hızlı öğrenmeye başladıklarını ve daha açık fikirli olduklarını düşünüyor. Bir de seyahatlerinde müze, tarihi alanlar gibi bilgi alabilecekleri yerleri gezmeleri de IQ gelişimine ve yeni perspektifler edinmelerine yardımcı olduğu tahmin ediliyor.

Seyahat etmekten anladığınız 5 yıldızlı bir resortta yatıp yuvarlanmak değilse; çok rahat bir şekilde zekayı geliştirdiğini söyleyebilirsiniz. 🙂 Ben geçen yılki  2 haftalık Asya (Singapur-Çin-Japonya) seyahatimde beynimin aşırı zorlanıp bakış açımın geliştiğini bizzat yaşadım. 🙂 Herşey yaşadığım coğrafyada alıştığımdan çok ama çok farklıydı. Mesela yukarıdaki harita, Pekin Uluslarası Havalimanından.. Asya kıtası solda; Amerika kıtası sağda. Bunu görmek ve algılamak Maximiles reklamında dedikleri gibi “paha biçilemez”di.

Seyahat Etmek Kalp Krizi Riskini Azaltıyor 

IMG_2086

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Amerikada 9 yıl boyunca yapılan (ve resmi özetini detaylıca şuradan okuyabileceğiniz) bilimsel çalışmaya göre seyahat etmek kalp krizi riskini azaltıyor. Yalnız bir noktanın altını çizmeliyim bu çalışma kalp krizi nedenli ölümlerden sayıca daha fazla muzdarip olan erkekler üzerinde yapılmış. Sonuçlar nedir peki? Orta yaşlı erkeklerin yılda “seyahat ederek” geçirdiği günler arttıkça koroner kaynaklı ölüm riskleri azalmakta. Hemen şimdi çok seyahat eden zaten çok zengindir, o nedenle daha az streslidir ve kalp krizi geçirmez diyeceksiniz. Bu gelir elementini de eleyip benzer gelir grubunda yapılmış bu çalışma.Yemezler, o bilet alınacak, o bavul yapılacak yollara düşülecek paşalar! 🙂

Özellikle orta yaş ve sonrasında seyahat etmek istemeyen bir kocanız veya babanız varsa yukarıdaki bilimsel çalışma ile mis gibi ikna edilebilir diye düşünüyorum. 🙂 Sonuçta yeni yerler görüp kalp hastalıkları riskini bilimsel olarak azaltacak. Tam bir kazan-kazan durumu.

Seyahat Etmek Çiftler Arasındaki İlişkiyi Güçlendiriyor

IMG_7742

Sacré-Cœur Bazilikası, Paris

US Travel Association’ın yaptığı bir araştırmaya göre birlikte düzenli ve bol seyahat eden çiftler, ilişkilerinde daha mutlu ve daha derin hissetmekteymiş. Bir de düzenli seyahat etmeyen çiftlere göre daha sık seks yaptıkları saptanmış.  Ankete katılan çiftlerin 83%’ü ilişkilerini “romantik” olarak tanımlıyor ve bunu sık seyahat etmelerine bağlıyorlarmış. Ankete katılan çiftlerin 72%’si sehayat etmenin ilişkilerini canlı tuttuğunu emin olduklarını söylemişler.

Sık seyahat eden çiftlere ideal hediye sorulduğunda hepsi “tatil” demiş özellikle kadınların 63%’ü mücevher yerine uzun – hafta sonu tatillerini tercih edeceklerini söylemiş. Aynen benden de o kadar. Yeni bir yeri keşfetmenin heyecanı hiç bir mücevherde yok. Belki de artık “airplanes are a girls best friends” demenin zamanı gelmiştir? 🙂

Seyahat Etmek Mutluğu Artırıyor (Depresyonu Önlüyor!)

IMG_2917

Çin Mahallesi, Singapur

Seyahat etmek tabii ki de mutluğu artırıyor, bu da konu mu diyenler için iki adet bilimsel çalışma ile geliyorum. Birincisi Wisconsin Medical Journal’da yayınlanan (tüm makaleye şuradan ulaşabilirsiniz) Bu çalışma nedir? 1996-2001 yılları arası 1500 kadında yapılan çalışma yıldaki seyahat miktarı ile depresyon, gerilim ve mutsuzluğun korelasyonu araştırıyor. Sonuç? İki yılda bir veya daha az seyahat eden kadınların depresyona yatkınlığı çok daha fazla! (evet gelir, eş durumu gibi diğer etmenler sabit. kızmayın hemen). Çalışmayı yapan bilim adamları yılda iki veya daha fazla seyahate gitmeyi ve böylece (bilimsel olarak da 🙂 ) depresyon riskinin azalacağını, üretkenlik ve hayat kalitesinin artacağını kanıtlıyorlar.

İkinci çalışma Vermont Üniversitesi’nden geliyor. (şuradan makaleye ulaşabilirsiniz) Twitter üzerinden 46 trilyon kelimelik bir araştırma! İnsanların duygularını ve düşüncelerini ifade etmek için online dünyada twitter üzerinden 140 karaktere sığdırdıkları kelimeleri ölçümlemişler. 63 milyon kullanıcıyı tam 33 ay takip etmişler! 10.000 farklı kelime ile bireylerin mutluluk seviyeleri ölçülmüş. Sonuç? İnsanlar evden uzakken çok daha mutlular. 🙂

Zaten hepimiz seyahat etmenin mutlulukla, deşarj olma ile, bakış açımızı geliştirme, neşe ve hoşgörü dolma ile ilişkisini biliyorduk. Bilimi de arkamıza aldık şimdi kimse tutamaz bizi.

Ben de bu bilimsel çalışmaların ışığında Şeker Bayramına İzmir ve Kos (Yunanistan), Kurban Bayramına Güney Afrika seyahatleri planladım. Sonrasında Kasım’da ufak bir Edinburgh ve Glasgow ile geçen yıl aşık olduğum İskoçyaya yeniden merhaba planım var. Bütçem dayanırsa Aralık ikinci hafta Budapeşte! (Yılbaşında pahalı olur, biz erkenden gidelim). Ama aslında gözüm ve gönlüm Şubatta Brezilyada Rio Karnavalında (ordan bir de Borges’in aşk yaşadığı şehri Arjantin yaparız, oh mis 🙂 ), Güney Amerika olmazsa Tayland da olur . 🙂 IMG_2030

 

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

7 Comments

  1. Haziran 14, 2016 / 5:18 am

    Günaydıııın!
    ‘Amma çok gezdin/hayat sana güzel/biraz da evde otur’culara hastayım ve içten içe çok gülüyorum onlara, haberleri yok. Seyahat etmek kadar kendini tanımanı, gelişmeni ve değişmeni tetikleyecek birşey daha yokken, daha çok tüketip, seyahati öncelikleri arasına almayanların gereksiz yaklaşımından başka birşey değil.
    Tüm sebeplere katılıyorum + başlıca özgüven yükseltici aktivitelerden bana kalırsa! 🙂

    • zeynepcansoylu
      Haziran 14, 2016 / 5:03 pm

      Selamlar,

      güzel yorum için çok teşekkürler 🙂 bence de özgüven artırıyor. bir de seyahat sırasında insan adapte olma ve sorun çözme yeteneğini geliştiriyor kesinlikle 🙂

      sevgiler

  2. zehra
    Aralık 15, 2016 / 9:55 am

    Son bir ayda zorunlu olarak üç ülke gezince endonezya-filipinler-ısveç ne alaka demeyin..eşimin işleri sağolsun..gönülsüz gönülsüz gezdikten sonra sunu gordum:iki çocukla bir ay önceki biz aynı biz değildik..6 yaşındaki oğlumun algisi,yorumları,soruları,sonra türkiyede zorla ya zorla ya bir ıngilizce kelime söylemeyen oğlumuz ,özellikle filipinlerde ıngilizce kelimeler kendi kendine konuşmaya başladı ..oturduğumuz yerden olmuyormus bu işler..ha birde benim gibi evim evim güzel evim diyorsanız bavulun içinde de yasanabiliyormus ,kendimi de görmüş oldum..seyehat eden sıhhat bulurmus..tebdil İ mekanda ferahlık varmiss.sevgilerr…sizleri zevkle takip ediyoruz

    • zeynepcansoylu
      Aralık 26, 2016 / 6:06 am

      güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim 🙂
      bavuldan yaşamaya alışında insan bağımlı oluyor bence. oğlunuz için de aşırı sevinçliyim – harika deneyimler biriktiriyor ufacık yaşında. 🙂
      sevgiler

  3. Aralık 26, 2016 / 11:13 am

    gezmek pek güzel – en güzel – ama sonra gerçek hayata uyum süreci yok mu?! tek teselli, sonraki seyahatlerin planını yapmak. özgüven konusuna da kesinlikle katılıyorum. benim gibi evden çalışan biri için önce sudan çıkmış balık hissi yaratsa da o balık havada, karada yaşamaya da razı 🙂 Yazılarınızın devamı gelsin, keyifle okuyor, okutuyorum…

  4. Aralık 27, 2016 / 12:17 am

    Ne güzel bir yazi olmus hepsine katiliyorum. 13 ve 10 yasinda 2 cok gezen cocuk sahibi olaraktan aratirmayida kanitliyoruz😄😄 2.5 ay öncede dünya insani olsunlar diye Kanada’ya geldik daha cok yeni kesif bolgemiz genisliyor😄

    • zeynepcansoylu
      Aralık 27, 2016 / 9:05 am

      Süpersiniz cidden 🙏💚 çocuklarınız da çok şanslılar 🤗💙

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir