Amsterdam’dan Trene Atladım Geldim: Leiden Gezi Notları

0
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

Azılı bir Amsterdam-sever olarak (bu konuyu başka yazılarda detaylıca konuşuruz) her sene en az bir defa Amsterdam‘a yolumu düşürüyorum. Her gidişimde de günü birlik yakınlardaki şehir veya kasabalardan birini gözüme kestirip keşfediyorum. Bugüne çok sevdiğim bir ülke olan Belçika’dan Gent, Antwerp, Brüksel ve Brüj’e gittim. (açık ara favorim Gent oldu.. merak edenler üzerine tıklasın). Belçika (ve birasına) aşkım biraz sakinleyince rotayı Hollanda içine çevirdim. Geçen kış Deflt’e gidip çok beğenince bu Amsterdam gezimizde gözüme güneyden Leiden’i kestirdim. Hafta sonu kalabalığının geçmesini bekleyip kuzey ülkelerine göre güneşli sayılabilecek bir Pazartesi günü Amsterdam merkez istasyondan atladım trene, istikamet Leiden. O zaman hemen sizleri de yanıma alıp Leiden gezi notları yazıma başlıyorum.

Bana Biraz Leiden’den Bahset…

Güney Hollanda eyaletine bağlı ancak “güney” denmesi mesafe algınızı etkilemesin (malum Amsterdam kuzeyde), Amsterdam’a 30 dakikalık tren mesafesinde bir şehir. Hatta Amsterdam’da çalışıp burası sessiz sakin ve daha yeşil diye burada oturan baya bir insan varmış. Amsterdam Leiden arası kaç km merak edenler için araştırdım: 48.6 km ve A4 otoyolu üzerinden araçla ve bisikletle (büyük WOW!) gidilebilir. Bir de ülkenin en eski üniversitesine sahip ve genç nüfus olması da şehri bana sorarsanız daha canlı ve cazip kılıyor.

Şehrin nüfusu 250 bin civarı ve ortasından Rhine nehri geçiyor. Bol bol kanallar ve köprüler, 3-4 katlı binalar, pembemsi kırmızımsı renkli tuğla evler, bol yeşil, bol bisiklet, kanallarda kanolar, tekneler.. vb vb derken bence baya sakin ve güzel bir yer. Salın kuğuları, açın çikolatacıları alın size Hollanda tarzı Brüj! kdjkdjfkg

3 Ekim Tarihini Not Edin…

Leiden şehri (Leyden diye okunuyor) vaktiyle İspanyol kuşatmasına direnip İspanyolları geri püskürtmüş. Hatta bu başarı için kral Willem ülkenin ilk üniversitesini buraya açmış. İşte şehir açısından mutlu ve kutlu bu olayın yıl dönümü 3 Ekim.

Takvimler 3 Ekim’i gösterdiğinde Leiden’de yarınlar yokmuşcasına partileme, festivaller, lunapark alanları ve türlü türlü eğlenceli aktiviteler oluyor. Ziyaretinizi bugüne denk getirirseniz.

Trenede Nereden ve Nasıl Atlayalım?

Damrak’taki merkez istasyondan yani Centraal Station’dan biletinizi alabilirsiniz. Önceden veya online olarak almaya hiç gerek yok. Bilet otomatlarına gidip Leiden durağından duracak her hangi bir trene 24 saat geçerli gidiş – dönüş bileti alabilirsiniz. Bilette “Leiden” yazacak ancak bineceğiniz trende yazmayacak. Çok normal, çünkü bu durakta duracak pek çok tren var. İlk kalkacak treninin hangisi olduğuna elektronik tabelalardan bakabilir veya bilgi merkezine sorabilirsiniz. İkinci sınıf bölümden (koltuk numarası belirsiz kesiliyor biletler) gidiş-dönüş bilet fiyatı kişi başı 22 euro idi. Trene bindiysek ve her şey tamamsa devam ediyorum…

Leiden’e Gelince Sizi Değirmen Karşılayacak!

Leiden tren istasyonundan çıkar çıkmaz hemen yürüme mesafesinde yukarıdaki fotodaki değirmeni göreceksiniz. Tüm Leiden rehberinde ilk görülen görsel. Kendisi size şehre “hoşgeldin” demek ve şehir merkezine giden doğru yolda olduğunuzu belirtmek için orada.

Köprü üzerinden foto çekip etrafı inceledikten sonra aynı zamanda müze olan (giriş ücreti kişi başı 5 euro) bu değirmeni gezebilirsiniz de. Yıllar yıllardır Hollanda’ya giden bir gezgin olduğum için beni açmadı ve pas geçtim. Ancak önceden hiç değirmen gezmediyseniz biraz vakit ayırıp (ki o vakit yarım saati geçmeyecektir) Molenmuseum de Valk’u gezmenizi öneririm. (fotodaki değirmenin müzesinin adı)

Rijn (Rhine) Nehri Kıyısında Yürüyüş & Belki de Botla/Kanoyla Nehir Turu

Hiç harita, app vb kullanmadan kanalları ve köprüleri takip ederek yapacağınız maksimum bir saatlik yürüyüşle şehrin merkezi (old town) ve çevresin görebilirsiniz. Kanallar Amsterdam’a göre daha geniş ve özellikle öğleden önce saatlerde neredeyse tüm sokaklar size kalmış durumda. Biraz masalsı ve eski dünyalardan bir yerdeymişsiniz hissi oluşabilir. Bizim gibi Pazartesi sabahın köründe giderseniz ve fotoğraf çekmeye meraklıysanız çok mutlu olabilirsiniz.

Kanallar boyunca yürüyüşünüz bitmeye yaklaşırken büyük kısmı kanal üzerinde kurulan iskelede yer alan ve kanalın içinde gibi hissedeceğiniz Annie’s Cafe’de bir kahve veya bira/kokteyl içip yakmadan ısıtan kuzey güneşi altında keyif yapmanızı şiddetle öneririm. Girişindeki tahta tabelada yazan “First we eat, then we do everything else“. (İlk iş yemek yeriz, sonrasında diğer her şeyi yaparız) tabelası ve bol köpüklü cappuccinosu ile sevgimi kazandı.

Havanın güzel olduğu günlerde saat başı kalkan kanal bot turlarına katılabilir veya kol kaslarınıza güveniyorsanız kano kiralayıp da gezebilirsiniz. Bot turları genelde 12 veya 1’den sonra başlıyor. Biz ilk başta bot turu işine yanaşmasak da kendi minnoş ve süslü tekneleri, hatta o teknelerde kocaman köpekleri ile gezip biralarını yudumlayan yerelleri gördükçe bot turu yapma isteği ile dolup taştık.

Annie’s Cafe’ye veya yakınlarına gittiyseniz hemen yan sokağında kurulan ve genelde Cumartesi günleri aktif olan pazara De Markt’a da bir uğrayın derim.

Leiden’in Duvar Şiirleri…

görsel: tumblr

Leiden’in binalarının dış cephelerinde yazılı 100 adetten fazla şiir olduğunu söylesem? O zaman telefonu/fotoğraf makinesini bırakıp biraz daha dikkatle bakınarak gezerdik sanki. Belki bilerek belki de bilmeden bizleri daha fazla görerek yürümeye, etrafı incelemeye ve ufak çaplı bir hazine avına davet ediyorlar. Shakespeare’den, Pablo Neruda’ya pek çok dilde ve türde şiirler binaların üstüne onları farketmemizi bekliyor. Yukarıdaki fotoda Türk şair Fakir Bayburt’tan bir şiir görebilirsiniz. Bazı örnekleri Atlas Obscura sitesindeki yazıdan inceleyebilirsiniz.

Leiden’in Pek Çok Pek Çok Müzeleri

Ülkenin en eski üniversitesine (Leiden University) ve harika bir botanik bahçeye Hortus Botanicus sahip bu şehirde nüfusa ve yüz ölçümüne oranla çoook müze var. Hepsini bir güne sığdırmak imkansız. Seçenekleri sıralıyorum, herkes gönlüne göre olanını seçsin. Sen hangisine gittin derseniz? “Yerel bira içmeye” dürüst cevabını vereceğim. (#truestory)

  • Etnoloji Müzesi (The National Museum of Ethnology): Hollandalı koleksiyonerlerin sahip olduğu, farklı kültürlere ve yaşayışlarına ait parçaların sergilendiği bir müze. Ben diyeyim Japon kültürü, siz Meksika.. Gezenlerin memnun kalıp iyi puanladığı bir müze.
  • The National Museum of Antiquities: türlü tuhaflıklar içeren bu müzede özellikle Mısır mumyaları çok ilgi çekiyormuş. Kalıcı 5 farklı koleksiyonu olan müze (Mısır, Yunan, Roma, Etrüskler, Yakın Doğu ve Hollanda) tarih severlere önerilir.
  • CORPUS – A Journel Through The Human Body: Tam benlik bir öneri ile karşınızdayım! Kelimenin tam anlamıyla insan vücudu içinde bir yolculuğa çıktığınız organları görüp duyup deneyimleyebileceğiniz interaktif bir müze. Bunu kaçırdığıma cidden pişman oldum.

Meraklısına aşırı detaylı Leiden Müzeleri listesi: tık tık.

Yeme & İçme Mekan Önerisi – Lot en de Walvis

“Nerede birşeyler yesek?” sorusunu foursquare uygulamasına yöneltirseniz 9 puan ve üstü iki cevap verecek biri Hollandalı diğeri İtalyan. Eh madem kuzeydeyiz deyip yerel seçeneği seçtik. İstikamet: (gene kanal kenarı ve mis gibi iyot kokan) Lot en de Walvis. Güzel havalarda kanal üstü kurulan masalara yerleşip yerel bira eşliğine birşeyler yiyebilirsiniz.

Yalnız ne kadar Dutch mekan seçsem de somonlu pake bowl’u görünce güçlü kalamayıp her zamanki gibi Asya yemeklerine düştüm. Tazeliğini ve tadını çok beğendim. Öneririm!

Bu arada alakasız bir not ama yan masamızda İngilizce konuşan muhtemelen ilk buluşmasında olan ikiliye kulak kabarttım ve çok ilginç bir konuya denk geldim. Hollanda’da kadınlar için doğum izninin ücretli + ücretsiz kullanıldığında neredeyse iki yıl olduğunu, izne giden çalışan yerine kimsenin alınmadığını ve geride kalanların fazla iş yüklenip zorlandıklarını anlatıyordu erkek olan. Hatta bazı kadınların sırf iki sene işe gelmemek için çocuk yaptığını söylüyordu. Biraz da taraflı ve kadın düşmanıydı sanki…. Sonra kız olan sakin sakin dünyaya yeni bir can getirmenin büyük bir karar olduğunu, işe gitmemek için verilmeyeceğini, zaten ülkede doğum oranlarının giderek azaldığını ve artan işleri dengelemenin bir zahmet yöneticilerde olduğunu söyledi. Ortam buz kesti ve ilk buluşmanın katılımcıları sessizce ayrı yönlere dağıldı… Böyle de bir a yaşandı. Yazıp paylaşmak istedim.

Biraz da Tuhaflıklar… Çünkü Neden Olmasın?

Einsten’ın Lavabosu: Leiden Üniversite’sindeki fizik bölümünde yer alan Einstein ve bazı ünlü fizikçilerin kullandığı lavabo. Evet kelimenin tam anlamı ile lavabo. Hani tuvalet demek istiyorum da kibarlık ediyorum değil, elimizi yıkadığımız lavabo. Fizik severlerden bolca ziyaret alıyor.

Leiden Formül Duvarları: Eski üniversite dedik, Einstein dedik.. bilim sever ve duvarlara yazı yazmayı sever bu şehirde 6 farklı binanın dış cephesinde kocaman fizik formülleri yazılı. Hepsini google maps’ten bulabilirsiniz. En popülerleri olan Einstein’ın denklemi Lange Sint Angietenstraat’ta.

Leiden Taşları: Beyaz, kırmızı ve mavi renklerde Leiden sokaklarında üç farklı noktada yere gömülü gözüken devasa taşlar. Şiirleri farketmek için etrafı kafayı kaldırıp binalara bakmak gerektiği gibi taşları görmek için de yere bakmak gerekiyor. İkilem.. 🙂 Neyse efendim ortaçağda Leiden’in farklı bölgelerini anlatmak için kullanılmışlar. Günümüzde nostaljik..

Coffee Shoplar: Aklınızdan bu şehirde coffee shop var mı acaba? diye geçmiş olabilir. Evet Leiden’de coffee shoplar var yalnız akşam üstü 5 gibi açılıyorlar not etmekte fayda var.

Şimdi söz sizde. Leiden’i sevdik mi? Amsterdam’dan günü birlik planlara ekler miyiz? Başka önereceğiniz noktalar nelerdir? Mutlaka yorumlarınızı bekliyorum.

ps: meraklısına Leiden’deki ve Amsterdam’daki tüm instagram story/hikayelerimin hepsi profilimde (zeyneppcans) highlight olarak sonsuza kadar bizlerle

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bumerang - Yazarkafe