45 Günlük Temiz Beslenme Kürü – İyi, Kötü ve Çirkin Zamanlar

0
shares
Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+
Bu Nedir?

Ocak ayında yeni yıla girmenin motivasyonu ve vergi kesintisi daha az olan maaşımla, uzun süredir istediğim endokrinoloji ve metabolizma kontrolü hediye ettim kendime. Amacım check-up misali etraflıca bir kontrolden geçmekti. Bir de kendime göre en doğru beslenme düzenini bulmaktı. Yani kan, idrar vb testlerime göre ne tür besinler benim için iyi ne türleri kötü bulmaktı. Belki ufak bir kür yaparım, vücuduma yatırım olur diyordum. Diyordum da. Bu işlere girişmeden başıma gelecekleri tahmin edemezdim… Yapılan testler sonucu bağırsağımda biraz geçirgenlik olma ihtimali tanısı çıktı. Çok basit anlatırsam: yediğim gıdalardaki yağ (kolesterol), şeker (diyabet) vb maddeleri kanıma geçirebilirdi. Tam “kesin geçirgenlik var” teşhisi konmasa da, ben ciddi şekilde panik oldum ve kırmızı alarmla kriz ilan ettim. Bağırsak geçirgenliğini onaracak, pek çok besinin yasak olduğu ve bol takviye alacağım 45 günlük temiz beslenme kürüne başladım.

Yasakları esnetmeyi, arada “cheat meal” dedikleri zararlı ama ödül niyetine öğünler yapmayı, alkol almayı vb. aklımın ucundan geçirmedim. Sağlam korkmuştum çünkü! İyi ki de böyle yapmışım. En önemli kazancım hayatta pek çok şeyin sağlam psikolojik güç gerektirdiğini bir kez daha görmek oldu. En önemlisi sadece görmeyip bu gücümü kendi üzerimde denedim. Beni yakından tanıyanlara göre (hatta eşimin deyişiyle) hayattaki en zor şeydi şu 45 günü geçirmem. Dürüst olmak gerekirse: abarttıkları kadar da zor değildi!! Evet zaman zaman zordu ama aslında ödülleri ve kazandırdıkları çok daha büyüktü..

Baştan Başlıyorum Anlatmaya..

görsel: dr axe

Öncelikle şunu söylemek isterim: Arkadaşlar ne yapın edin, kaç yaşında olursanız olur bir endokrinoloji ve metabolizma uzmanına gidin. Şikayetiniz olmasa da gidin. Bağırsaklar ve metabolizma o kadar önemli ki… 45 gün boyunca karnım hiç şişmeyince, cildim aşırı düzelip neredeyse hiç sivilce çıkmayınca, düzenli spor yapmama karşın azıcık da olsa gitmeyen selülitler iki haftaya yok olunca (!!), uykumu bir saat azaltmama karşın daha enerjik hale gelince, daha az sürede daha çok iş halleder, kafam daha iyi çalışır ve mutluluk seviyem her zamankinden yüksek olunca anladım önemini!

Bu dönemde bana en çok sorulan soru kaç kilo verdiğimdi. Soruya cevabım sizleri pek tatmin etmeyebilir: sadece 3 kilo verdim. 53’ten 50’ye indim.  (toplam ağırlığımın %6’sı) Ancak bir gram bile vermesem benim için sorun yoktu, çünkü kilo verme dışındaki yukarıda cümlelerce saydığım tüm pozitif değişimler beni fazlasıyla tatmin etti. Bağırsak ve metabolizma sağlığının, hayat kalitesini ne kadar etkileyebileceğini gösterdi. Temiz beslenmeyi 45 günlük bir kür gibi değil, hayatın büyük kısmına yaymam gerektiğine ikna etti.

Beslenme ve gıda intöleransı konularında kabaca iki ekol var. Biri pinner test gibi kandan örnek alarak gıda intölerans testleri. Ancak bu testler dönemsel/fazla tüketilen gıdalar/hormonlar vb’ye göre farklı zamanlarda farklı sonuçlar verebiliyor. Bir de çok spesifik intölerans listesi veriyorlar. Misal benim için bir kaç örnek: ayçiçeği, lime limonu, şili biberi… Diğer tür testler ise dışkıdan örnek alan testler. Bu testler daha geniş resme bakıp misal çölyak mısınız, laktoz (süt) intöleransı var mı gibi bakıyor. Limona, patlıcana, şili biberine intölerans var gibi nokta atışı tahminler vermiyorlar.

Gıda ve ideal beslenme testleri radarınızda olmasa da ikinci tür testleri yaptırmakta fayda var. Bağırsağınızda olmaması gereken bakteri, mantar vb var mı bakılıyor. Olması gereken faydalı bakteriler azaldıysa da takviyelerle destekleniyor. Bir de sağlıklı insanda dışkının asidik, idrarın ise bazik (alkali) olması gerekiyor. Metabolizma iyi işliyor mu diye bu açıdan da bir baktırmak gerek. Tamam, artık yazının devamında daha fazla dışkı-idrar-kan demeden ilerleyeceğim. Söz..

Kişiye Özel Beslenme Listesi

kahveye eklediğim hindistan cevizi yağı: birazdan detaylı anlatacağım ve bağırsak duvarını onaran mucize sıvı!!

Tüm testlerim yaptıldıktan sonra 45 günlük temiz beslenme kürü uyguladığım dönemde sakınacağım besinler belirlendi. Saymadan önce altını çize çize belirtmek isterim: bu yasaklı besinler tamamen benim testlerime göredir. Temiz beslenme kürü yapacak kişiler bu listeyi alıp uygulasın diye bir şey yok. İçlerinden bazıları benim metabolizmamı göçertirken, başkası için en faydalı gıda olabilir. Bana yasak olanlar: her türlü tahıl (buğday, çavdar, yulaf.. hepsi), her türlü baklagil (mercimek, fasülye, kinoa vb), şeker ve şekerli her şey, tüm süt ürünleri (peynir, yoğurt, krema vb), çikolata, domates (benden başkasında çıktığını görmediğim domatesin mesela), patlıcan, goji berry (zaten her gün yerdim sanki. sdjdhj), pirinç, patates ve havuç, alkol, kuru yemiş (bu arkadaşlar da aynı anda test yaptırdığımız hiç kimsede çıkmadı), ay çiçeği yağı ve muz/elma/ananas/mango/hindistan cevizi harici tüm meyveler.

Zaten bu liste çıkınca endokrinologumun yüzü düştü. İçinden “ne yiyecek bu kız?” demiştir. Neyse ki benim moral ve motivasyonum yüksekti. Bol bol balık, organik tavuk, organik yumurta yeşil sebze ve zeytinle hallederim diye düşündüm. Ancak doktorun “bu işin altından kalkılmaz. ille de diyetisyene git” ısrarları ve bu konuyu tartışmaya bile açmaması yüzünden diyetisyene gittim.

45 gün boyunca en içli dışlı olduğum gıdalar: deniz ürünleri, organik yumurta, zeytin, sade kahve ve çörek otu =)

Merhaba Diyetisyen, Keşke Hiç Gelmeseydim!

Beslenme konusunda normalin üzerinde (tamam itiraf edeyim, normalin ÇOK üzerinde) meraklı ve ideal kiloda olan biri olduğum için yolum diyetisyene/beslenme uzmanına düşmemişti. Ne beklemem gerektiğini bilmiyordum. Yasaklı olmayan besinlerle, beni hayata küstürmeyecek çeşitlilikte bir beslenme planı yapar ve ufkumu açar. Bir de kilomu, yağ oranımı vb ölçer herhalde diyordum.

Ancak üç acı gerçekle karşılaştım: 1)bana kendi kendime hiç para harcamadan da planlayabileceğim gibi “balık, tavuk, kuzu eti, kış sebzeleri, zeytin vb ye” dedi. beklentilerimin ötesinde tek bir şey demedi. 2)görüşmemiz sırasında beş dakika önce iyidir/yap/ye dediğine, beş dakika sonra kötü diyordu…hiç güven vermedi. 3)45 günlük süreç boyunca haberleşeceğimizi ve sorularım olursa mail atmamı söyledi. maillerimin hiç birine dönmedi! Sadece bir defa asistanına ulaşabildim. Sorularım için randevu almamı ve baştan vizite ücreti ödememi istedi.

Tutarsız cevaplardan ve sürekli bir ton para vereceğim görüşmeye çağırmasından bezdiğim için ek soru sormadan ilk liste ile dümdüz ilerledim. Beni özellikle bu diyetisyene yönlendirdiği için endokrinologuma da içerledim. Sanki ortak çalıştıkları Wellness Center’da bir ciro yapma, havadan para kazanma taktiğine kurban gitmişim gibi hissettim. Tabii ki diyetisyenler kötüdür, gereksizdir, gitmeyin demiyorum. Ancak kendi gittiğimi şiddetle önermiyorum. O yüzden doktor/diyetisyen ismi vermeden bu 45 gün nasıl geçti ona ilerleyelim…

45 Günlük Temiz Beslenme Kürü Başlıyooor!

Tüm testler, muayeneler ve yasaklı besinler belirlendi. Sabah – öğlen – akşam hangi besinlerden yiyeceğimin listesi de yapıldı. Geldik en zor kısmına: o 45 günlük temiz beslenme kürüne başlamak. Bu kürün bağırsak sağlığında etkisini görmek için bir defa bile bozmamak gerekiyor. Böyle önemli bir süreci ciddiye alıp Pazartesi gününe denk gelen 15 Ocak tarihine denk getirdim. Küre başlamadan önce de 5 günlük bir Amsterdam seyahati patlatıp son bir kez çılgınca içimden gelen gelmeyen ne varsa yedim. (bkz: 100 maddelik Amsterdam yeme içme rehberlerim 1 ve 2).

Takvimler 15 Ocak 2018’i gösterdiğinde aşağıdaki tipte beslenme düzenime, 45 gün bir saniye bile bozmamacasına başladım:

  • Tüm öğünlerden önce bağırsak duvarını onaran organik elma sirkesinden 2 yemek kaşığı.
  • Gene bağırsak duvarını onaran hindistan cevizi yağı, kreması, suyu ve meyvesinden bol bol tüketimi.

Sabah Kahvaltısı: 1) yumurta, yeşillikler, zeytin. veya 2)muz/hindistan cevizi/ananas/mango meyvelerinden biri ve hindistan cevizi yağlı filtre kahve

Ara Öğün: 1)hindistan cevizi yağlı türk kahvesi ve/veya 3 adet keçi boynuzu veya yarım muz/bir dilim ananas

Öğle Yemeği: 1)organik tavuk/hindi veya mevsim/deniz balıkları ve sebze veya  2)kuzu öncelikli kırmızı et ve sebze

Ara Öğün: meyve yok.  hindistan cevizi yağlı türk kahvesi ve/veya 3 adet keçi boynuzu

Akşam: 1)öncelikli olarak mevsim balıkları/karides ve sebze 2)organik beyaz et ve sebze

Listede gördüğünüz gibi “temiz” olmayan şeker; glüten, doymuş yağ içeren tek besin yok. Aslında vücudun tüm besin, vitamin, mineral vb ihtiyaçlarını karşılayacak her şey var. Gene de göz doldurmuyor liste! Evet, farkındayım!

En Zoru: İlk İki Haftayı Atlatmak

Elimde listem, yanımda elma sirkem ve hindistan cevizi yağım ile başladım 45 günlük küre. O ilk gün Pazartesi günü listemdekilerden yiyip hiç doymadığıma ve tüm süreç boyunca aç gezeceğime kanaat getirmiştim. Bir de tüm sürece acemi olduğum için çantamda atıştırmalık temiz tek bir şey yoktu. İş yerinde, girdiğim ortamlardaki yiyecekler bana yasaksa aç kalıp içine hindistancevizi yağı boca ettiğim kahvemi yudumluyordum nevrotik bi’ tavırla.

İlk hafta o kadar zor geçti ki!! Hiç abartmıyorum, moralim yerlerdeydi. Başıma açlıktan ağrılar girmesi, psikolojimin alt üst olması, geçen zaman yüzdesini hesaplayıp umutsuzluğa kapılmam, insanlarla değil konuşmak kimseyi görmek bile istememe hali, yemek fotosu göreceğim diye instagrama girmeye korkmam… Liste uzar gider. Bu işe bir müdehale edilmese delirebilirdim.

Bu kürü yapan insanlar nasıl yapıyor diye yabancı bloglara sardım. Bir kez daha hayattaki pek çok konuda olduğu gibi aradığım cevapları çok sevgili google sayesinde buldum. Bir kere ben her şeyi yanlış yapıyormuşum. Yemeklerimi haftalık planlamam, çeşitlendirmem, türlü baharatlarla lezzetlendirmem, atıştırmalıklarımı (zeytin, ananas, muz, keçi boynuzu vb) 7/24 yanımda taşımam, günlük içtiğim su yeterli midir takip etmem ve gücümün düşmemesi için sporu asla ve asla aksatmamam gerekmiş. (Bana niye bunları demedin zalım diyetisyen?)

en sevdiğim icat: buharlı pişirici (sebzeleri diri sevenler için mükemmel buluş)

Nasıl Atlattım?

Ben tam tersine bütün gün aç kalıp, eve kolumu kaldıramayacak halde geliyordum. Araştırıp öğrendikçe işler yoluna girmeye başladı. Kendime sağlıklı yemekler yapma becerim ve yaratıcılığım gelişti. Tavuk-balık-et çeşitliliğini daha iyi dengeler oldum. İş yerindeki yemekler bana uymazsa diye konserve balık, avokado taşımaya başladım yanımda. Evde yiyeceğim sebzeleri renk renk alıp (#eatyourrainbow dedikleri) daha çeşitli yemeye başladım. Kırmızı soğanın yanına eklendiği her şeye (kabaktan, ananasa her şeye!) yakıştığını keşfettim. Un yerine hindistancevizi unu, süt yerine filtre kahve kullanarak Pazar kahvaltısı krepleri bile yaptım.

İlk haftaları atlatıp; öğün planlama ve spora  geri dönme işlerini başarınca her şey önce normale döndü. Sonra normalden de iyi oldu! 14-15. günden sonra artık gün saymadığımı ve acı çekmediğimi fark ettim! Yazının başında bahsettiğim karnımın dümdüz olup hiç şişmemesi, selülitlerin geçmesi, yüzümde artık hiç sivilce çıkmaması, doğal bir şekilde daha geç yatıp aynı saatte enerjik kalkmam ve harika bir ruh hali gibi güzel gelişmeler de bu dönemde oldu.

Hiç mi yemek yeme atağı yaşamadım? 45 günlük temiz beslenme kürü süresince bir defa aşırı yemek yeme isteği ile çıldırdım. Bir oturuşta 800 gram kuzu pirzola (yasak değildi) yedim. (Bülent Ersoy’a selamss) Sonra da 12 saat boyunca fenalık geçirdim. Bu bana ciddi ders oldu. =)

Alkolsüz Bir Cumartesi Gecesi Mümkün mü?

Karnım doyduğuna ve spora geri döndüğüme göre artık sosyal hayata da karışabilirdim. Arkadaşlarım içkilerini içip eğlenirken ben kahvemi yudumlayıp, fotolarında asla gülmeyen Victoria Beckham gibi hisettim kendimi bir süre. İçtikleri içkileri koklayıp (en güzel kokan şarap şiraz), 45 günün biteceği Mart başını hayal ettim. Bir de süreç boyunca bol bol araba kullanıp Taksim-Bomonti civarını ve buradan türlü yoldan eve gelmeyi öğrendim.

Pek çok barda kahve veya sıcak içecek servis edilmiyor. Kahve makinesi olanları gönlümde ayrı bir yere koydum. Bir de haftada bir gün içip eğlenmek isteyen insanları derin ve ağır muhabbetimle muhtemelen oldukça darladım. =) Başlıktaki soruma dürüstçe cevap vereyim: Alkolsüz bir Cumartesi gecesi mümkün… ama keşke olmasa.

Bu 45 günlük kür boyunca lahmacun, tatlı vb hepsi bir yana en çok bir şeyler içmeyi özledim…

Sonra Günlerden Bir Gün – 45 Gün Bitti!!

O 46. günde öğle ve akşam yemeklerinde kendime izin verdim. Canım ne istediyse yedim: lahmacun, patates kızartması, hamburger ve bira. Hızımı alamadım bardaklarca Jack & coke içtim. (3er duble fln…) Bir de antep fıstıklı dondurma patlattım. Midem baya kötü oldu ancak hemen sızıp uyuduğum için ucuz atlattım.

Peki Bundan Sonra Ne Olacak?

47. günün sabahında baş ve mide ağrısıyla uyanınca zaten bir süredir bildiğim bir şeyi kendime itiraf ettim. Bu 45 günlük temiz beslenme bir defa yapılacak, sihirli bir kür değildi. Eksiksiz bitirdiğim için madalya alıp, artık ölümsüz ve hastalanmaz olmayacaktım. Bundan sonraki tüm günlerde yol haritam olması gereken bir düzendi. Başta buğday olmak üzere tahıllar ve tüm süt ürünleri ile metabolizmam uyuşmuyordu. Bol ve renk renk sebze yemek evrensel olarak sağlıklı kabul edilen bir şeydi. (ikigai okuyanlar onaylayacaktır) Kaliteli beyaz ve kırmızı etten protein almak da öyle. Kür bittiği için baklagillere de izin vardı artık…

Kendi 47. gün ve devamı kuralımı şöyle yazdım: tüm günler, tüm öğünler temiz beslenme.  haftada sadece 1 öğünde  zararlı bir şeyler yemeye izin. alkol ise 2 kadehi geçmeden haftada 1 veya 2 defa. arpa (tahıl) içeren çok sevdiğim birayı limitleyip şarap vb içkilere yönelmece.

Bu kurallara uyacağımdan ve gelecekten umutluyum. Nisan sonunda yeniden endokrinolojiye kontrole gidiyorum. Doktor, zaten tam teşhis konulamayacak kadar az olan bağırsak geçirgenliğimin tamamen bittiğine emin. Benim şiddetli isteğim üzerine kan değerlerimi kontrol edecek. O zaman 8484940. kez endokrinoloji ve metabolizma uzmanına gidin dedikten sonra yarın iş yerinde tüketeceğim ara öğün meyvelerimi çantaya atmaya gidiyorum…

Şimdi söz sizde – Kendi metabolizmanıza hangi besinler iyi hangileri değil merakta mısınız? Yediğinizde iyi hissetmediğiniz neler var? Yakın zamanda endokrinolojiye gitmeyi düşüneneler?45 gün temiz beslenme kürü hakkında ne düşündünüz? Mutlaka yorum bırakın.

ps: beni ve temiz beslenme maceramı takip etmek için instagram adresim: zeyneppcans

süreç başından beri düzenli story/hikaye yapıp instagram profilime sabitledim  “Sağlıklı” başlığından tüm yolculuğu story olarak izleyebilirsiniz. =)

Facebook Paylaş
Twitter Paylaş
Google+ Paylaş
LinkedIn Paylaş
Pinterest Paylaş
StumbleUpon Paylaş
+

8 Comments

  1. Aylin
    Mart 6, 2018 / 8:39 pm

    Uzun zamandır temiz beslenmeyi nispeten uygulamaya çalışmış ama bir türlü tam anlamıyla başaramamış, bir türlü endokrinoloji uzmanına gidememiş biri olarak (doktora gitmeyi sevmemekten) 45 günü tamamlamanıza sevindim. Hikayenizi duymak güç verdi. Devamını getirmeniz/getirebilmemiz dileğiyle

    • zeynepcansoylu
      Yazar
      Mart 7, 2018 / 4:19 pm

      çok teşekkürler güzel yorum için!

      bir daha söyleyeyim: endokrinolojiye bi’ gidiverin =))

  2. Burcu
    Mart 7, 2018 / 7:43 am

    Yazı çok güzel olmuş, yıllık endokrin kontrolleri şart gerçekten. Ben de son kontrolde çıkan insülin direncimi yenmeye çalışıyorm şimdi:) ahh bir de spor düzeninizle ilgili yazı gelse, ilham alsak oradan da😊

    • zeynepcansoylu
      Yazar
      Mart 7, 2018 / 4:20 pm

      tamamdır – mesajı aldım!! 🙂

      insülin direncini yeneceğinize şüphem yok. in paleo we trust diyorum =)

  3. Pelin Yucesoy
    Mart 7, 2018 / 9:27 am

    şimdi ben bu yazıya bayıldım da nasıl bir gaza geldim belli değil! ben doktora/hastaneye gidip ne dicem? ne istiyorum dicem?

    • zeynepcansoylu
      Yazar
      Mart 7, 2018 / 4:24 pm

      haha çoook tatlısınız yaaa!! =)

      endokrinoloji uzmanına gidip varsa bir kaç genel şikayetiniz.. benim durumumda 30 yaşına gelmeme karşın sivilce çıkması, tahıl yediğimde halsizlik vardı. şikayetiniz yoksa da genel bir kontrol ve testler (kan/idrar/dışkı) istediğinizi söyleyin. bu arada herkese illa 45 günlük kür yap sonucu çıkacak diye bir şey yok. benim durum biraz bağırsak geçirgenliği diye yazdım. benle bir aynı doktora giden arkadaşıma bir takım vitamin takviye vb verip 45 günlük kür vermeden yolladı… yani çok da büyük diyet beklentisi ile gitmeyin. sevgiler =))

  4. Nisa
    Mart 7, 2018 / 4:44 pm

    Merhaba, öncelikle yazınız için çok teşekkürler. Benzer sıkıntıları yaşayan birisi olarak aklımdakileri netleştirmemi sağladınız. Eğer bir sakıncası yoksa doktor ve diyetisyeninizin adını öğrenebilir miyim?

    • zeynepcansoylu
      Yazar
      Mart 7, 2018 / 4:46 pm

      bence güvendiğiniz/hep gittiğiniz bir hastanedeki endokrinoloji uzmanına gitseniz yeterli. özellikle isim vermek, yönlendirmek istemem.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir